224-)
Kureyz oğlu Amirin azatlısı Ebû Said Rivâyet eder: Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) namaz kılan Ka-b oğlu Ubey-ye (radıyallahü anh) seslendi namazı bitirince camiden çıkmak üzere olan Resulü Ekrem-e yetişti. Hazret-i Peygamber Übey-in elini tuttu ve şöyle buyurdu: Allah-ın ne Tevrat-ta ne İncilde ne de Kur’an-da benzerini indirmediği sûrenin önemini öğrenmeden mescidden çıkmamanı istiyorum.» Übey der ki: işitince onu öğrenmem için adımlarımı yavaşlattıktan sonra: Resûlallah! Bana va-dettiğin sûreyi öğret!» dedim.» Resûlüllah: Namaza başlayınca ne okursun?» buyurdu. Ben de: «Elhamdü lillah-i Rabbil âlemin...» diye başlayıp Fatiha-yı sonuna kadar okudum. Bitirince Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem): İşte bana verilen Kur’ân-ı Azim-in en yüce sûresi budur. Bu sûre yedi ayettir» buyurdu. Buhârî (Tefsir 65/1) bunun benzerini Ebu Saîd el-Muallâ-dan tahric eder. Ubey daha önce Fatiha sûresini biliyordu. Resulü Ekrem-in ona öğretmek istediği bu sûrenin şeref ve faziletidir. Tevrat-ta İncil-de ve Kur-an-da benzerinin olmayışı hususunda İbni Abdil- berderki: Benzerinin olmayışı bu sürede büyük manalar toplanması dır. Zira bu sûrede Allah-a hamdü sena vardır. Gerçek övmek ve övülmek Allah-a mahsustur. Çünkü bütün hayırlar ondandır. Bu sûrede Allah-ı azamî derecede tazim vardır. Bütün âlemlerin rabbi olduğu Rahman ve Rahim olduğu dünya ve ahirette tek mülk ve söz sahibinin Allah olduğu bütün ibadetlerin ona mahsus bulunduğu tek sığınılacak varlığın O olduğu bildirilmiştir. Aynı zamanda bu sûrede dua vardır. Allah-tan hidayet istenmekte dalâletten Allah-a sığınılmaktadır. Dua ise ibadetin kapısıdır.