Destek Sitesi platformunda Uzman olmak ister misiniz?

Uzman olmak için Şimdi başvurun.

Bazı hadislerde "kıyamet günü nebilerin ve şehidlerin gıbta edeceği kimseler"den söz edilir. Bunların özellikleri nelerdir?

Oluşturulma tarihi: 31.01.2025 23:17    Güncellendi: 31.01.2025 23:17
Cevap

Değerli kardeşimiz

Hz. Ömer (ra)'in rivayetine göre Resulullah (asm.) şöyle buyurmuştur:

“Mutlaka Allah’ın kullarından bazı insanlar vardır ki onlar ne peygamber ne de şehitlerdir. Fakat kıyamet gününde Allah katındaki makamlarından dolayı nebiler ve şehitler onlara gıpta edecekler.”

Sahabeler dediler:

“Ey Allah’ın Resulü bize haber ver onlar kimlerdir?”

Resulullah:

“Onlar öyle bir topluluk ki aralarında bir akrabalık alıp verecekleri mal mülk olmaksızın Allah için birbirlerini severler. Hem vallahi şüphesiz onların yüzleri pırıl pırıl nurdur. Şüphesiz onlar nur üzerindedirler. (İşleri nurdur) insanlar korktuğu zaman onlar korkmazlar halk mahzun olduğu zaman onlar mahzun olmazlar.”(1) buyurdu ve şu ayeti okudu:

“İyi bil ki Allah’ın velilerine sevdiklerine korku yoktur ve onlar üzülmeyeceklerdir.”

Bir başka rivayet de şöyledir:

“Mutlaka Allah’ın kullarından nebilerin ve şehitlerin kendilerine gıpta edecekleri kullar vardır. Sahabeler tarafından denildi ki:

- Onlar kimlerdir ey Allah’ın Resulü bize haber ver ki onları sevelim?..

Resulullah onların bu isteği üzerine şöyle buyurdu:

- Onlar öyle bir topluluktur ki aralarında mal (ticari ilişki) ve akrabalık olmaksızın birbirlerini severler. Onların yüzleri nurdur. Nurdan minberler üzerindedirler. Halk korktuğu zaman korkmamayı sürdürürler. İnsanlar mahzun oldukları zaman onlar üzülmezler.” dedi ve sonra

“Dikkat edin! Mutlaka Allah’ın evliyası için korku yoktur onlar mahzun da olmazlar.” ayetini okudu. (2)

Resulullah (asm.) kendisinden sonra gelecek ‘kardeşleri’ni bir başka hadis-i şerifte şöyle dile getirmişti. Ebu Hureyre’nin bildirdiğine göre bir gün “Resulullah (asm.) kabristana geldi ve: “Ey müminler yurdunda yatanlar selam üzerinize olsun. İnşaallah biz de size kavuşacağız buyurdu.” Sonra hasretle iç geçirerek: “Kardeşlerimi öyle göreceğim geldi ki.” diye ekledi. Yanında bulunan sahabeler: “Ey Allah’ın Resulü biz senin kardeşlerin değil miyiz?" dediler. Resulullah (asm.): “Sizler ashabımsınız kardeşlerim henüz gelmiş değildir.” buyurdu.

Yukarıda geçen hadislerde olduğu gibi burada da Resulullah (as) ashabdan bir kısmı ile Medine kabristanı yanından geçerken kendisinden sonra gelecek “İhvanı’nı görme arzusunu” ve onlara olan hasretini ifade etmektedir. Çünkü dünyada onları görmesi mümkün olmayacaktır. Onlar Resulullah (asm) buradan göçtükten sonra şu veya bu zamanda Allah dilediğinde hayat sahnesine çıkacaklardır. Onlarla ancak ahirette görüşmek nasip olacaktır.

Sahabeler onun hasretini bir nebze olsun söndürmek için kendilerinin ona olan yakınlıklarını bildiklerinden  “Biz senin kardeşlerin değil miyiz?” diye sormuşlardır. Fakat Resulullah (asm.) onlara “ashab” diğerlerine “ihvan” (kardeş) ünvanı vermiştir. Resulullah (asm)'ın devrinde onu görenler sohbet edenler sahabe veya ashab diye anıldığı ve ashab sözü onlar için çok kullanıldığı gibi ihvan kardeş veya kardeşler sözü de sonra gelecekler arasında çok kullanılacak belki de onlar hangi ırktan veya beldeden olursa olsun birbirlerine “kardeş!” diye hitap edeceklerdir. İslam ve imanla birbirlerini soy kardeşten daha çok sevecekler mesleklerinin esası kardeşlik olacak birbirlerine en fedakar kardeş en civanmert arkadaş olacaklardır. Yani sonradan geleceklerin en önemli özellikleri ve mesleklerinin en mühim esası İslâm kardeşliği olduğu için Resulullah (asm.) onlara kardeş ihvan kardeşler ünvanını vermiş bu kimselerin sonlarının iyi olacağına imanla kabre gireceklerine de bir işaret vardır.(3)

Resulullah (asm.) “Kardeşlerim henüz gelmiş değillerdir.” buyurunca sahabeler daha dünyaya gelmeyen kimseleri Resulullah (asm.)'ın hiç görmeden nasıl tanıyacağını ahirette nasıl bileceğini düşünmeliler ki şöyle sordular:

“Peki ya Resulullah! Sen ümmetinden henüz dünyaya gelmemiş olan bu kimseleri nasıl bileceksin?”

Resulullah (asm) bunun üzerine şöyle sordu:

“Bir kimsenin alnı ve ayakları ak nişanlı bir atı bulunsa onu siyah ve boz atlar arasında iken tanıyabilir mi?”

Sahabeler:

“Evet” dediler.

Resulullah (asm)'ın o ak bahtlı kimseleri alnında akı ayaklarında sekisi bulunan atlara benzetmesi gösteriyor ki bu kimseler beş vakit namazlarını sürekli kılan büyük günahları terk eden kimselerdir. Ayette belirtildiği gibi(4) onların alınlarında imanlarının ve secdelerinin izi ve işareti olan bir nur ve beyazlık olacaktır.

Hadis-i şerifin devamında şu husus dile getirilir:

“İşte o kardeşlerimde abdestlerinden hasıl olan nur sebebi ile abdest uzuvları pırıl pırıl parlayarak mahşere gelirler. Ben ise onları Kevser havuzumun yanında beklerim. Dikkat edin bir kısım kimseler de şaşkın develerin kovalandığı gibi kevser havuzumdan kovulur. ‘Buraya gelin’ diye onlara seslenirim. Denilir ki  ‘Onlar senden sonra hal ve durumlarını değiştirdiler.’ Ben de o zaman  ‘Helak oldular helak oldular.’ derim.”(6)

İlave bilgiler için tıklayınız:

Nebiler Ve Şehidlerin Gıbta Ettiği Kimseler

Kaynaklar:

1. Mecma‘ût-Tefasir (Lubabu’t-Te’vil) III 267; Hak Dini IV 2731; Tefsiru’l-Kurani’l-Azim II 422-423; III 291 (Nur Sûresi 35. ayeti tefsir edilirken Nur üzerinde olan kimse hakkında: “kelamı nurdur ameli nurdur medhali nurdur mahrecleri nurdur kıyamet gününde dönüşü nura cennetedir” açıklaması yapılır. Ayrca bk. Hak Dini IV 2730; Yunus 64. ayeti ile ilgili olarak yüzleri nur nurdan mimberler üzerinde olan müminlerden Allah’ın evliyasından bahsedilmektedir. Ayrıca bk. Tefsiru’l-Kurani’l-Azim II 423. Her muttaki Allah’ın evliyasıdır. Yine yüzleri nur olan kimselerin onlar olduğu belirtilir. Ayrıca III 291: O Allah velilerinin kelamları nur amelleri nur medhalleri nur mahrecleri nur varacakları yer cennet de nurdur.
2. Tefsiru’l Kurani’l-Azim II 422; Hak Dini IV 2731; Riyazu’s-Salihin s. 874.
3. Bu Hadis-i şerifin sonunda bu kimselerin kevser havuzuna geleceklerinden söz edildiğine göre bunlar imanla kabre girecek saidlerdendirler.
4. Fetih 48/29.
5. Ankebut 29/45.
6. el-Tac no. 1645 (Müslim Nesei); Kırk Hadis s. 27.

Selam ve dua ile...
İslami Destek Sitesi