Uzman olmak için Şimdi başvurun.
✕Değerli kardeşimiz
Şeytan görünmeyen ve nereden geleceği bilinmeyen bir düşman olduğundan onun desise ve vesveselerinden Allah’a sığınmak bizim gibi aciz kullar için oldukça önemli bir husustur. İnsan için şeytanın kendisinden kurtuluş yoktur. Kurtulmak demek imtihan sırrının kalkması demektir ki bu da yaratılış hikmetimize zıt bir durumdur. Bundan dolayı şeytan hayatı boyunca ona musallat olur vesvese vermeye çalışır.
Resûl-i Ekrem (sav) bu hususta: "Sizden herbirinizin bir şeytanı vardır." buyurmuşlardır.
Mü'min için şeytantan kurtuluş bulunmamakla beraber onu kendinden uzaklaştırmak ve zayıflatmak için çareler vardır. Resûl-i Ekrem (sav):
"Yolculukta insan devesini zayıflattığı gibi mü'min de şeytanını zayıflatabilir." buyurmuştur.
Şeytanın vesvesesi Allah'ı anmak ve O'ndan yardım dilemekle giderilir. Felâk sûresinin tefsirinde Mücahid der ki:
"Hannas olan şeytan kalbe yerleşir. Allah'ı zikrettiği vakit toparlanıp kaçar kalp gaflete dalınca yeniden faaliyete geçer. Âdeta karanlık ile aydınlığın çarpışması gibi çarpışıp dururlar. Aydınlığın gelmesiyle karanlığın gitmesi gibi Allah'ı hatırlamakla şeytan uzaklaşır. Bu sırra işareten Kur'an'da: "Şeytan onlara galebe çaldı da Allah'ı zikri onlara unutturdu." (Mücadele 58/19)buyrulmuştur."
Şeytanı Zayıflatma Yolu
Ebu Hüreyre anlatıyor:
"Bir gün bir mü'minin şeytanı ile bir kâfirin şeytanı karşılaşırlar. Kâfirin şeytanı yağlı semiz parlak ve temizdir. Mü'minin şeytanı ise zayıf pis kirli ve çıplaktır. Kâfirin şeytanı mü'minin şeytanına:
— Bu ne hâl diye sorar. Mü'minin şeytanı:
— Ne yapayım bir adama düştüm ki adam yiyeceği zaman besmeleyi okur ben aç kalırım. İçeceği zaman besmeleyi okur ben susuz kalırım. Giydiği zaman elbiseyi besmele ile giyer çıplak kalırım. Temizlendiği zaman besmele ile temizlenir ben de pis kalırım der. Bunun üzerine kâfirin şeytanı da:
— Ben öyle bir adam ile arkadaşım ki bunlardan hiçbirisine besmele getirmez. Yemesinde içmesinde ve giymesinde ben kendisine ortak olurum der."(Gazalî İhyâ III).
Şeytanın şerrinden Allah'a sığınmayla alakalı Kur'an-ı Kerim' de pek çok ayetler bulunmaktadır. İşte bu konudaki ayetlerden bazıları:
“Eğer şeytanın fitlemesi seni dürterse hemen Allah'a sığın. Çünkü O işitendir bilendir.”(Â'raf 7/200);
“Ve de ki: Rabbim! Şeytanların kışkırtmalarından sana sığınırım! Onların yanımda bulunmalarından da sana sığınırım Rabbim!”(Mü'minun 23/97-98)
Bu ayetlerde şeytanın özellikle ibadet esnasında insana gizlice sokulup vesvese vereceğine ve kışkırtarak hayırlı işlerden alıkoyup günaha sevk edebileceğine işaret edilmektedir.
Özellikle Kur'an okumaya başlandığı zaman insanın aklını fikrini dağıtıp okuduğu Kur'andan etkilenmesini önlemek için çeşitli vesveseler ortaya atan hatta “böyle Kur'an okunmaz” dedirterek Kur'an okumaktan vazgeçirmek ister. Onun bütün bu oyunlarına karşı da yine Allah’a sığınmamız isteniyor:
“Kur'an okuduğun zaman o kovulmuş şeytandan Allah'a sığın!”(Nahl 16/98)
Burada istenen şey Kur'an okumaya başlamayacağımız zaman “Euzü billahi mine’ş-şeytan’ir-racim” diyerek önce “Allah’ın rahmetinden uzaklaştırılmış ve cennetten kovulmuş şeytandan Allah’a sığınırım” duasını okumaktır.
Özellikle ilim tahsil etmek ve ibadet yapmak isteyenler şeytanın tasallutuna karşı Allah’a sığınmalıdır. Ancak bu yolla o sinsi düşmanın şerrinden korunabilirler.
“Eğer şeytandan gelen kötü bir düşünce seni dürtecek olursa hemen Allah'a sığın. Çünkü O işiten bilendir.” (Fussılet 41/36)
Şeytani düşüncelerin sınıfı ve sınırı yoktur. O her şeye karışmak her şeyi bulandırmak ister ve kendisine uyduğumuz şeyler küçük de olsa bunlardan memnun olur. Çünkü onun ileriye dönük yatırımları vardır ve bunun daha büyüklerini yaptırmayı planladığı için önce ufaktan ufağa bizleri yoklar. Birinci günahı işlettiği zaman büyük bir zafer kazanmış gibi sevinerek çığlık atar. Zira şeytanın çağırdığı birinci basamağa çıkan ikinciye daha kolay ve daha rahat çıkacaktır.
Şeytandan Allah’a sığınmak sadece normal insanlara mahsus bir şey değildir. Ondan Peygamberler veliler ve salih kimseler de Allah’a sığınmışlar dua ederek onun rahmet kapısını çalmışlardır. Zaten Kur'an-ı Kerimde;
“De ki: Duanız olmasa Rabbim size ne diye değer versin?”(Furkan 25/77);
“Bana dua edin kabul edeyim. Çünkü bana ibadeti bırakıp büyüklük taslayanlar aşağılanarak cehenneme gireceklerdir.”(Mü'min 40/60);
“El açıp yalvarmaya lâyık olan ancak Odur. Onun dışında el açıp dua ettikleri onların isteklerini hiçbir şeyle karşılamazlar. Onlar ancak ağzına gelsin diye suya doğru iki avucunu açan kimse gibidir. Halbuki (suyu ağzına götürmedikçe) su onun ağzına girecek değildir. Kâfirlerin duası kuşkusuz hedefini şaşırmıştır.” (Ra'd 13/14)
ayetleriyle müminler Allah’a dua etmeye ve ona sığınmaya davet edilmişlerdir. Şu da unutulmamalıdır ki “Rızasını kazanmak için korkarak ve umarak gizlice haddi aşmadan darlık ve bolluk zamanlarında” (Ra’d 7/55-56; Ra’d 7/205-206; Kehf 18/28; Secde 32/16) Allah’a dua etmek bizim için bir görevdir ve bunu Rabbimiz bizden istiyor. Zira dua aynı zamanda bir ibadettir.
Kaynak:
- Arif Aslan Şeytan - Cin - Melek Nesil Yayınları
- Merak Ettikleriniz Mehmet Dikmen - Adem Tatlı Cihan Yayınları.
Selam ve dua ile...
İslami Destek Sitesi