Uzman olmak için Şimdi başvurun.
✕Değerli kardeşimiz
Meleklerden bahseden hadisler çoktur; bunlardan bir kısmı şöyledir:
Rasûlullah (s.a.s) hafaza meleklerinin vazifelerini anlattığı bir hadiste şöyle buyurur:
"Bir Müslüman bir rahatsızlığa düşünce Allah onu koruyan hafaza meleklerine şöyle emreder: Kulumun her gün ve gecede yaptığı iyiliklerin sevabını ona bu hastalık müddetince yazın." (Dârimî Rikâk 56).
"Gece melekleri ile gündüz melekleri sabah ve ikindi namazlarında bir araya gelirler. Allah bu meleklere 'Kullarım ne yapıyorlar?' diye sorar. Melekler;'Onlara vardığımızda namaz kılıyorlardı ayrıldığımızda da namaz kılıyorlardı.' derler."(Buhârî Ezân 31 Mevâkit 16 Nesâî Salât 21).
Cebrâil (a.s.) her şekle girebilir. Peygamber Efendimiz (s.a.s.) onu biri vahyin başlangıcında Hıra'dan Mekke'ye gelirken diğeri Mirâc'dan dönüşte Sidretü'l-Münteha'da olmak üzere iki defa kendi aslî şekliyle görmüştür. (es-Saâtî el-Fethu'r-Rabbânî VIII 5).
Cebrâil (a.s.) bazan da insan kılığına girerek Rasülullah (s.a.s.)'a vahiy getirirdi. Bu durumda çoğu kez yakışıklı ve genç bir sahabî olan Dıhye el-Kelbî'nin sûretinde görünürdü. (Tecrid-i Sarîh Tercümesi IX 35).
Cebrâil (a.s.) İsrâ ve Mirâc hadîsesinde Rasûlullah (s.a.s.)'a Mekke'den Kudüs'e ve oradan Sidretü'l-Münteha'ya kadar eşlik etmiştir. (Buhârî Bed'u'l-Halk 6; Salât 1).
"İsrâfil'in birinci üflemesi ile yer ve gökteki bütün canlılar ölecek ve dünya hayatı sona erecektir. İkinci defa üflemesiyle de bütün canlılar dirilecek ve ahiret hayatı başlayacaktır. Sûr'un ilk üflenişine 'nefha-i ûlâ'; ikinci üflenişine 'nefha-i sâniye' denilir."
İsrâfil (a.s)'a Sûr'a üfüreceği için Sûr Meleği de denilmiştir. Peygamber (s.a.s)'e Sûr'un mahiyeti sorulunca şöyle demiştir: "Üfürülen bir boynuzdur."(Ahmed b. Hanbel II 196).
Peygamber (s.a.s); "İsrâfil Sûr'u tutmuş hazır bir şekilde kendisine ne zaman üfürmek için emredileceğini bekliyor." buyurmuştur (Taberî Câmiu'l-Beyân VII 211; İbn Kesir Tefsîru'l-Kur'âni'l-Azim Mısır t.y. III 276).
İsrâfil (a.s)'ın ve diğer meleklerin kadrinin yüceliğinden dolayı Hz. Peygamber (s.a.s) bazen onların ismi ile dua etmiştir. Hz. Peygamber (s.a.s) gece namazına kalktığında şöyle dua ederdi;
"Ey Allah'ım Cebrâil Mikâîl ve İsrâfil'in Rabbi göklerin ve yerin yaratıcısı gaybı ve şehâdet âlemini bilen. Sen kullarının arasındaki ihtilaflar hakkında hüküm sahibisin. Beni izninle ihtilaf edilen şeylerde hakka kavuştur. Sen dilediğini sırat-ı müstakim'e kavuşturursun." (Müslim Müsafîrûn 200)
Tirmizi'nin rivayet ettiği bir Hadis-i şerif'te Efendimiz (s.a.s) şöyle buyururlar:
"Muhakkak ki benim yer ehlinden iki vezirim gök ehlinden de iki vezirim vardır. Yer ehlinden iki vezirim Ebu Bekir (ra) ve Ömer (ra) gök ehlindeki vezirim ise Cibril (as) ve Mikâil (as)'dır."(Tirmizi Menakıb 16)
Hz. Peygamber (s.a.s) Medine'ye hicret ettiği zaman Fedek Yahudilerinden Abdullah İbni Suriya bir kaç kişiyle birlikte gelir ve bazı sorular sorar. Hz. Peygamber (s.a.s) onların sorularını cevaplandırır. Yahudiler cevapları olumlu bulurlar ve kabul ederler. Son olarak kendisine hangi meleğin vahiy getirdiğini sorarlar Hz. Peygamber (s.a.s)'de "Cebrail" cevabını verir. Yahudiler buna şiddetle itiraz ederler "O bizim düşmanımızdır." derler . Gerekçe olarak Cebrail'in "kıtal ve şiddet" Mikail'in ise "müjde ucuzluk bolluk" getirdiğini ileri sürerler.
Selam ve dua ile...
İslami Destek Sitesi