Karşılıklı olarak hediyeleşmek insanlar arasında sevgi ve saygının oluşmasına katkı sağlar. Nitekim Hz. Peygamber (s.a.s.) “Hediyeleşin ki aranızdaki sevgi artsın.” (Muvatta’ Hüsnü’l-huluk 16) buyurmuştur. Ancak yetkili makamlarda bulunan kişilerin bu göreve gelmeden önce aralarında hediyeleşme âdeti olmayan kişilerden her ne ad altında olursa olsun; hediye ve bağış kabul etmeleri câiz değildir. Zira bu durum rüşvet olarak değerlendirilebilir (Merğinânî el-Hidâye 3/103; Mevsılî el-İhtiyâr 2/86).
Hz. Peygamber (s.a.s.) idari makamlarda bulunanlara verilen hediyelerle ilgili olarak; “Yetkililerin aldığı hediyeler ganimetten aşırmak (kamu malını zimmetine geçirmek) gibidir.” (Beyhakî es-Sünenü’l-kübrâ 10/233 [20474]) buyurmuştur. Yine Resûlullah (s.a.s.) zekât toplamakla görevlendirdiği memurunun hediye aldığını işittiğinde; “Benim gönderdiğim bir görevliye ne oluyor ki: ‘Bu zekât malıdır; bu da bana hediye edilmiştir.’ demektedir! Bu kişi babasının (yahut anasının) evinde oturup kalsa acaba kendisine hediye verilir miydi? Allah’a yemin ederim ki sizden biriniz o zekât malından bir şey alırsa kıyamet gününe o malı boynunda taşıyarak gelecektir.” (Müslim İmâre 26 [1832]; bkz. Buhârî Eymân 3 [6636]) buyurarak kişinin yetkili bir makamda bulunmasından dolayı hediye almasının câiz olmadığını ifade etmiştir.