- “Aldosteron hormonu”nun reseptör geninin evrimleşmesinin tespit edildiği ve Batı'da bütün bilim adamlarının evrimi destekledikleri doğru mudur?
Değerli kardeşimiz
Propagandadan başka hiçbir doğruluk payı yoktur. Evrim görüşünü ortaya koyan Darwin’in konu ile ilgili kitapları 1850-1860 yılları arasında yayınlanmıştır. Yani yaklaşık 160 yıllık bir geçmişi vardır. Bu kadar zaman içinde evrim görüşünü ispatlayan değil çürüten yüzlerce delil bizatihi evrim görüşünü savunan bilim insanları tarafından ileriye sürülmüştür.
Burada gaye bilimsel bir konunun ortaya konması olmayıp ateizmi esas alan ideolojik bir düşüncenin hâkim kılınması olduğundan gerçekler hep bilimsel bilgi adı altında gizlenmiş veya perdelenmiştir.
Sorunun ikinci şıkkında "aldosteron hormonu"ndan söz ediliyor. Bu hormon bedendeki elektrolit ve su dengesinin korunmasında rol alır. Böbrek üstü bezinin kabuk kısmından salınır. Böyle bir hormonun canlı varlık olmaksızın hormon olarak görev yapması mümkün değildir. Her bir oluşumun temelinin elementler olduğu gibi bu hormonun da neticede temel maddesi karbon hidrojen oksijen ve azot gibi elementlerdir.
Bunların belli türev ve bileşikleri canlılardan önce var edilmiş veya birleştirilmiş olmalıdır. Böyle hormonun veya molekülün yapısından hareketle yukarıda ifade edilen evrim görüşünün ispatlandığını ileri sürmek sağlıklı bir düşüncenin ürünü olamaz.
Şempanzenin genetik yapısına müdahale ederek bundan bir insanın hasıl olacağı senaryosuna gelince bunun iki yönü var.
Birincisi varlıkları yaratmak ve onlara hayat vermek Allah’a mahsustur. İnsanın burada da yapacağı şey genetik yapının işleyişini yönlendirmektir. Allah insana o iradeyi vermiştir. Her bir varlığın hücrelerine hayat ve rızık vermek o hücrelerin bütün ihtiyaçlarını karşılamak hücreleri çoğaltmak ve farklılaştırmak ömrü bitenleri yenileri ile değiştirmek Allah’ın sonsuz ilim irade ve kudretiyle olmaktadır.
İkincisi bir canlıya müdahale ile ondan bir başka canlının meydana gelmesi ya da Allah’ın bir müdahale olmadan mesela bir şempanzeden bir insan meydana getirmesi bizi bütün insanlığın o yolda olduğu genellemesine götürmez. Böyle bir genelleme bilimsel düşünceye ve bilimin kurallarına uygun değildir. Çünkü böyle bir genelleme için gerek genetik gerekse biyokimyasal ve gerekse biyolojik yönden sorduğunuz her soruya doğru cevap almanız icap eder. Yoksa hasbelkader bir canlıdan bir başkasının ortaya çıkması her denemede aynı sonucu elde edemediğiniz sürece o canlı grubunun soyu ile ilgili bir genellemeye esas olamaz.
Batı dünyasında bütün bilim adamlarının evrimi desteklediği iddiası hakikate uygun değildir. Orada pek çok bilim adamı evrimi felsefî bir düşünce tarzı olarak alır. Bir kısmı da doğrudan yaratılışı kabul eder.
Ancak evrim karşıtı düşüncede olanlar akademik baskı altında oldukları için bir kısmı açıktan evrime cephe almaktan çekinmektedirler. Bir kısmının da evrim karşıtı görüşlerine bilimsel dergi ve kitaplarda yer verilmez. Çünkü dini dergilerin idarecileri dahi insanın maymun soyundan geldiğine inanan evrimcilerin elindedir. Onlar evrime gölge düşürecek en küçük bir evrim karşıtı düşünceye de müsaade etmezler. Onlar için bu konudaki fikrin bilimsel olması önemli değildir. Önemli olan yazı veya makalenin bünyesinde evrime karşı bir görüş barındırmamasıdır.
Hâl böyle olunca işin içinde olmayanlar bütün bilim adamlarının evrimi desteklediğini düşünürler. Evrimciler de zaten herkesin evrimi desteklediği yalanını yaymaktadırlar.
Evrim görüşünün iddiası şudur:
Basitten yüksek yapılılara kadar bütün canlılar tesadüfen ve silsile hâlinde birbirinden meydana gelmiştir. Canlı türlerinin evrimleşerek ve farklılaşarak birbirinden meydana geldiğini gösteren deliller zaman içinde bulunacak ve ispatlanacaktır.
Yüz altmış yıldır yapılan çalışmaların bir özeti mahiyetinde evrim görüşüne sahip bilim insanlarının bu konudaki görüşlerini kısa vermeye çalışacağız.
Yeryüzünde Protozoave suyosunu gibi ilk canlılığın görüldüğü devre İlk zaman (Prekambriyan devre) günümüzden yaklaşık 2 milyar yıl öncedir. Bundan sonra Palezoik (1. Zaman) gelir. Onun ilk devresi Kambriyan’dır ve günümüzden takriben 550 milyon yıl öncedir (bk. Tablo 1).
Axelrod George ve Kay gibi araştırıcılar eserlerinde Kambriyen omurgasızlarının geçit formu olmadan Antekambriyen devri sonunda birdenbire yeryüzünde göründüklerini belirtirler[1][2][3].
Richard Monestarsky de yeryüzünde kompleks hayatın aniden ortaya çıktığını belirtir ve şöyle der:
Günümüzdeki kompleks hayvan formları aniden ortaya çıkmışlardır. Bu gelişleri Kambriyen devrinin başına rastlar. Denizlerin ve yeryüzünün ilk kompleks yaratıklarla dolması bu devirde başlamıştır[4].
Evrimci İngiliz zoologlarından Richard Dawkins de kompleks canlıların birden ortaya çıktığını belirtir:
Kambriyen tabakalarındaki omurgasız grupları sanki hiçbir evrim tarihine sahip olmadan orada meydana gelmiş gibidirler. Tabii ki bu ani ortaya çıkış yaratılışçıları memnun etmektedir[5].
Evrimci paleontolog Gerald Todd da balık grupları arasında geçit formunun olmadığına dikkati çeker ve şöyle der:
Kemikli balıkların her üç sınıfı da fosil tabakalarında aynı anda ve birdenbire ortaya çıkarlar ve kendilerini ata olabilecek hiçbir canlı grubuyla bağlantılı göstermezler[6].
Tablo 1. Jeolojik zaman tablosu. En eski (yaşlı) devirler tablonun alt tarafında en yeni devirler de üst tarafında yazılmıştır.
Zaman |
Devir |
Seri |
Periyodun başlangıcı |
Jeolojik olaylar ve iklim |
Biyolojik karakterler |
ANTROPOZOİK (4.Zaman) |
Kuvaterner |
Holosen |
25 bin yıl önce |
Mutedil iklim Orta- Doğu’da kuraklık ve çöllerin teşekkülü |
Günümüz insanı hayvanı ve bitkileri |
Pleistosen |
60 bin yıl önce |
Periyodik buzullaşma soğuk ve sıcak iklim |
Büyük memeliler ve birçok bitki. |
||
SENOZOİK (3. Zaman) |
Neojen |
Pliyosen |
12 milyon yıl önce |
Bugünküne benzeyen iklim karaların yükselmesi. |
Ağaç eğreltiler ve dev köpek balıkları ortadan kalktı. Australopithecus’un görünmesi. Çeşitli Memeliler. |
Miyosen |
25 milyon yıl önce |
Volkanik faaliyetler Alpler ve Himalayalar’ın teşekkülü |
Kemikli balıklar dev köpek balıkları otobur memeliler kayın ve kavak gibi yaprak döken ağaçlar. Yüksek yerlerde Cedrus ve Sequoia ağaçları. |
||
Pateojen |
Oligosen |
34 milyon yıl önce |
Yer kabuğu hareketleri Alpler’in teşekkülü Serin iklim. |
Çiçekli bitkiler yapraklarını döken ağaçlar. İlkel maymunlar. Kedi köpek ve ayılar |
|
Eosen |
55 milyon yıl önce |
Volkanik faaliyetler Tropikal şartlar |
İlk atlar (Eohippus) günümüzün memeli ordoları Subtropik ormanlar |
||
Paleosen |
75 milyon yıl önce |
|
İlk memeli grubu balinalar denizde yaşamaya başladı. Bütün dinosaurlar ortadan kalktı. Subtropik ormanlar. |
||
MESOZOİK (2.Zaman) |
Kretase |
|
130 milyon yıl önce |
Avustralya dışında ılıman iklim Tebeşir yığılması |
Dev kara reptilleri keseli ve plasentalı memeliler. Çiçekli bitkiler gelişti. Gymnospermler azaldı. |
Jura |
|
180 milyon yıl önce |
Kireç taşı (tebeşir) İklim mutedil |
Dev dinozorlar ve diğer reptiller ilk memeliler ve dişli kuşlar ilk Angiospermler Conifer ve Cycad’lar dominant |
Tablo 1’inJeolojik zaman tablosu devamı.
Zaman |
Devir |
Seri |
Periyodun başlangıcı |
Jeolojik olaylar ve iklim |
Biyolojik karakterler |
MESOZOİK (2.Zaman) |
Triyas |
|
230 milyon yıl önce |
Başlangıçta sıcak ve kurak sonra nemli |
İlk dev dinozorlar. Deniz reptilleri Gymnosperm devri tohumlu eğreltiler ortadan kalktı. İlk sinek ve termitler. |
PALEOZOİK (1. Zaman) |
Permiyen |
|
260 milyon yıl önce |
Kuzey yarım küre sıcak kurak bazı bölgeler nemli güneyde buz devri şartları |
Trilobitler ortadan kalktı. Ammonitler gelişti. Coniferler ortaya çıktı. İlk Cycadlar. Pek çok böcek tipi ortaya çıktı. |
Karbonifer |
|
280 milyon yıl önce |
İklim sıcaklık ve nemli kömür teşekkülü |
Eğrelti otları dev ağaçlar hâlinde. gelişti. İlk reptiller ve amfibiler (Ichthyostegidae). |
|
Devoniyen |
|
330 milyon yıl önce |
Denizden yükselmeler yarı kurak iklim |
İlk böcekler örümcekler tatlı su balıklarının çoğu eğreltiler atkuyrukları kibrit otları ortaya çıktı. |
|
Silurien |
|
380 milyon yıl önce |
Sıcak ve kurak iklim |
Bitkiler kara hayatına geçirildiler.. Denizlerde ilk omurgalılar. |
|
Ordovisiyen |
|
430 milyon yıl önce |
Sıcak iklim |
Hayat sadece denizlerde mevcut. Ostracodermler Trilobitler çok gelişti. Cephalopodlar dominant |
|
Kambriyen |
|
550 milyon yıl önce |
Mutedil iklim |
Denizde yaşayan omurgasızlar (Trilobitler Molluscalar Brachiopodlar süngerler deniz algleri). |
|
KRİPTOZOİK (İlk Zaman) |
Antekamb riyen |
Prekam brium |
2 milyar yıl önce |
Sıcak iklim Tortul kayalar. |
Protozoa’lardan Radiolaria’ya ait az sayıda fosil alger. |
Arkeen |
4 milyar yıl önce |
Sıcak iklim az sayıda tortul kaya |
Bu devreye ait fosil yok |
İngiliz Doğa Tarihi Müzesi’nden Norman da balıkların geçmişine ait hiç fosil olmadığını belirtir:
Şimdiye kadar elde edilen fosillerin hiçbirisi balıkların geçmişine dair delil ortaya koyamadılar[7].
Gordon Taylor da yüzgeçli ve eklemliler arasında geçit formunun olmadığını söyler:
Dünyadaki fosil koleksiyonlar içerisinde yüzgeçli ve eklemli canlılar arasında birinin diğerinden meydana geldiğini gösteren hiçbir ara formu yoktur[8].
Robert Carroll “Omurgalı Paleontolojisi ve Evrimi” adlı eserinde balıklarla kurbağalar arasında geçiş formu bulunmadığına işaret eder ve şöyle der:
Elimizde ilk kurbağalarla balıklar arasında geçiş formu özelliğine sahip fosil yoktur[9].
Edwin Colbert ve Morales de geçmişteki kurbağalarla günümüzdekilerin aynı yapıda olduklarına dikkati çeker:
Paleozoik devir (Birinci zaman) kurbağalarının ortak bir ataya sahip olduklarını gösterecek tek bir delil yoktur. Bilinen en eski kurbağalarla günümüzdekiler birbirlerine benzerdirler[10].
Romer “Omurgalı Paleontolojisi” adlı eserinde uçan memelilerden yarasanın sürüngenlerden geldiğini gösteren fosilin bulunmadığına dikkati çeker[11].
Ommaney de yaşlı tabakalar arasındaki yarasa formlarının günümüzdekilerden farksız olduğunu belirtir[12].
Neo-Darwinist Teori’nin kurucularından evrimci George Gaylord Simpson “İnsandan Önceki Hayat” adlı eserinde memelilere dair ara form olmadığını belirtir ve şöyle der:
Sürüngen devri’ olarak bilinen mesozoik çağ’ın canlıları aniden memeliler devrinde değişmiştir. Sanki bütün başrol oyunculuğunu çok sayıda ve türdeki sürüngenlerin üstlendiği bir oyunun perdesi bir anda indirilmiştir. Perde yeniden açıldığında başrolünde memelilerin yer aldığı sürüngenlerin kenara itildiği yeni bir devir başlamıştır. Ortaya çıkan memelilerin bir önceki devre ait izleri yoktur[13].
Dunouy ve Goldschmidt tek toynaklı atın günümüzden 130 milyon yıl önce Mesozoik devrinde yani çok toynaklı attan evvel yeryüzünde mevcut olduğunu belirtir. Onlara göre çok toynaklı atların ilki ise Eosen devrinde 55 milyon yıl önce ortaya çıkmış sonuncusunun nesli de Miyosen’de yaklaşık 25 milyon yıl önce ortadan kalkmıştır[14][15][16].
Evrimci biyologlardan Boyce Rensberger atın evrimini belirten fosil serilerinin gerçekte bulunmadığını farklı canlılara ait iskeletlerin yan yana dizilerek bu serilerin elde edildiğini belirtir ve şöyle der:
Yaklaşık 150 milyon yıl önce yaşamış dört toynaklı tilki büyüklüğündeki canlılardan silsile hâlinde birtakım değişmelerle günümüzdeki atın evrimleştiği’ iddiası geçerliliğini yitirmiştir. Kademeli değişim yerine her türün fosilleri tamamen farklı olarak ortaya çıkmakta hiç değişmeden kalmakta sonra da bunların soyu tükenmektedir. Dolayısıyla bunlar ara form değil her birisi ayrı yapıya sahip farklı birer formdurlar [17].
İngiltere Doğa Tarihi Müzesi yöneticilerinden evrimci Colin Patterson da benzer görüşü dile getirir ve şu değerlendirmeyi yapar:
Elli yıl önce hazırlanmış olan ve hâlâ müzenin alt katında (Amerika’da müze) duran atın evrimi sergisi hayalî kötü bir hikâyeden başka bir şey değildir! Atın evrimi birbirini takip eden yüzlerce ilmî kaynak tarafından ‘büyük bir gerçek’ gibi sunulmuştur. Ancak bu tip iddiaları ortaya atan kişilerin yaptıkları spekülasyondan başka bir şey değildir [18].
Atın evriminin dayandığı fosillerin Hindistan Güney ve Kuzey Amerika ile Avrupa’da değişik zamanlarda yaşamış farklı tür canlılara ait fosillerin küçükten büyüğe doğru dizilmesiyle oluşturulduğu” belirtilir. Bu hususta evrimciler arasında da görüş birliği yoktur. Birbirinden farklı 20’den fazla atın evrim şeması vardır. Bu sıralamalardaki ortak nokta 55 milyon yıl önce Eosen Devri’nde yaşamış Eohippus (Hyracotherium) adlı köpek benzeri bir canlının “atın ilk atası” olduğuna inanılmasıdır. Hâlbuki Hitching “atın atası” olarak sunulan bu Eohippus’un günümüzde Afrika’da yaşayan ve atla hiçbir ilgisi olmayan “Hyrax” isimli hayvanın aynısı olduğunu belirtir[19].
Evrimcilerden Gordon Taylor“The Great Evolution Mystery” adlı eserinde at serileriyle ilgili olarak şunu belirtir:
Paleontologlar evrimciler tarafından ileri sürülen at serileriyle ilgili fosilleri ortaya koyamamışlardır. At serisi ‘evrim konusunda çözüme kavuşturulmuş örnek’ olarak takdim edilir ama gerçek öyle değildir. Eohippus’tan günümüzdeki at Equus’a kadar uzanan sıralama çok tutarsızdır. Farklı kaynaklardan gelen canlılara ait fosillerin bir araya getirilip arka arkaya dizilmesi mümkündür fakat canlılar tarihinde bu sıralamayı doğrulayacak hiçbir delil yoktur [20].
Sonuç olarak çok toynaklı at tiplerinin her birisi ayrı bir formdur ve belirli bir devre yaşayıp ortadan kalkmıştır. Günümüzdeki tek toynaklı atın nesli de tek toynaklıdır ve çok toynaklı attan önce yeryüzünde görünmüştür.
Sürüngenden kuşa geçişte sürüngen pullarının tüye dönüştüğü ileri sürülür. Fakat bazı evrimciler bu görüşün yanlışlığına işaret etmektedirler. Bunlardan Barbara konuyu şöyle değerlendirir:
Tüyler oldukça kompleks bir yapıya sahiptirler. Böyle bir yapının sürüngen pullarından evrimleşmesi için çok uzun zamana ve pek çok ara forma ihtiyaç vardır. Ancak pullarla tüyler arasında geçiş özelliğine sahip hiçbir form yoktur[21].
Brush da “tüylerin bir anda ortaya çıktığı” görüşündedir ve şöyle der:
Tüyler fosil kayıtlarında sadece kuşlara has bir özellik olarak bir anda belirir [22].
Feduccia sürüngenden kuşa geçişin imkânsız olduğunu şöyle dile getirir:
Sürüngenden kuşa geçiş biyofizik açısından mümkün değildir[23]
Evrimcilerin iddiasına göre Arkeopteriks dinozorlardan evrimleşmiş olmalıdır. Ancak son bulunan fosillerin ışığında evrimcilerin bir kısmı Arkeopteriks’in ara form olma özelliğini kabul etmemektedirler. Bunlardan kuşlar üzerinde ihtisas sahibi olan Alan Feduccia şu ifadeyi kullanır:
Yirmi beş sene boyunca kuşların kafataslarını inceledim. Dinozorlarla aralarında hiçbir benzerlik görmüyorum. ‘Kuşların dört ayaklılardan evrimleştiği’ görüşüpaleontoloji alanında yirminci yüzyılın en büyük utancı olacaktır![24]
Arkeopteriks’in “kuşların atası” olmadığı anlaşılınca kuşlara ata olarak John Ostrom tarafından Protoavis teklif edilmiştir. J. Ostrom Protoavis’e ait elde fosil bulunmadığını ancak kuşlara bir ata gerektiği için bunu farazi olarak teklif ettiğini belirtmektedir[25].
2 Eylül 1987 tarihli “Punch” dergisinde Arkeopteriks ile alakalı değişik bir iddia yer almıştır. “William Hewison” imzasıyla neşredilen makalede 1861 yılında bulunan Arkeopteriks fosiline ait tüy izlerinin Richard Owen tarafından baskı kalıbıyla kertenkele benzeri bir fosile sonradan konduğu ileri sürülmektedir. Arkeopteriks hakkında yaygın kanaat “dişli bir kuş olduğu ve belirli bir devre yaşayıp ortadan kalktığı” yönündedir[26][27][28][29][30].
Arkeopteriks dişli bir kuştur. Nitekim günümüzde bazı sürüngen ve amfibilerin dişleri varken diğer bazılarının yoktur.
Böceklerin de kehribar volkan külleri ve kömür gibi materyaller içinde fosilleri bulunmuştur. Kehribar içinde rastlananların iç organları doku ve hücre yapıları dahi gayet güzel muhafaza edilmiş olduğundan mevcutlarıyla karşılaştırma imkânı vermektedir. Brues “Insects in Amber” adlı eserinde 350 milyon sene önce yaratılmış böceklerle günümüzdekiler arasında şekil yönünden farklılık olmadığını belirtir.
Ancak geçmiştekilerden bazıları bugünkü akrabalarından daha büyük ve iri idiler. Meselâ büyük