Hz. Peygamber (s.a.s.) “Kim Allah için hacceder de (Allah’ın rızasına uymayan) kötü söz ve davranışlardan ve Allah’a karşı gelmekten sakınırsa annesinden doğduğu günkü gibi (günahlarından arınmış olarak hacdan) döner.” (Buhârî Hac 4 [1521]; Müslim Hac 438 [1350]) buyurmaktadır. Bu hadis muteber hadis kaynaklarında yer almaktadır. Bu ve benzeri hadisleri gerçek anlamında anlamak mümkün olduğu gibi hac ibadetinin önem ve faziletini vurgulamak ve bu vecibeyi ifaya teşvik olarak değerlendirmek de mümkündür. Bir başka hadiste; “Hacılar ve umre yapanlar Allah’ın (evinin) ziyaretçileridir. Kendisine dua ederlerse dualarına icabet eder O’ndan bağışlanma dilerlerse onları bağışlar.” (İbn Mâce Menâsik 5 [2892]) buyrulmaktadır. Benzer ifadeler başka ibadetlerle ilgili olarak da kullanılmıştır. Mesela “Beş vakit namaz cumadan cumaya (kılınan cuma namazı) Ramazan’dan Ramazan’a (tutulan Ramazan orucu) büyük günahlardan uzak kalındığı sürece arada işlenen küçük günahların bağışlanmasına vesiledir.” (Müslim Tahâret 16 [233]); “Her kim Ramazan’ı (farz olduğuna) inanarak ve ecrini de umarak oruçla geçirirse daha önce işlediği günahları bağışlanır.” (Buhârî Îmân 28 [38]; Savm 6 [1901]; Fazlu leyleti’l-kadr 1 [2014]; Müslim Salâtü’l-müsâfirîn 175 [760]) buyrulmuştur.
Bu hadislerden anlaşılması gereken; -namaz oruç zekât gibi farzları terk etmek; içki kumar zina hırsızlık adam öldürme gibi haramları işlemek anlamına gelen büyük günahlardan uzak kalındığı sürece- küçük günahların belirtilen iyi ameller vesilesiyle affedileceğidir.
Kişilerin namaz oruç zekât borçlarını kaza etmeden kul haklarını ödemeden veya helalleşmeden bir hac yapmakla tamamen günahsız olacağını düşünmek çok da doğru görünmemektedir. Ayrıca büyük günahlar ancak tövbe ve istiğfarla bağışlanabilir.