Abdullah Parlıyan Meali
Ey Muhammed! Artık onlardan yüz çevir, onlara aldırma, onların başına gelecek olan Allah'ın azabını bekle, zaten onlar da zamanın belalarının, size gelmesini beklerler.
Ahmet Varol Meali
Artık onlardan yüz çevir ve bekle. Onlar da beklemektedirler.
Ali Bulaç Meali
Öyleyse, sen onlardan yüz çevir ve bekleyedur; gerçekten onlar da beklemektedirler.
Diyanet İşleri Meali (Eski)
Onları bırak, bekle; zaten onlar da senin akıbetini beklemektedirler.*
Diyanet İşleri Meali (Yeni)
Şimdi sen onlardan yüz çevir ve bekle. Şüphesiz onlar da bekliyorlar.
Diyanet Vakfı Meali
Artık sen onları bırak ve bekle. Zaten onlar da beklemektedirler.*
Elmalılı Hamdi Yazır Meali
Şimdi sen onlardan yüz çevir de gözet. Çünkü onlar da gözetmektedirler.
Elmalılı Meali (Orjinal)
Şimdi onlardan yüz çevir de gözet, çünkü onlar gözetiyorlar
Hasan Basri Çantay Meali
Artık onlardan yüz çevir, (inecek azâblarını) bekle. Çünkü onlar bekleyicidirler.
Hayrat Neşriyat Meali
Artık onlardan yüz çevir ve (onlara gelecek olan azâbı) bekle! Zâten onlar da bekleyicidirler!
Ömer Nasuhi Bilmen Meali
Artık onlardan yüz çevir ve bekle. Şüphe yok ki, onlar da bekleyicilerdir.
Suat Yıldırım Meali
Şimdi sen onları kendi hallerine bırak. Yardımımızı veya onların helâk edilmelerini bekle! Çünkü onlar da senin helâk olmanı bekliyorlar. [52, 30; 11, 93; 44, 59]
Şaban Piriş Meali
Şimdi, onlardan uzaklaş ve bekle, onlar da bekliyorlar.
İbni Kesir
Bırak onları ve bekle. Zaten onlar da beklemektedir.
Seyyid Kutub
Sen onlardan yüz çevir ve bekle, zaten onlar da beklemektedirler.
Tefhim-ul Kuran
Öyleyse, sen onlardan yüz çevir ve bekleyedur; gerçekten onlar da beklemektedirler.
Yusuf Ali (English)
So turn away from them, and wait: they too(3665) are waiting.*
M. Pickthall (English)
So withdraw from them (O Muhammad), and await (the event). Lo! they also are awaiting (it)