- Kur'an-ı Kerim'de reenkarnasyonun olduğunu iddia ediyorlar; bu konuda nasıl cevap vermeliyiz?
Değerli kardeşimiz
Kur’ân-ı Kerîm’de çoğu kere iade kavramıyla ifade edilen yeniden diriltmenin kıyamet günü olacağı bu diriltmenin bir defaya mahsus olduğu ve ölümden sonra tekrar dünyaya dönüşün asla mümkün olmayacağı konuları hiçbir şüpheye yer bırakmayacak kadar açık bir şekilde dile getirilmiştir.
Reenkarnasyon lügatte tenasüh tekammüs tecessüd-ü cedîd1 ölümden sonra rûhun bir bedenden başka bir bedene kimi kez de insandan hayvana hayvandan insana geçmesi rûh göçü2 manalarına gelmektedir. Kelimenin kökü bedenlenme bir bedene bürünme manasındaki enkarnasyon’dur. Buna göre reenkarnasyon tekrar bedenlenme manasına gelmektedir. Renaissance (tekrar doğuş) da aynı manadadır.
Lügatte tenasühle aynı manaya gelmesine karşılık bilhassa günümüzde bu fikri savunan bazı gruplara göre reenkarnasyon tenasühten farklı ve daha husûsi bir manâda kullanılmaktadır. Buna göre reenkarnasyonda bir gerileme ve hayvan bedenlerine intikal söz konusu değildir. Bu yönüyle reenkarnasyon daha çok doğu öğretilerinde görülen ruhun başka bir varlığın bedenine geçmesini ifade eden tenasüh ve ruh göçünden başka bir ifadeyle métempsychose ve transmigration’dan3 tamamen farklıdır. Yeni tenasühçüler olarak da isimlendirebileceğimiz bu kişilere göre reenkarnasyonun Hint felsefe ve dinlerindeki tenasüh ile esas ve amaç bakımından hiç bir ilgisi yoktur. Çünkü tenasühte tekâmül fikri yoktur. Cezâ ve mükâfat esasına göre bir geliş-gidiş vardır. Reenkarnasyonda ise dünyevî bağlardan kurtulamamış rûhların tekâmül için dünyaya tekrar gelmesi vardır. Varlık dünyaya her bağlanışında geçmiş hayatlarının toplu ürünü olan bir durumla karşılaşır. Tekâmülde hiç bir zaman aşağı seviyelere dönülmeyeceği (tedennî olmayacağı) kabul edilmiştir.4
Günümüzde daha çok ruhçu akımlar tarafından desteklenen bu batıl iddiaya göre ruhen tekâmül etmemiş ve olgunluğa ulaşamamış ruhlar tekâmül edinceye kadar tekrar tekrar dünyaya geleceklerdir. Halbuki yakînen incelendiğinde günümüzdeki reenkarnasyon anlayışlarının da daha çok Hint dinlerinde görülen ve eski bir hurâfe olan tenasüh inancının çağdaş kılıflar içinde sunulmuş yeni bir şekli olduğu görülecektir.
Türkiye’de reenkarnasyonu savunan bazı kimseler Batı’da aynı fikrin temsilcileri olan insanların Tevrat ve İncil’in bir takım âyetlerini reenkarnasyon teorisine uygun düşecek bir tarzda yorumlamalarından etkilenerek Kur’ân’dan bu konuya uygun bir şekilde tevil edebilecekleri âyetler arayarak bu ayetleri gerçek manalarıyla hiç ilgisi olmayan tuhaf tevillerle kendi görüşleri istikametinde yorumlamaya çalışmışlardır. Geçmişte tenâsüh için yapılan benzer çabalar da onlar için ayrı bir dayanak noktası olmuştur. Halbuki Kur’an reenkarnasyonu açık bir şekilde reddetmekte ve hiçbir açık kapı bırakmamaktadır. Bu konuda apaçık âyetler ortada varken onları görmezlikten gelerek başka âyetlerden zorlamalı yorumlarla bu teoriye destek aranmasının ne derece yanlış bir yaklaşım olduğu açıktır.
Doğru olan yaklaşım ise bir konuda manası açık (muhkem) ve bunun yanında bazı kapalı (müteşabih) âyetler olduğu takdirde manası açık olanları esas alarak diğer âyetleri onların ışığında yorumlamaya çalışmaktır. İşte bu makalede takdim edeceğimiz âyetlerin çoğu bu konuda açık olup dünyaya tekrar dönüş olmadığını ifade etmektedir.5
Kur’ân-ı Kerîm’de çoğu kere iade kavramıyla ifade edilen yeniden diriltmenin kıyamet günü olacağı bu diriltmenin bir defaya mahsus olduğu ve ölümden sonra tekrar dünyaya dönüşün asla mümkün olmayacağı konuları hiçbir şüpheye yer bırakmayacak kadar açık bir şekilde dile getirilmiştir. Bu hususta pek çok âyet vardır. Bu âyetlerin bazısında ölüm anında bazısında mahşer yerinde hesap verme esnasında bazılarında cehennem görüldüğü esnada bazılarında ise cehenneme girdikten sonra inkarcıların dünyaya tekrar dönme istekleri dile getirilmiş hepsinde de bu isteklere karşılık red (hayır!) cevabı verilmiştir.
1. Ölümden Sonra Dünyaya Dönüş İsteğinin Reddi
Birinci durum yani ahiret aleminin giriş kapısı hükmünde olan ölüm anında dünyaya tekrar döndürülme isteğinin reddedilişi çeşitli âyetlerde ifade edilmiştir. Şu âyet bu konuda çok açık ve kesindir:
“Nihâyet onlardan birine ölüm gelip çattığında der ki Rabbim beni geri gönder! Ta ki boşa geçirdiğim dünya hayatımda artık iyi ameller işleyeyim. Hayır! O söylediği boş bir laftan ibarettir. Onların arkalarında ise yeniden diriltilecekleri güne kadar bir berzah vardır.”(Mü’minûn 23/99-100)
Dünyaya yeniden gelmenin asla söz konusu olamayacağını açık ve kesin bir şekilde ifade eden bu ayet-i kerimede dünyaya yeniden dönüş isteğinin boş bir laf olduğu ifade edilirken tekid sadedinde “o söylediği boş bir laftan ibarettir” buyrulmuş 6 böylece Allah’ın böyle bir va’di olmadığına ve bu yakarışın asla kabul görmeyeceğine dikkat çekilmiştir.
“Onların arkalarında ise yeniden diriltilecekleri güne kadar bir berzah vardır” ifadesi de diriltilecekleri güne kadar önlerinde bir berzah7 (dünyaya dönmelerine mani olan bir engel) olup böylece dünya ile ahiret arasında farklı bir hayat boyutunda olacaklarını dünyaya dönemeyeceklerini belirtmektedir.
“Nasıl ki ana rahminden çıkan bir çocuk tekrar oraya dönemiyorsa bu dünya hayatından çıkarak kabir hayatına giden bir ruh da oradan çıkıp geriye tekrar dönemeyecektir.”8
Böylece bu ayetteki berzah kelimesi de dünyaya tekrar dönüşün olmayacağını bildirmektedir.
Nitekim dünyaya tekrar dönüş inancının çok yaygın olduğu coğrafyadan bir insan olarak İkbal “Kur’ân-ı Mübin’de iyice açıklanmış ve hiçbir fikir karmaşasına yer vermeyecek mahiyette olan üç noktaya dikkat etmemiz gerekir.” dedikten sonra ikinci noktada “Kur’ân-ı Kerîm’e göre bu dünyaya yeniden gelmek imkânsızdır. Bu husus aşağıdaki âyette gâyet sarih bir şekilde açıklanmıştır.”9 diyerek yukarıda takdim ettiğimiz âyeti zikretmiştir.
Bu apaçık beyana rağmen “Bu âyet ruhun ayrıldığı bedene dönmeyeceğini ifade ediyor dünyaya dönmeyeceğini değil.”10 veya “Reenkarnasyonun olmadığını değil sürekli dünyaya geri gidip açığını kapatmak isteyenlerin bu isteklerinin reddedildiğine delildir.”11 gibi iddiaların tutarsızlığı açıktır. Çünkü âyette ne eski bedene dönme isteğine ne de bu sözü söyleyenin dünyaya birkaç defa geldiğine dair her hangi bir işaret yoktur. Eğer bu istek dünyaya birkaç kere gelmiş bir kimse tarafından yapılmış olsaydı o zaman cevap olarak defalarca dünyaya gönderilmedi mi?!... gibi bir üslup kullanılırdı. Nitekim benzer bir âyette pişmanlığını dile getiren inkarcıya şöyle cevap verilmiştir:
“Size düşünüp taşınacak kimsenin düşüneceği kadar bir ömür vermedik mi?! Hem size peygamber de gelip uyardı.” (Fâtır 35/37)
Bu âyette de insana düşünüp taşınacağı ve öğüt alacağı kadar ömür verildiğinden bahsedilmiş birkaç kere dünyaya gelmekten bahsedilmemiştir. Böylece her insana öğüt alacağı düşünüp taşınacağı miktarda –uzun veya kısa- bir süre verildiği belirtilmiştir. Eğer bu süre yeterli olmasa ve yeniden dünyaya gelme ihtiyacı olsaydı âyette bu ifadeler kullanılmazdı.
Yukarıdaki âyete benzer başka âyetler de vardır:
“Kendilerine azabın geleceği ve kâfirlerin Rabbimiz bize birazcık mühlet ver de davetine uyalım ve elçine tabi olalım diyecekleri gün hakkında insanları uyar.”(İbrahim 14/44)
“Sizden birinize ölüm gelip çatmadan önce size nasib ettiğimiz imkânlardan Allah yolunda harcayın! Ölüm gelip çatınca: 'Ya Rabbî az mühlet ver bana bak nasıl hayırlar yapacağım tam takvâ ehlinden olacağım!' diyecek olsa da Allah vâdesi gelen hiçbir kimsenin ecelini ertelemez. Allah yaptığınız her şeyden haberdardır.” (Münâfikûn 63/10-11)
Bu âyetler dünyaya tekrar dönmenin olmadığını göstermektedir. Çünkü reenkarnasyondan maksat tekâmülü tamamlamak olduğuna göre eğer bu iddia doğru ise böyle bir talepte bulunana salihlerden olma fırsatı verilmeli değil miydi?! Halbuki değil dünyaya tekrar gelme ecelin ertelenmesine dahi izin yoktur. Bu durum: “Allah eceli gelmiş bir kimseyi asla ertelemez…” ayetiyle açık bir şekilde ifade edilmiştir. Şu âyet de bu hususu desteklemektedir:
“Allah’ın belirlediği vakit geldiğinde artık ertelenmez.”(Nuh 71/4).
Bu âyetler reenkarnasyon olmayacağını çok açık bir şekilde bildiriyor. Çünkü ölmek üzere olan kimsenin eceli tehir edilmediğine ek süre verilmediğine göre artık ölüm gelip çattıktan sonra yapılacak böyle bir talep asla kabul edilmez. Yani böyle bir istek kabul edilseydi ölmeden önce gerçekleştirilirdi.
Allah tarafından dünyaya tekrar dönmeye izin verilmeyince artık insanların kendi gayret ve çabalarıyla da böyle bir şeyi elde etmeleri mümkün değildir. Şu âyette ifade olunduğu gibi:
“Haydi görelim sizi can boğaza geldiğinde O vakit can çekişenin yanında bulunan sizler bakar durursunuz. Biz ise ona sizden daha yakınız ama siz göremezsiniz. Haydi bakalım eğer âhirette vereceğiniz hesap yoksa iddianızda tutarlı iseniz çıkmakta olan o rûhu geri döndürsenize!”(Vakıa 56/83-87).
Dünyaya tekrar dönüş olmadığını ifade eden bu üslup bu yöndeki ümit kapılarını tamamen kapamaktadır.
2. Mahşer Gününde Dünyaya Dönüş İsteğinin Reddi
Şu âyette ise inkarcıların kıyamet gününde amellerinden hesaba çekildikleri sırada dünyaya tekrar dönme isteklerinin boş bir temenniden ibaret olduğu dile getirilmektedir:
“… Acaba şimdi bizim için şefaatçiler var mı ki şefaat etsinler ya da dünyaya geri gönderilsek de yapmış olduğumuz amellerden başkasını yapsak. Onlar kendilerine yazık ettiler ve uydurdukları şeyler de kaybolup gitti.”(A’raf 7/53).
Böylece inkarcıların mahşer meydanında iken dile getirdikleri dünyaya tekrar dönme talepleri bu ayetle de reddedilmiş artık onlar için ne bir şefaatçinin ne de dünyaya tekrar döndürülmenin olmayacağı bildirilmiştir.
3. Cehennemi Görme Esnasındaki Dünyaya Dönüş İsteğinin Reddi
“… Yahut azabı gördüğünde keşke bir kere daha dönme imkânım olsaydı da iyilerden olsaydım diyeceği günden sakının.”(Zümer 39/58)
“Onların ateşin karşısında durdurulup ah! Keşke dünyaya geri gönderilsek de bir daha Rabbimizin âyetlerini yalanlamasak ve inananlardan olsak! dediklerini bir görsen! Hayır! Daha önce gizlemekte oldukları şeyler (günahlar) onlara göründü. Onlar dünyaya gönderilseler bile nehyolundukları şeyleri mutlaka tekrar yaparlardı. Onlar kesinlikle yalancıdırlar.”(En’am 6/27-28).
Bu âyetteki “Onlar dünyaya gönderilseler bile nehyolundukları şeyleri mutlaka tekrar yaparlardı. Onlar kesinlikle yalancıdırlar.” ifadesi mevzumuz açısından çok önemlidir. Çünkü bu ifadeyle faraza onlar dünyaya tekrar gönderilseler dahi yine aynı şeyleri yapıp Allah’ın yasak ettiği şeyleri işleyecekleri bildirilerek insanların bu dünyaya neden bir daha gönderilmediklerinin gerekçesi ve hikmeti beyan edilmiştir.
4. Cehennemde İken Dünyaya Dönüş İsteğinin Reddi
“Rabbimiz! Bizi cehennemden çıkar! Eğer bir daha (eski halimize ve günahlara) dönersek o zaman gerçekten zalimlerdeniz. Buyurdu ki kesin sesinizi! Konuşmayın!..”(Mü’minûn 23/107-108).
“Rabbimiz bizi çıkar da yapmadığımız salih amelleri yapalım.”(Fâtır 35/37)
“(Kötülere) uyanlar şöyle derler: 'Ah! Keşke bir kere daha dünyaya gitseydik de şimdi onların (kötülerin) bizden kaçıp uzaklaştıkları gibi biz de onlardan kaçıp uzaklaşsaydık!' İşte böylece Allah onlara yaptıkları şeyleri pişmanlık ve üzüntü kaynağı olarak gösterir ve onlar ateşten çıkacak değillerdir.”(Bakara 2/167).
Bu son âyet onların dünyaya dönme talepleri bir yana ölüp cehennem azabından kurtulma arzularının bile yerine getirilmeyeceğini aksine ölümsüz bir şekilde cehennemde ebedî kalacaklarını bildiriyor.
Görüldüğü gibi bu dört durumun hepsinde dünyaya tekrar dönmek isteyen günahkar ve inkarcıların istekleri kesin bir dille reddedilmiş böyle bir şeyin yapılmayacağı açık bir şekilde belirtilmiştir. Dolayısıyla bu apaçık âyetlerden sonra bir takım yanlış yorumlara saparak bazı âyetleri aksi manalara hamletmeye çalışmanın çok yanlış bir davranış olduğu ortadadır.
Burada dünyaya tekrar dönmek muhal olduğuna göre neden böyle bir temennide bulunuyorlar şeklinde akla gelebilecek soruya şöyle cevap verebiliriz: Onların bu temennileri ya böyle bir şeyin imkânsız olduğunu bilmediklerinden ya da imkânsız olduğunu bildikleri halde aşırı derecedeki pişmanlıklarını ifade etmekten dolayıdır. Çünkü olmayacak bir şey de temenni edilebilir.12 Şöyle de düşünebiliriz; onlar her ne kadar dünyaya tekrar dönmenin muhal olduğunu bilseler de karşılaştıkları dehşetli durumlardan kurtulmak için hiçbir çareleri olmadığından muhal olduğunu bile bile bunu istemek durumunda kalmışlardır.
Yukarıdaki âyetlerin yanında dünyaya tekrar dönüş olmadığını açık bir şekilde veya dolaylı olarak ifade eden başka pek çok âyet vardır. Şimdi de bu âyetlerden tespit edebildiklerimizi sunmaya çalışacağız.
“Onlardan önce nice kavimler helak ettiğimizi görmüyorlar mı?! Onlar bunlara tekrar dönüp gelmezler.’’ (Yâsîn 36/31)
âyeti helak edilen insanların daha sonra dünyaya tekrar dönmediklerini açıkça ifade ediyor. Helak edilen kavimlerin kusurlu manevi bakımdan tekemmül etmemiş insanlar olduğu düşünülürse bu âyetin reenkarnasyon aleyhinde kuvvetli bir delil olduğu daha iyi anlaşılacaktır. Bir başka âyette ise bu manada ‘’Helak ettiğimiz bir şehir halkına tekrar dönmek haramdır.’’ (Enbiyâ 95) buyrularak dünyaya dönüşün kesinlikle olamayacağı haram tabiriyle tekitli bir şekilde bildirilmiş haramdır yani yasaktır denilerek dünyaya dönüş hakkındaki bütün ümit kapıları böyle bir beklenti içinde olanların yüzlerine kapatılmıştır.
“Allah sizi annelerinizin karnından hiçbir şey bilmez bir vaziyette çıkardı.’’(Nahl 16/78)
âyeti de reenkarnasyon aleyhinde kuvvetli bir delilidir. Çünkü bu fikri savunanlara göre insanın yeniden dünyaya gelmesi tekâmül içindir. Tekâmülün olabilmesi için ise önceki hayattaki birikimin mevcut olması gerekir. Halbuki bu âyet böyle bir şeyin olmadığını doğan çocukların hiçbir şey bilmez bir halde dünyaya getirildiğini açık bir şekilde ifade ediyor.
Vakıa suresinin son âyetlerinde ölüm anındaki insanların durumları tasvir olunduktan sonra
“(Ölen kimse) eğer mukarrebinden ise eğer ashab-ı yeminden ise ve eğer yalanlayıcı ve dalalete düşmüşlerden ise…’’ (Vâkıa 56/88-94)
buyrularak öldükten sonra insanların gidecekleri yerler sıralanmış fakat bunlar içinde tekâmül etmemiş günahkar ve kusurlu kimselerin tekrar dünyaya döneceklerinden bahsedilmemiş bilakis yalanlayıcı ve dalalete düşmüş olanların yerinin cehennem olduğu bildirilmiştir:
“Ve eğer yalanlayan ve dalalete düşenlerden ise ona kaynar sudan bir ziyafet ve cehenneme giriş vardır.’’(Vâkıa 56/92-94).
Kıyametin kopup insanların amellerine göre gruplara ayrılmalarının anlatıldığı şu âyette de benzer durum söz konusudur:
“Kıyametin koptuğu gün insanlar birbirlerinden ayrılırlar: İman edip salih ameller işleyenler cennet bahçelerinde sevinç içindedirler. İnkâr edip âyetlerimizi ve ahirete ulaşmayı yalanlayanlar ise azaba maruz kalacaklardır.’’ (Rum 30/ 14-16).
Görüldüğü gibi insanların farklı gruplara ayrıldığından bahseden bu âyetlerde de dünyaya dönüşten bahsedilmiyor.
Şu âyette de benzer bir tablo çizilmektedir:
“Kim Rabbinin huzuruna mücrim olarak gelirse onun için cehennem vardır… Kim de mü’min olarak salih ameller işlemiş bir şekilde gelirse onun için de üstün dereceler vardır: İçinde ebedî kalacakları alt taraflarından ırmakların aktığı Adn cennetleri! İşte nefsini tezkiye edenlerin mükâfatı budur!” (Tâhâ 20/74-76).
Görüldüğü gibi insanın ölümden sonraki durumunu anlatan bu âyette de cennet ve cehennem dışında başka bir yerden dünyaya dönüşten bahsedilmiyor.
Cennetlikler hakkındaki
“Orada (cennette) ilk ölümden başka ölüm tatmazlar.’’(Duhan 44/56)
âyetinde ölümün bir kereye mahsus olarak yaşandığı ifade edilmiştir. Dolayısıyla birkaç veya birçok defa ölümü gerekli kılan reenkarnasyon bu âyet ile de reddolunmaktadır.
“Her nefis ölümü tadacaktır. Sonra bize döndürülürler.”(Ankebut 29/57)
âyetinde de ölenlerin dünyaya değil de Allah’a döndürülmesinden bahsediliyor.
“Allah insanları yaptıklarıyla muaheze etseydi yeryüzünde canlı bir varlık bırakmazdı. Fakat onları belli müddete kadar erteliyor. Müddetleri geldiğinde ise ne bir an geri kalabilirler ne de öne geçebilirler.” (Nahl 16/61)
âyeti de bu dünyanın mücazat mahalli olmadığını insanların yaptıklarının karşılığını tam olarak başka bir alemde göreceklerini ifade ediyor.
“Sudan beşeri yaratıp onu akraba ve hısım yapan odur…” (Furkan 25/54)
âyetiyle ifade edilen insanların akrabalık ve hısımlık bağlarıyla birbirleriyle bağlanmış olmaları gerçeği de reenkanasyonu reddetmektedir. Çünkü bu teoriye göre insanın babası yarın onun çocuğu olarak tekrar dünyaya gelmekte veya ölen bir çocuk başka bir ailede dünyaya gelerek -erkek olarak dönmüşse- kendi kız kardeşiyle -kız olarak dönmüşse- kendi erkek kardeşiyle evlenebilmektedir!
Yahudilerin dünya hayatına aşırı düşkünlüklerini ifade eden
“Onlardan biri kendisine bin sene ömür vermesini ister.” (Bakara 2/96)
âyeti de reenkarnasyon olmadığını bildirmektedir. Aksi halde bin sene ömür değil de tekrar dünyaya gelme isteğinden bahsedilirdi. Âyetin devamı da bu hususta ayrı bir delildir. Çünkü devamında “Fazla ömür verilmesi onu azaptan uzaklaştırıcı değildir.” buyrularak dünyaya tekrar dönmek suretiyle ömrün uzatılmasının insanı terakki ettireceği iddiası yalanlanmakta ve fazla ömrün tekâmülün garantisi olmadığına işaret edilmektedir.
Bütün bu âyetlerin yanında Kur’ân-ı Kerîm’de kıyametin kopacağını öldükten sonra dirilmenin cismanî olduğunu cehennem hayatının ebedî olduğunu ve kâfirlerin affedilmeyeceğini bildiren pek çok âyet vardır. Bu âyetler ifade ettikleri manalarla reenkarnasyonu reddetmekte bir defaya mahsus olan bu dünya hayatının ölümle son bularak artık ebedî bir hayatın başlayacağını bildirmektedirler. Mesela
“Sonra sizi yerden dirilip kalkmak için bir kere çağırınca birden kabirlerinizden çıkarsınız.” (Rum 30/25)
“Bir de bakmışsın ki onlar kabirlerinden çıkıp Rablerine doğru koşuyorlar.” (Yâsîn 36/51)
gibi âyetlerde dirilişin kıyametin kopmasından sonra kabirlerden çıkmak suretiyle olacağı böylece ruhun başka bir bedene intikal etmeyeceği açıkça ifade edilmiştir. Bu tür âyetler reenkarnasyonun olmadığının açık delilleridir. Çünkü reenkarnasyon iddiası bu inançlarla ters düşmektedir. Bu yüzdendir ki bu iddiayı kabul edenler cismanî dirilişi kabul etmezler.13 Cehennemin ebedî olmadığını iddia ederler.
Kâinatın ezelî ve ebedî olmadığını gösteren kevnî deliller ve âyetler de reenkarnasyon aleyhine bir delildir. Çünkü bu iddia sahiplerine göre bu alemin başlangıcı olmadığı gibi sonu da yoktur. Yani kıyamet kopmayacak bu alem sonsuza kadar böylece sürüp gidecektir. Bu iddiayı Kur’ân âyetleri yalanladığı gibi bugünkü ilimler de er veya geç kainat çapında bir kıyametin koparak bu düzenin bozulacağını haber vermektedir.14
Görüldüğü gibi pek çok âyet dünyaya tekrar dönüş olmadığını çok net bir şekilde bildirdiği gibi bir çok âyet de bu iddianın doğru olmadığına ve tutarsızlığına işaret etmektedir.
İlave bilgi için tıklayınız:
- Kur'an-ı Kerim'de reenkarnasyonun olduğu iddia ediliyor. Buna nasıl cevap vermeliyiz?
DİPNOTLAR:
1. Munîr Ba’lebekkî el-Mevrid-90 24. bsk. Dâru’l-İlm li’l-Melâyîn Beyrut 1990 s.773;
2. Tahsin Saraç ve daha çok hayvan bedenine intikal etme için kullanılmaktadır. (bk. James Thayer Addison La Vie Apres LaMort Dans Les Croyans De L’ Humanite Paris 1936 S. 87 92 125.)
3. Gérard Encausse Papus Reenkarnasyon İstanbul 1999 s. 20 104; René Guénon Ruhçu Yanılgı (L’Erreur Spirite) çev. L. Fevzi Topaçoğlu İz Yayıncılık İstanbul 1996 s. 179 180. Bu kavramlar hakkında daha geniş bilgi için bk. a.e. s. 179-185. Transmigrasyonun lügât manası göç rûh göçü başka bir varlığa geçmektir (bk. Saraç s.1413). Batı’da başka bir bedene ve daha çok hayvan bedenine intikal etme için kullanılmaktadır. (bk. James Thayer Addison La Vie Apres LaMort Dans Les Croyans De L’ Humanite Paris 1936 S. 87 92 125.)
4. Bedri Ruhselman. Ruh ve Kâinât Ruh ve Madde Yayınları. İstanbul 1977 s.152; Sinan Onbulak. Ruhî Olaylar ve Ölümden Sonrası Dilek yay. İstanbul 1975; Necati Tarıman “Reenkarnasyoncu Ne Ola ki?” Türkiye Günlüğü sayı 45 Mart-Nisan 1997 s. 228.
5. Burada Kur’ân Işığında Reenkarnasyon adlı eserimizde çeşitli yönleriyle ele aldığımız bu konuyu yeniden gözden geçirerek sunmaya çalışacağız.
6. İbn Aşur Tefsiru’-Tahrir ve’t-Tenvir Daru’t-Tunusiyye tsz. XVIII 123.
7. Âyette geçen berzah hakkında sahabe ve tabiinden şu görüşler nakledilmiştir: Ölümle diriliş arasındaki perde dünya ile ahiret arasındaki perde ölüyle ölünün dünyaya dönmesi arasındaki engel kıyamet gününe kadarki mühlet… (Maverdi en-Nüket ve’l-Uyun Beyrut 1992 IV 66-67).
8. Celal Kırca Kur’ân ve İnsan Marifet Yay. İstanbul 1996 s. 175.
9. Muhammed İkbal İslâm’da Dini Düşüncenin Yeniden Doğuşu İstanbul 1984 s. 160.
10. Süleyman Ateş Yüce Kur’ân’ın Çağdaş Tefsiri Yeni Ufuklar Neşriyat İstanbul 1991 VI 118
11. Yaşar Nuri Öztürk Kur’ân’daki İslâm Yeni Boyut İstanbul 1994 s. 312.
12. Meraği Tefsir Daru İhyai’t-Turasi’l-Arabi Beyrut 1974 VII 101.
13. Örnek olarak bk. Haluk Hacaloğlu Hayat Ölüm ve Ötesi Ruh ve Madde Yayınları İstanbul 1996 s. 11 26.
14. Bu konuda bk. Paul Davies Son Üç Dakika Varlık Yay. İstanbul 1994 s. 30; Steven Weinberg İlk Üç Dakika Tübitak Yay. Ankara 1996 s. 139; Lincoln Barnett Evren ve Einstein Varlık Yay. İstanbul 1969 s. 114 vd.
Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet