Fıtrat dini olan İslâm insan tabiatına uygun esaslar koymuş; maddî ve manevî gereksinimleri çerçevesinde eğlenme ihtiyacını da dikkate almıştır. Bu bağlamda spor oyun veya eğlence gibi meselelerde İslâm’da asıl olan mubah olmaktır.
Zekâ taktik ve strateji oyunu olan satranç hakkında İslam âlimleri bir takım gerekçelerle farklı görüşler ileri sürmüşlerdir. Âlimlerin bir kısmı satrancı kumarla ilişkilendirip caiz olmadığını söylerken (bk. Kâsânî Bedâîu’s-sanâi‘ 5/127; İbn Kudâme el-Muğnî 10/171; Bâcî el-Münteka 7/278) diğer bir kısmı ise dinen sakıncalı unsurlar barındırmaması ve fesada vesile edilmemesi şartıyla caiz olduğu görüşünü benimsemişlerdir. (bk. İbn Âbidîn Reddü’l-muhtâr 6/394-3; İbn Nüceym el-Baḥrü’r-râʾiḳ 7/91; Zekeriyyâ el-Ensârî Esne’l-metâlib 4/343; Mâverdî el-Ḥâvi’l-kebîr 17/178-179; İbnü’l-Hâcib Câmiʿu’l-ümmehât 566; İbn Abdülber et-Temhîd 13/181) Bu bağlamda satranç oynamakla ilgili kaynaklarda yer alan rivayetler ise satrancın mutlak anlamda caiz olmadığına hükmedilecek kuvvette değildir. (Dârekutnî ʿİlelü’l-ḥadîs̱ 2/504 [906]; İbnü’l-Cevzî el-ʿİlelü’l-mütenâhiye 2/783 Münzirî et-Terġīb ve’t-terhîb 4/24 [4638]; Zeylaî Nasbü’r-râye 4/274-275)
Netice itibariyle satranç oynamak caizdir. Ancak bu oyun kumara aracı kılınmamalı dinî ve dünyevî yükümlülükler ihmal edilmemeli taraflar arasında kin ve nefrete yol açacak tutumlardan uzak durulmalıdır.