Mikail (a.s)`ın görevleri nelerdir;
Peygamberimiz (asm) ile görüşmüş müdür?
Hz. Mikail hakkında detaylı bilgi verir misiniz?
Değerli kardeşimiz
Hz. Mikâil (as) dört büyük melekten biridir. Tabiat olaylarına insanlara hayvanlara ve bitkilere rızka ve yağmura nezaret eden melektir. Kur'ân-ı Kerim'de adı bir yerde zikredilir:
“Kim Allah’a meleklerine peygamberlerine Cebrâil’e ve Mikâil’e düşman olursa bilsin ki Allah da inkârcı kâfirlerin düşmanıdır.” (Bakara 2/98)
Hayal edemeyeceğimiz kadar geniş olan göklerde hayat olup olmadığı meselesi pek çok insanın zihnini meşgul eder. “Semavat meleklerin birer menzili birer tayyaresi birer mescidi...” şeklîndeki tesbit meseleyi halletmektedir. Evet şu küçük dünyamızda hiçbir yeri canlılardan boş bırakmayan İlâhî kudret elbette o koca semayı boş bırakmamıştır. Melekler ve ruhaniler sema ülkesinin sakinleridir.
Melekler
• Alem sarayının seyircileri
• Kâinat kitabının mütalacıları
• Saltanat-ı rububiyetin dellalları
• Kâinattaki hayırlı işlerdeki kânunların temsilcileri nazırlarıdırlar.
İşte bunlardan biri olan Mikail (as) “Rezzakiyet arşının hamelesinden” olup yeryüzü tarlasında ekilen İlâhî san’atlara Cenab-ı Hakk’ın havliyle kuvvetiyle hesabıyla emriyle umumi bir nazır umum çiftçi-misal meleklerin reisidir.
Peygamber Efendimiz (asm) Mikail (as) ile bir çok kez görüşmüştür. Bedir Savaşı ve Miraç Mucizesinde görüşmeleri gibi. (Buharî Mağâzî: 18 Libas: 24; Müslim Fedâil: 46 47 no. 2306; Kadı Iyâz eş-Şifâ 1:361)
Bu kısa bilgiden sonra detaya gelince:
İslâm inancına göre meleklerin büyüklerinden olan Mîkâil’in ismi hem Kuran’da (Mîkâl Bakara 2/98) hem hadislerde geçmektedir.
Rivayete göre Hz. Peygamber’e bazı sorular soran bir grup yahudi bunlara cevap alınca bu defa kendisine vahyi kimin getirdiğini sormuşlar Cebrâil cevabını alınca selâmet ve bereket meleği ve kendilerinin koruyucusu Mîkâil’in aksine Cebrâil’i kendilerine düşman bildiklerini onun felâket ve sefalet meleği olduğunu söylemişlerdir.
Diğer bir rivayete göre yine yahudiler “Her peygamberin meleklerden bir dostu vardır; senin dostun hangi melektir?” deyince Resûl-i Ekrem “Dostum Cebrâil’dir ve Allah’ın gönderdiği bütün peygamberlerin de istisnasız dostu odur” cevabını vermiş bunun üzerine yahudiler “Eğer dostun ondan başka bir melek olsaydı sana tâbi olur seni tasdik ederdik” demişler “Cebrâil’i kabul etmeyişinizin sebebi nedir?” diye sorulunca da “O bizim düşmanımızdır” demişlerdir. (Taberî I 341; İbn Kesîr I 226)
Bunun üzerine şu ayetler nazil olmuştur: “De ki: Kim Cebrâil’e düşman ise bilsin ki müminler için hidayet ve müjde olan Kur’an’ı Allah’ın izniyle senin kalbine indiren odur. Kim Allah’a meleklerine peygamberlerine Cebrâil’e Mîkâil’e düşman olursa şüphesiz Allah da o kâfirlerin düşmanıdır” (Bakara 2/97-98)
Diğer bir rivayete göre Hz. Ömer bir gün yahudilerin beytülmidrâslarına gider ve onların Cebrâil hakkındaki düşüncelerini öğrenmek ister. “O bizim düşmanımızdır çünkü Muhammed’e bizim sırlarımızı veriyor. Ayrıca o şiddet zorluk ve azap meleği dostumuz olan Mîkâil ise kurtuluş hayır ve rahmet meleğidir” derler. Bunun üzerine Ömer “Bu iki melek ilâhî huzurda nerede yer alır?” diye sorar. “Cebrâil rabbin sağında Mîkâil solundadır ve aralarında düşmanlık vardır” cevabını verince Hz. Ömer “Eğer dediğiniz gibi ise onlar birbirlerine düşman olamazlar. Kim onlardan birine düşman olursa Allah’a da düşman olur” diyerek yanlarından ayrılır. Hz. Peygamber’in huzuruna gidince de yukarıdaki âyetin nâzil olduğunu öğrenir. Onun yahudilerle yaptığı konuşmadan vahiy yoluyla haberdar olan Resûl-i Ekrem “Ey Ömer rabbin senin sözüne muvafık âyet gönderdi” der. (bu ve benzeri birçok rivayet için bk. Müsned I 274; Taberî I 342-346; İbn Kesîr I 229; Âlûsî I 331)
Cebrâil ile Mîkâil’in Allah ile peygamberleri arasında elçilik yaptıkları bu çerçevede Mîkâil’in nübüvvetin ilk yıllarında Resûlullah’a vahiy getirdiği belirtilerek esas vazifesi vahiy getirmekten ibaret bulunan Cebrâil’in Resûl-i Ekrem’e daha yakın olduğu ayette Cebrâil’in önce zikredilmesinin ayrıca vahiy ile görevli oluşunun Mîkâil’den faziletli olduğunu gösterdiği nakledilir. (İbn Kesîr I 231-232; Âlûsî I 334)
Mîkâil Cebrâil Hârût ve Mârût ile birlikte Kur’an’da ismi zikredilen dört melekten biridir. Cebrâil ile Mîkâil’in özel isimleriyle anılması Allah katında kıymetli ve büyük meleklerden olduklarını gösterir. (Taberî I 349; Kādî Abdülcebbâr VII 177; Âlûsî I 333-334)
Diğer taraftan Resûlullah’ın gece namaza başlayacağı zaman ayrıca her namazın arkasından okuduğu dualarda Cebrâil’in ve Mîkâil’in adını anması bu meleklerin Allah katındaki üstün derecesini gösterir (Müsned VI 61 156; Müslim Salat 200; İbn Mâce ikamet 180)
Meleklerin çeşitli görevleri vardır. Bunlardan Mîkâil insan da dahil olmak üzere canlıların rızıkları dolayısıyla yağmurların yağması ve bitkilerin gelişmesi gibi işlerle görevlidir. (Mecmeu'z-zevaid 8/241-242 no: 13902; bk Mahmûd Muhammed es-Sübkî Menhel V 178)
Kuran-ı Kerîm’in dört suresinde önce Hz. İbrâhim’e gelip oğlu İshak’ın ve torunu Ya‘kūb’un doğacağını müjdeleyen ardından Hz. Lût’u ziyaret edip azgınlaşan kavmini helâk eden bir grup elçi melekten bahsedilir. (Hûd 11/69-83; Hicr 15/51-71; Ankebût 29/31-34; Zâriyât 51/24-37)
Cebrâil İsrâfil ve Azrâil ile birlikte Mîkâil’in de bunların arasında yer aldığı rivayet edilmektedir. (Taberî XII 42; İbn Kesîr III 563; Âlûsî XII 93)
Allah’ın üzerlerine yemin ettiği “mukassimât”ın (Zâriyât 51/ 4) O’nun işlerini taksim ve tevzi eden Cebrâil Mîkâil İsrâfil ve Azrâil gibi emir melekleri olduğu söylenmiştir. (Kurtubî XVII 21; Elmalılı VI 4527)
Bedir Gazvesi’nde müminlerin yardımına gelen melek ordusunun (Enfâl 8/9-12) kumandanlarından birinin Mîkâil olduğu rivayet edilmiştir. (Müsned I 147; Taberî IX 128)
Cebrâil ve Mîkâil’in Uhud günü beyaz elbiseli iki insan kıyafetinde Resûlullah’ın sağında ve solunda durup onu bütün güçleriyle korudukları da nakledilmektedir. (Müslim Fezail 46-47)
Hz. Peygamber’in bir hadisinde şöyle dediği rivayet edilmiştir: “Her peygamberin gök ehlinden iki yer ehlinden iki veziri olur. Benim gök ehlinden vezirlerim Cebrâil ile Mîkâil yer ehlinden vezirlerim de Ebû Bekir ile Ömer’dir” (Tirmizî Menakıb 17)
Hadislerde Mîkâil genellikle Cebrâil ve İsrâfil ile birlikte zikredilmektedir. (Müsned III 10; Ebû Dâvûd Huruf 1)
Resûl-i Ekrem’in;
- rüyasında Cebrâil ile Mîkâil’i kendisine cennet ve cehennemi gezdiren iki insan şeklinde (Müsned V 15; Buhârî Cenâiz 90; Bedü’l-halk 7)
- bir başka rüyasında onlardan birini başı ucunda diğerini ayağı ucunda durup kendisine bir darbımesel söylerken (Tirmizî Emsâl 1)
gördüğü rivayet edilmektedir.
İslâm’ın başlangıcında namazdaki teşehhüd esnasında “et-tahiyyât” yerine “... es-selâmü alâ Cibrîle es-selâmü alâ Mîkâîle ...” denilmekteydi. (Müsned I 382 413 427; Buhârî Ezan 148; İstizân 3)
Selam ve dua ile...
İslami Destek Sitesi