Değerli kardeşimiz
Bir öfke sonucu bir kızgınlık anında düşünmeden bu sözü söyleyen kişinin Allah’ın gücü ve kudreti konusunda en ufak bir bilgisinin olmadığı anlaşılıyor.
Bir kere Allah’ın gücünün ve kudretinin ne bir sınırı vardır ne bir hududu... Çünkü Allah’ın kudreti sonsuzdur sınırsızdır.
"Ve hüve alâ külli şey’in kadîr" yani "
Allah’ın her şeye gücü yeter" ifadesi Kur’an’da 40-50 yerde geçiyor.
"Her şey" derken bu ifadenin içine girmeyen kalmıyor. Allah’ın kendi zatı dışında varlık âleminde bulunan Allah tarafından yaratılmış olan aklımıza gelen gelmeyen bütün yaratıklar bu “her şey”in içindedir.
"Allah’ın şuna gücü yeter buna yetmez; şunu yapar bunu yapamaz; şu kişiyle baş eder bu kimseyle baş edemez" diye bir şey söz konusu olamaz.
Bu ifadeler bir insan olarak bizim için söylenebilir. Mesela ben 10 kiloyu çok rahat kaldırırım 20-30 kiloda biraz zorlanırım 50 kiloda çok zorlanırım ama 100 kiloyu asla kaldıramam.
Neden? Çünkü benim gücüm ve kudretim bellidir.
Nasıl bellidir? Çünkü benim gücüm ve kudretimde mertebeler vardır. Az önce verdiğimiz örnekte olduğu gibi…
Ama Cenab-ı Hak için ağır-hafif büyük-küçük az-çok aşağı-yukarı gibi kavramlardan söz edilmez.
Allah’ın kudreti karşısında bir sinekle dünyamızdan 1 milyon 300 bin defa büyük olan güneş aynıdır.
Minnacık bir sineği aynı kolaylıkla havada tuttuğu ve uçurduğu gibi koca güneşi aynı kolaylıkla uzayda tutar ve seyrettirir. İçinde milyarlarca yıldızın yer aldığı galaksiyi de aynı kolaylıkla uzayda gezdirir.
Yine bir insanı yaratmasıyla bütün insanları yaratması Allah’ın gücü açısından aynıdır. Âhirette bir insanı diriltmesiyle aynı anda bütün insanları diriltmesi arasında bir fark yoktur.
Kur’an bu konuda diyor ki:
"Sizin yaratılmanız da tekrar diriltilmeniz de tek bir kişinin yaratılıp diriltilmesi gibidir". (Lokman 31:28)
Yine İlahî kudreti bize anlatırken Kur’an şu âyeti hatırlatır:
"Onlar Allah’ı hakkıyla takdir edemediler. Oysa kıyamet gününde yeryüzü O’nun avucunda gökler de dürülmüş hal-de elindedir (kudreti içindedir)." (Zümer 39:67)
Kur’an özetle diyor ki: "
Allah her şey üzerinde dilediğini yapmaya kadirdir." (Kehf 18:45)
Her şey Allah’ın elinde her canlı Allah’ın idaresi ve iradesi altındadır.
"
Hiçbir canlı yoktur ki Allah onun alnından yakalamış olmasın" (Hud 11:56) âyetinde ifade edildiği gibi bütün canlılar sürekli olarak Yüce Allah’ın kudretiyle ayakta ve hayatta kalmaktadır.
"
Ahalisi zalim olan beldeyi Rabbin yakaladığı zaman işte böyle yakalar. O’nun yakalayışı gerçekten pek acı ve pek şiddetlidir” (Hud 11:102) âyeti ise âsi kavimleri peygamberlerin davetine karşı gelen azaptan başka bir yolla düzelmeleri mümkün olmayan zalim toplumları Cenab-ı Hakkın tarihin çeşitli dönemlerinde helak ettiğini ülkelerini yerin dibine geçirdiğini onları günahlar içindeyken yakaladığını ve en şiddetli azaba çarptırdığını anlatıyor.
İsrailoğullarını Firavun’un elinden İbrahim Aleyhisselama inananları Nemrut’un zulmünden Mekke halkını Ebrehe’nin hücumundan ve İslam’ın ilk yıllarında Müslümanları Ebu Cehil’in işkencesinden kurtardığı gibi her zaman ve her dönemde mazlumları zalimlerin zulmünden kurtarmış ve kurtarıyor.
Bu açıdan bilir bilmez biçimde olur olmaz yerde anlamlı anlamsız durumlarda ileri geri konuşup "
Allah gelse seni elimden alamaz" gibi sözlerin hiçbir değeri kıymeti ve anlamı yoktur.
Bu sözler söylenecek sözler olmadığı gibi şu veya bu şekilde söyleyen kimselerin söylediğine bin pişman olup bundan dolayı Allah’tan af dilemesi gerekir.
Selam ve dua ile...
İslami Destek Sitesi