Hac ve umre için kutsal topraklara giden Müslümanların Medine-i Münevvere günlerinde Allah Resûlü’nün (s.a.s.) kabr-i saâdetini ziyaret etmesi ve Mescid-i Nebevî’de namaz kılması Peygamber sevgisini ve ona bağlılığı kuvvetlendirmenin önemli bir vasıtasıdır. Bu itibarla Medine-i Münevvere’de kalınan süre içinde beş vakit namazın Mescid-i Nebevî’de kılınmasına özen gösterilir. Nitekim Hz. Peygamber (s.a.s.) “Evimle minberimin arası cennet bahçelerinden bir bahçedir ve minberim havzımın üzerindedir.” (Buhârî Fadlu’s-salâti fî Mescidi Mekke ve’l-Medîne 5 [1196]; Müslim Hac 502 [1391]; Ayrıca bk. Ahmed b. Hanbel el-Müsned 2/534 [10921]; 6/289 [2651]; Nesâî Mesâcid 7 [696]) buyurmuş ve Mescid-i Nebevî’de kılınacak bir namazın Mescid-i Harâm hariç diğer mescitlerde kılınan bin namazdan daha faziletli olduğunu bildirmiştir. (Buhârî Fazlü’s-salât 1 [1190]; Müslim Hac 505-506 [1394]) Bu fazilet Mescid-i Nebevî’nin sadece Ravza-i Mutahhara kısmına has olmayıp mescidin tamamına şamildir. Nitekim Hulefâ-yi Râşidîn döneminden beri Mescid-i Nebevî defalarca genişletilmiş ve müminler asırlardır bu genişletilen yerlerde aynı ihtimamla namaz kılmaya devam edegelmişlerdir.
Kabir ziyareti ve özellikle Peygamberimizin (s.a.s.) kabrini ziyaret konusunda birçok hadis bulunmaktadır. (Muvatta’ Tahâret 28 Müslim Cenâiz 102 [974]; Beyhakī Sünen-i Kübrâ 5/403 [10273-10274]; Şuabü’l-îmân 6/46 [3855]; Dârekutnî es-Sünen 3/333 [2693]; 6/474 [2727]) Bu rivayetleri değerlendiren İslâm âlimleri Resûlullah’ın (s.a.s.) kabr-i saâdetini ziyaret etmenin en faziletli menduplardan olduğunu ifade etmişlerdir. (Mevsılî el-İhtiyâr 1/175)
Buna göre Medine’de bulunan kimseler mümkünse Peygamberimizin Ravza’sında imkân olmaması hâlinde Mescid-i Nebevî’nin herhangi bir yerinde namaz kılarlar ve Peygamberimizin (s.a.s.) kabr-i saâdetini ziyaret ederler. Fakat bilinmelidir ki Ravza-i Mutahhara’da namaz kılmak ve Allah Resûlü’nün (s.a.s.) kabrini ziyaret etmek haccın veya umrenin farzı vâcibi veya sünnetlerinden biri değildir. Dolayısıyla haccın veya umrenin tamam olması Mescid-i Nebevî’de namaz kılmaya veya Hz. Peygamber’in (s.a.s.) kabr-i saâdetini ziyaret etmeye bağlanamaz. Bu itibarla bunları yapmadan Medine’den ayrılmak durumunda kalanların hac veya umre ibadetlerinde herhangi bir eksiklik olmaz.