Abdullah Parlıyan Meali
de ki: “Belki de acele ettiğiniz azabın, bir kısmı ardınıza takılmıştır, fakat sizin haberiniz yok.”
Ahmet Varol Meali
De ki: "Belki de, çarçabuk gelmesini istediğiniz (azab)ın bir kısmı size ulaşmak üzeredir."
Ali Bulaç Meali
De ki: 'Belki de acele etmekte olduğunuzun (azabın) bir kısmı size yetişmiştir bile.'
Diyanet İşleri Meali (Eski)
De ki: "Acele ettiğiniz şeyin bir kısmı belki hemen başınıza gelir."
Diyanet İşleri Meali (Yeni)
De ki: “Belki de acele gelmesini istediğiniz şeyin bir kısmı size çok yaklaşmıştır.”
Diyanet Vakfı Meali
De ki: Çabucak gelmesini istediğiniz şeyin (azabın) bir kısmı herhalde yakında başınıza gelecektir. *
Elmalılı Hamdi Yazır Meali
De ki: "Çabucak gelmesini istediğiniz şeyin (azabın) bir kısmı herhalde yakında ensenize binecektir."
Elmalılı Meali (Orjinal)
De ki: «belki o ivdiğinizin bir kısmı ensenize binmiş bulunuyor»
Hasan Basri Çantay Meali
De ki: «Çabucak (gelmesini) istemekde olduğunuz (o azâb) ın bir kısmı ensenize binmek üzeredir».
Hayrat Neşriyat Meali
De ki: “Acele istiyor olduğunuz şeyin (azâbın) bir kısmı, belki size gelmek üzere olabilir!”
Ömer Nasuhi Bilmen Meali
De ki: «O acele istediğiniz şeyin bir kısmı belki de sizin ardınıza takılmış bulunmaktadır.»
Suat Yıldırım Meali
De ki: “Acele ile istediğiniz o azabın bir kısmı belki de ensenize binmek üzeredir. ”
Şaban Piriş Meali
-'Acele istediğiniz şeyin bir kısmının peşinizde olması ümit edilir', de!
İbni Kesir
De ki: Çabucak istemekte olduğunuzun bir kısmı ensenize inmek üzeredir.
Seyyid Kutub
Onlara de ki; «Bir an önce gerçekleşsin diye sabırsızlandığınız azabın bir bölümü belki de yanı başınızdadır.»
Tefhim-ul Kuran
De ki: «Belki de acele etmekte olduğunuzun (azabın) bir kısmı size yetişmiştir bile.»
Yusuf Ali (English)
Say: "It may be that some of the events which ye wish to hasten on may be (close) in your pursuit!"(3307)*
M. Pickthall (English)
Say: It may be that a part of that which ye would hasten on is close behind you.