Abdullah Parlıyan Meali
O halde sen onları kendi hallerine bırak. Onlara ne yapacağımı göreceksin.
Ahmet Varol Meali
Sen inkârcılara biraz mühlet ver; onlara biraz süre tanı.
Ali Bulaç Meali
Sen kâfirlere bir mühlet ver, az bir süre tanı.
Diyanet İşleri Meali (Eski)
Sen inkarcılara mehil ver; onlara mukabeleyi biraz geri bırak.*
Diyanet İşleri Meali (Yeni)
Artık sen inkârcılara mühlet ver; onlara biraz zaman tanı!
Diyanet Vakfı Meali
11, 12, 13, 14, 15, 16, 17. Dönüş sahibi olan (yağmur yağdıran) göğe, (nebat ile) yarılan yere yemin ederim ki Kur'an, (hak ile bâtılı) ayıran bir sözdür. O, asla bir şaka değildir. Onlar bir tuzak kurarlar, ben de bir tuzak kurarım. Kâfirlere mühlet ver, onları biraz kendi hallerine bırak (pek yakında desteğimiz sana gelecek).
Elmalılı Hamdi Yazır Meali
Onun için sen kâfirlere mühlet ver, onlara az bir zaman tanı.
Elmalılı Meali (Orjinal)
Onun için kâfirleri imhal eyle: mühlet ver onlara biraz
Hasan Basri Çantay Meali
(Habîbim) sen şimdilik o kâfirlere mühlet ver, onları biraz gecikdiriver.
Hayrat Neşriyat Meali
(Ey Habîbim!) O hâlde kâfirlere (azâb edeceğimiz vakte kadar) mühlet ver; onlara azıcık süre tanımakla, biraz (kendi hâllerine) bırak!
Ömer Nasuhi Bilmen Meali
Artık kâfirlere mühlet ver, onları biraz bırak.
Suat Yıldırım Meali
Öyleyse o kâfirleri [31, 24]kendi hallerine bırak! (yakında sana desteğimiz gelecektir. )
Şaban Piriş Meali
-Kafirlere mühlet ver, onlara biraz süre tanı.
İbni Kesir
Sen; şimdilik kafirlere mühlet ver, onları biraz geciktir.
Seyyid Kutub
Sen kâfirlere mühlet ver. Onlara biraz zaman tanı.
Tefhim-ul Kuran
Sen şimdi küfretmekte olanlara bir mühlet ver, kendilerine az bir süre tanı.
Yusuf Ali (English)
Therefore grant a delay to the Unbelievers: Give respite to them gently (for awhile).(6079)*
M. Pickthall (English)
So give a respite to the disbelievers. Deal thou gently with them for a while.