Destek Sitesi platformunda Uzman olmak ister misiniz?

Uzman olmak için Şimdi başvurun.

Şeytan şerrinden muhafaza için Âyetü'l-Kürsi okumanın yeterli olacağını söylemiştir; doğru olur mu?

Oluşturulma tarihi: 31.01.2025 23:17    Güncellendi: 31.01.2025 23:17
Soru Detayı
Bir hadis rivayetine göre şeytan geceden sabaha kadar şerrinden muhafaza olunması için Âyetü'l-Kürsî okumanın yeterli olacağını söylemiştir. Şeytanın dediği doğru olur mu?

Değerli kardeşimiz

Konuyla ilgili rivayet şöyledir:

Ebû Hüreyre radıyallahu anh şöyle dedi:

Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem beni ramazan zekâtı olan sadaka-i fıtrı korumakla görevlendirmişti. Bir adam gelip yiyecek şeylerden avuçlamaya başladı. Adamı tuttum ve:

– Vallahi seni Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in huzuruna götüreceğim dedim. Adam:

– Şüphesiz ben muhtacım çoluğum çocuğum ve pek çok ihtiyacım var dedi. Bunun üzerine ben adamı salıverdim. Sabaha çıkınca Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem:

“Yâ Ebâ Hüreyre! Dün gece tutsağın ne yaptı?” buyurdu. Ben de:

– Yâ Resûlallah! İhtiyaç içinde bulunduğunu ve çoluk çocuğu olduğunu söyledi ben de acıdım ve salıverdim dedim. Resûl-i Ekrem:

“O sana yalan söyledi tekrar gelecek.” buyurdu. Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in bu sözü üzerine tekrar geleceğini anladım ve onu gözetlemeye koyuldum. Adam geldi ve yine yiyecek şeylerden avuçlamaya başladı. Bunun üzerine:

– Seni Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in huzuruna çıkaracağım dedim. Adam:

– Beni bırak çünkü ben gerçekten muhtacım. Çoluk çocuğum da var. Bir daha gelmem dedi. Ben de acıdım ve salıverdim. Sabah olunca yine Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem bana:

“Yâ Ebâ Hüreyre! Dün gece tutsağın ne yaptı?” diye sordu. Ben de:

– Yâ Resûlallah! Bana yine ihtiyaç içinde bulunduğunu ve çoluk çocuğu olduğunu söyledi ben de acıdım ve salıverdim dedim. Peygamberimiz:

“O kesinlikle sana yalan söyledi ama tekrar gelecek.” buyurdu. Ben de üçüncü defa gelmesini bekledim. Gerçekten geldi ve yine yiyecek şeylerden avuçlamaya başladı. Onu tekrar yakaladım ve:

– Seni mutlaka Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in huzuruna çıkaracağım; artık bu üçüncü ve son gelişindir. Bir daha gelmeyeceğine söz veriyorsun sonra tekrar geliyorsun dedim. Bu defa bana:

– Beni bırak! Allah’ın seni faydalandıracağı bazı kelimeleri ben sana öğreteyim dedi. Ben:

– O kelimeler nelerdir dedim. O:

– Yatağına girdiğinde Âyetü’l-kürsî’yi oku. O takdirde senin yanında Allah tarafından sürekli bir koruyucu bulunur ve sabaha kadar şeytan sana yaklaşamaz dedi. Bunun üzerine ben onu salıverdim. Sabah olunca Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem bana:

“Tutsağın dün gece ne yaptı?” diye sordu. Ben de:

– Yâ Resûlallah! Allah’ın beni faydalandıracağı birtakım kelimeleri bana öğreteceğini söyledi ben de onu salıverdim dedim. Peygamber Efendimiz:

“O kelimeler neler?” diye sordu ben de o kimsenin bana:

Yatağına girdiğin zaman Âyetü’l-kürsî’yi “Allahü lâ ilâhe illâ hüve’l-hayyü’l-kayyûm” âyetini başından sonuna kadar oku; senin yanında Allah tarafından sürekli bir koruyucu bulunur ve sabaha kadar şeytan sana asla yaklaşamaz dediğini söyledim. Bunun üzerine Nebî sallallahu aleyhi ve sellem:

“Bak hele! Kendisi yalancı olduğu hâlde bu sefer sana doğruyu söylemiş. Üç gecedir kiminle konuştuğunu biliyor musun ey Ebû Hüreyre?” dedi. Ben:

– Hayır bilmiyorum dedim. Resûl-i Ekrem:

“O şeytandır!..” buyurdular. (Buhârî Vekâlet 10 Fezâilü’l-Kur’ân 10 Bed’ü’l-halk 11)

Buhârî bu hadisi Sahîh’inin üç ayrı yerinde zikretmiştir. Ancak buradaki şekliyle sadece Kitâbü’l-Vekâle’de zikretmiş diğer yerlerde özetlemiştir. Biz hadiste dikkat çekilen bazı noktalara işaret etmekle yetineceğiz.

Bu hadisten Peygamberimiz zamanında sadaka-i fıtrın bir mekânda toplandığını sonra ihtiyaç sahiplerine dağıtıldığını anlıyoruz. Hz. Peygamber’in gaybın bilgisine sahip kılındığının hadislerde pek çok örneği varsa da Ebû Hüreyre olup biteni anlatmadığı Efendimiz de bu olaya bizzat şahit olmadığı hâlde gelen adamın yaptıklarını ve daha sonra yapacaklarını haber vermesi bunun bir örneğini teşkil eder.

Ebû Hüreyre’nin onu görmesi ve yakalaması şeytanın değişik şekillere girdiğinin bir delilidir. Ayrıca Resûl-i Ekrem’e hakkıyla tâbi olmanın bereketi ve kerâmetinin Ebû Hüreyre’de görünmesinin de açık bir göstergesidir. Sadaka-i fıtır fakir ve muhtaçların hakkı olduğu için sadaka malından alan kişi kendisini böyle tanıtmıştır.

Beyhakî’nin naklettiğine göre gece yatağına girdiğinde Âyetü’l-kürsî’yi okuyan kimsenin Allah Taâlâ kendi evini komşusunun evini ve mahallesini güvenli kılar.(Ali el-Kârî el-Mirkât IV 632).

Ebû Hüreyre Peygamberimiz’in uyarısı ile gelen kişinin yalan söyleyen biri olduğunu biliyordu. Bu sebeple üçüncü gelişinde mutlaka onu yakalayıp Resûl-i Ekrem’in huzuruna çıkarmak istemişti. Fakat bu defa onun Allah katında makbul ve insan için faydalı sözlerden bahsetmesi Ebû Hüreyre’yi bu kararından vazgeçirdiği anlaşılıyor. Belki de o bu kişinin yaptığına pişman olup tövbe ettiği kanaatine sahip oldu. Bu sebeple de onu salıverdi.

Zaten bunun artık bir başka gece gelmesi de mümkün değildi. Çünkü Resûl-i Ekrem’in “Gelen kişi doğru söylemiş.” demesi üzerine Ebû Hüreyre bundan böyle her gece yatağına girdiğinde Âyetü’l-kürsî’yi okuyacak sabaha kadar kendisine şeytan yaklaşamayacaktı.

Esasen şeytanın verdiği haberler yalan haberlerdir. Çünkü Peygamber Efendimiz’in açıkça buyurduğu üzere şeytanın vasfı yalancılıktır. Fakat yalancı olanın bazı kere doğru söylediği de olur. İşte Peygamberimiz bu hususa dikkat çekmişlerdir.

Nitekim

“İblis öyle ise Senin izzetine yemin ederim ki ben de onların hepsini şaşırtacağım. Ancak senin ihlasa erdirdiğin kullar bundan müstesnadır dedi." (Sad 38/82)

mealindeki ayette bildirildiğine göre İblis ihlasa erdirilen kullara zarar veremeyeceğini söylüyor. Devamındaki ayette ise

“Allah işte bu doğru! Ben de şu hakikati söyleyeyim ki cehennemi gerek senin cinsinden gerek insanlardan sana uyanlarla dolduracağım buyurdu." (Sad 38/83)

ifadesinde İblis’in bu sözünün doğru olduğu Allah tarafından onaylanmıştır.

Demek ki cinlerden olan şeytanlar veya şeytanlaşmış insanlar da nadiren de olsa doğruyu söyleyebilirler. Bunu menfaatleri gereği bir zarardan korunmak bir doğruya bin yalanı eklemek gibi düşüncelerle yapmış olabilirler. Ya da Allah o zararlı varlıkların diliyle onları iyi kullarına hizmet ettirmesi adına yaptırmış olabilir.

Ancak burada unutulmaması gereken en önemli nokta böyle şerirlerin söylediklerinin ayette olduğu gibi Allah tarafından veya hadiste olduğu gibi Onun Elçisi tarafından onaylanması gerekir. Bu durumda bizler Allah ve Elçisinin onayına uymuş oluruz. Bu nedenle insan ve cin şeytanlarından oluşan bu güçlerin bazen söyledikleri bu tür doğruları esas alıp onlara uymak onların arkasından gitmek doğru olmaz.

Bu hadisteki olayda vahiyle desteklenen ve haber verilen Peygamberimizin bu işaretinden bunları anlayacak ve ölünceye dek şeytanî güçlerin bazı kere söyledikleri doğrularla yolumuzu değiştirmeyeceğiz. Allah’ın kitabıyla ve Onun Elçisinin sünneti ile bize gösterilen dosdoğru yolda yürümeye devam edeceğiz.

Buna göre;

Âyetü’l-kürsî birçok açıdan faziletlere sahiptir.

- İhlâs ve samimi bir inançla geceleyin Âyetü’l-kürsî okunan bir evi Cenâb-ı Hak o gece şeytanın şerlerinden korur.

- Geceleyin uyumadan önce Âyetü’l-kürsî okumak sünnete uygun bir davranıştır.

- Peygamber Efendimiz Allah’ın izniyle gayb bilgilerine sahipti.

- Şeytanın ve bazı cinlerin vasfı yalancılık olup onların söylediğine inanılmaz. Ancak bazı kere doğru söyledikleri de olur.

Selam ve dua ile...
İslami Destek Sitesi