Uzman olmak için Şimdi başvurun.
✕- Canlılardaki bu kadar fazla çeşitliliğe nesli tükenmiş canlılara bulunan geçiş formu fosil kayıtlarını ne gibi ''bilimsel'' bir teoriyle açıklayabiliyorlar?
Değerli kardeşimiz
Evrimin İslam âlimleri tarafından reddedildiği fikri de kabul edildiği fikri de yanlıştır. İslam âlimleri bir yaratıcıyı devreden çıkarıp her şeyi tesadüf ve tabiatın eseri olarak gören düşünceye karşıdırlar. Bunun adı ister evrim olsun ister yaratılış olsun fark etmez.
Evrim teorisi içinde hem doğrular var hem de yanlışlar. Önce bunun açıkça ortaya konması gerekir. Yani evrimden neyin kastedildiğinin belirtilmesi gerekir.
Değişme ve farklılaşmalar hem canlılar âleminde ve hem de cansızlar âleminde mevcuttur. Yerküre birdenbire bu şeklini almış değildir. Başlangıçta güneşle bitişik bir halde iken zamanla bu halini almıştır. İnsan da tek hücreyle dünyaya ayağını atmış yüz trilyon hücreye ve belli bir şekle ulaşmıştır. Bitkiler de böyledir hayvanlar da. Onlar da yeryüzüne tek hücreyle gelmekte ve farklılaşıp gelişerek belirli bir büyüklüğe ve olgunluğa ulaşmaktadırlar. Hatta bütün canlılardaki hücreler her an değişmekte yenilenmekte ve böylece o canlının âlemi ve yapısı her an değişmektedir. İşte bütün bu değişiklikleri ontojeni ya da tekâmülle ifade etmek mümkündür. Siz buna evrim diyorsanız bunlar teori değil birer kanundur.
İslam alimleri bütün bu değişiklik ve farklılaşmaların her an Allah’ın sonsuz ilim irade ve kudreti altınيa cereyan ettiğini kabul ederler. Onların karşı çıktığı noktalardan birisi Allah’ın devreden çıkarılarak varlıkların tesadüf ve tabiatla açıklanmasıdır. Diğeri de bir canlı grubundan bir başkasının ve dolayısıyla silsile halinde bütün canlıların birbirinden türediği görüşüdür.
İslam âlimleri kâinatı bir kitap gibi kabul eder. Allah tarafından yazılmış bir kitap. İnsan da bu kitabın içerisinde bir harf gibidir. Her bahar da bu kitabın bir sayfası şeklindedir. Dolayısıyla bilimlerin görevi de bu kâinat kitabını tetkik etmek ve araştırmaktır. İslamiyet de bilim sahasında çalışmayı teşvik eder çalışan âlimleri de över.
İslâmiyet’te cisimlerdeki ölçülü plânlı ve bir maksat ve gayeye göre yaratılışın düşünülmesi “TEFEKKÜR” fikir ve akıl yürütme yorumlama olarak ifade edilir. Böyle bir saatlik akıl yürütme ve düşünmeyi İslâmiyet bir sene nafile ibadetten üstün görmektedir.
Kur’an; “Düşünmüyor musunuz?”(Bakara 2/76)“Aklınızı kullanmıyor musunuz?”(Bakara 2/44) diyerek akla havale eder. Akıllı düşünmeye teşvik eder. “Bu inceliği ancak aklıselim sahipleri düşünüp anlar.” (Âl-i İmran 3/7) der. Allah’tan ilmimizin arttırılmasını istememizi öğütler: “Rabbim ilmimi arttır.” (Tâhâ 20/114) der. Bilenlerle bilmeyenlerin bir olmadığına dikkat çekilir: “Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu?”(Zumer 39/9).
Hadislerde de ilme teşvik vardır:
“İlim talebi için yola çıkan kimse dönünceye kadar Allah yolundadır.”(Tirmizî İlim 2 2649; İbn Mâce Mukaddime 17 227).
“Kim ilim öğrenmeyi talep ederse bu onun geçmişteki günahlarına kefaret olur.”(Tirmizî İlim 2 2650).
“Hikmetli söz müminin yitiğidir. Onu nerede bulursa hemen almaya ehaktır.”(Tirmizî İlim 19 2688).
“İlmin azalması cehaletin artması” (Buhari Kitabu’l-İlim 71-72.) dünyanın sonu olarak belirtilmiştir.
İslâmiyet’te âlimin mürekkebi şehidin kanından üstün tutulmuştur. Böyle bir din ilme karşı olabilir mi? Zaten bütün ilimler Allah’ın kâinat kitabının tefsiri ve açıklaması değil midir? Kur’an da O’nun kitabı kâinat da. Kur’an’a ters düşen ilim değil ancak bir takım teori ve hipotezler veya ideolojik yaklaşımlar olabilir.
İşte İslam âlimleri nesli tükenmiş canlıları da fosil formları da bu metodolojiye göre değerlendirirler. Onların âleminde ilme ve çalışmaya karşı duruş değil bilakis teşvik ve gayret vardır. Ancak Allah’ı unutmamak ve devreden çıkarmamak şartıyla...
Selam ve dua ile...
İslami Destek Sitesi