Abdullah Parlıyan Meali
Öyle ki, göğün sırlarını çalmaya kalkışacak olanları, parlak bir ateş parçası izleyip kovalar.
Ahmet Varol Meali
Ancak kulak hırsızlığı yapan olursa onu da parlak bir ateş izler.
Ali Bulaç Meali
Ancak kulak hırsızlığı yapan olursa, onu da parlak bir ateş izler.
Diyanet İşleri Meali (Eski)
Fakat kulak hırsızlığı yapan olursa, parlak bir ateş onu kovalar.
Diyanet İşleri Meali (Yeni)
Ancak kulak hırsızlığı eden olursa, onu da parlak bir ateş takip etmektedir.
Diyanet Vakfı Meali
Ancak kulak hırsızlığı eden müstesna. Onun da peşine açık bir alev sütunu düşmüştür.
Elmalılı Hamdi Yazır Meali
Ancak kulak hırsızlığı eden şeytan hariç, onu apaçık bir alev sütunu takip eder.
Elmalılı Meali (Orjinal)
Ancak kulak hırsızlığı eden olur, onu da parlak bir şihab ta'kıb etmektedir
Hasan Basri Çantay Meali
Ancak kulak hırsızlığı eden (şeytan) vardır ki onun ardına da (bakanların) apaçık (gördüğü) bir ateş parçası düşmekdedir.
Hayrat Neşriyat Meali
Ancak kulak hırsızlığı eden olursa, onu da apaçık parlak (yakıcı) bir ateş parçası ta'kib eder.
Ömer Nasuhi Bilmen Meali
Ancak o ki, kulak hırsızlık etmiş olur. Artık onu da apaçık bir ateş parçası takip eder.
Suat Yıldırım Meali
16, 17, 18. Gerçekten Biz, gökte burçlar yarattık ve onları seyredenler için yıldızlarla süsledik. Hem onu kovulmuş her şeytandan koruduk. Ancak kulak hırsızlığı edenler olursa, onu da parlak bir ışık kovalar. [25, 61; 85, 1; 26, 212; 37, 8-10] {KM, Luka 10, 18}*
Şaban Piriş Meali
Ancak kulak hırsızlığı yapmak isteyen olursa onu parlak bir ateş kovalar.
İbni Kesir
Ancak kulak hırsızlığı yapan olursa; apaçık görülen bir ateş onu kovalar.
Seyyid Kutub
Ancak kulak hırsızlığına yeltenen bir şeytan olursa onu parlak ışıklı bir kayan yıldız kovalar.
Tefhim-ul Kuran
Ancak kulak hırsızlığı yapan olursa, onu da parlak bir ateş izler.
Yusuf Ali (English)
But any that gains a hearing(1953) by stealth, is pursued by a flaming fire, bright (to see).(1954)*
M. Pickthall (English)
Save him who stealeth the hearing, and them doth a clear flame pursue.