Uzman olmak için Şimdi başvurun.
✕- Ayetlerde şeytanla ilgili ben senden uzağım ben Allah'tan korkarım gibi ifadeler vardır.
- Şeytan bütün fitne ve fesadına rağmen alay eder gibi Allah'tan korkarım demesi ne manaya geliyor?
Değerli kardeşimiz
Önce şunu belirtelim ki şeytanın bu ifadeleri Kur’an’ın sadece -mealini vereceğimiz- şu iki ayetinde yer almıştır.
“Hani şeytan onlara yaptıkları işi güzel gösterip şöyle demişti:'Bugün insanlardan size galip gelecek kimse yoktur. ben de yanınızdayım!' Fakat iki ordu birbirini görecek hale gelip karşılaşınca gerisin geri dönüverdi ve: 'Ben dedi sizden uzağım ben sizin göremediğiniz şeyleri görüyorum ben Allah’tan korkarım.' Öyle ya Allah’ın azabı çok şiddetlidir.” (Enfal 8/48).
Bu ayetin tefsirinde âlimlerin ittifak ettiği noktalardan biri şudur:
Şeytan Benu Kenane kabilesinin liderlerinden Süraka b. Malik kılığına girerek askerleriyle görünür bir şekilde müşriklerin safında yer almış ve -ayette ifade edilen sözleriyle- onları savaşa teşvik etmişti. Bedir savaşı hazırlığı esnasında Şeytan Hz.Cebrail (as)’in meleklerle geldiğini görünce elele tutuştuğu Haris b. Hişam’ın elinden elini çekerek gerisin geri dönüverdi. Haris “Hani sen bize yardıma gelmiştin şimdi bizi bırakıp nereye gidiyorsun?” deyince de “Ben artık sizden uzağım ben sizin göremediğiniz şeyleri görüyorum ben Allah’tan korkarım.” diye cevap verdi.(bk. İbn Kesir ilgili ayetin tefsiri).
Katade’nin bildirdiğine göre Şeytan “Ben Allah’tan korkarım” derken yalan söylüyordu. Aslında o Allah’tan değil meleklerle desteklenmiş olan Müslüman ordusundan korkuyordu. İnsanları aldatmak tuzağa düşürüp yüzüstü bırakmak onun hap yaptığı işlerdir.(bk. a.g.e.)
Şunu diyebiliriz ki şeytanın “Ben sizin göremediğiniz şeyleri görüyorum ben Allah’tan korkarım.” şeklindeki sözleri aslî kimliğini gizlemeye yönelik bir taktiktir. Çünkü işin başında müşriklerin askerlerini güçlü gördüğü için onları -Kenane kabilesi gibi güçlü bir kabilenin reisi olarak- savaşa teşvik etmiş ve Müslümanların hezimete uğratılacağını düşünmüştür. Fakat işin öyle olmadığını anlayınca da bu defa Müşriklerin küfür üzere hezimete uğrayıp cehenneme gitmeleri için “asıl şeytanî kimliğini göstermeden” onları yüzüstü bırakıp kaçmıştır.
Konuyla ilgili diğer ayetin meali şöyledir:
“Yahudileri savaşa teşvik eden münafıkların durumu ise tıpkı şeytanın durumuna benzer ki o insana: 'Dine inanma reddet!' diye telkin eder. O kendisine kulak verip kâfir olunca da şöyle der: 'Ben senden uzağım. Çünkü ben âlemlerin Rabbinden korkarım!' ” (Haşir 59/16).
Bu iki sure de Medine’de inmiştir. Enfal suresi Bedir savaşının akabinde indiğine göre Haşir suresindeki bu ayette yer alan “münafıkların durumu ise tıpkı şeytanın durumuna benzer ki “o…” ifadesi Enfal suresinde yer alan şeytanın manevrasına atıfta bulunmak gibi bir izlenim söz konusudur. Daha açık bir ifadeyle bu ayette Hendek savaşında Müşrikleri savaşa teşvik eden ve “bütün gücümüzle yanınızdayız” diyen Yahudi münafıklarının bu durumu Enfal suresinde yer alan şeytanın tutumuyla aynı olduğuna işaret edilmiştir.
Mahşer meydanında şeytanın yapacağı şu itiraflar da onun Allah’tan korkmasından çok kendi görevini yerine getirdiğini kendi işini yaptığını göstermektedir:
“Hesaplar görülüp iş tamamlanınca şeytan onlara şöyle diyecek:
'Allah size doğru vaadde bulundu. Ben de size bir şeyler vaad ettim ama sözümden caydım. Doğrusu benim size istediğimi yaptıracak bir gücüm yoktu. Sadece ben sizi dâvet ettim siz de çağrımı kabul ettiniz. O halde beni ayıplamayın kendi kendinizi kınayın. Ne ben sizi kurtarabilirim ne de siz beni kurtarabilirsiniz. Ben sizin daha önce beni Allah’a şerik yapmanızı da reddetmiştim.'
Elbette böyle zalimlerin hakkı gayet acı bir azaptır.” (İbrahim 14/22)
Selam ve dua ile...
İslami Destek Sitesi