Destek Sitesi platformunda Uzman olmak ister misiniz?

Uzman olmak için Şimdi başvurun.

Oruca Başlarken Ve Bitirirken Hilâle Göre Hareket Edilmesi [1]

Oluşturulma tarihi: 5.02.2025 19:02    Güncellendi: 5.02.2025 19:02
1398-) H./1978 M. yılı Ramazan Şevval ve Zilhicce hilâlleri ile ilgili olarak yaptığımız araştırma ve incelemeler göstermiştir ki ülkemiz de dahil olmak üzere ve özellikle Ortadoğu İslâm Ülkelerinin çoğunda hesapla amel edilmiştir. Ancak hesapta uygulanan ayrı metotlar yüzünden sonuçlar değişik olmuştur. Şöyle ki: Bazı İslâm ülkeleri hesaplarını yaparken Batıhlarca hazırlanmış olan «Almanak» larda gösterilen Ramazan Şevval ve Zilhicce aylarına ait «İÇTİMA ANI»nı esas almışlar bu «İÇTİMA ANI»nı takibeden günleri hilâl henüz görülmemiş olduğu halde mezkûr ayların birinci günü olarak ilân etmişlerdir. Diğer bazı ülkeler ise bu ayların içtima zamanlarına değil bu aylara ait hilâllerin yeryüzünden görülebileceği zamanlara (hilâlin sübutuna) itibar etmişler ve bu subutu takibeden günleri mezkûr ayların birinci günleri olarak tesbit ve ilân etmişlerdir. konu ile ilgili görüşlerimizi ve tesbitlerimizi biraz daha açıklamak isterim: 1398 H./1978 M. Yılı Ramazan hilâlinin tesbiti ile ilgili çalışmalarımız: Batılılarca hazırlanan Almanaklar incelendiğinde görüleceği üzere Ramazan hilâlinin İÇTİMA ANI 4 Ağustos Cuma günü Greenwich saati ile 01.01-dir. Ancak bu tarihte hesaba göre en batıda bulunan Fas dahil islâm Dünyasının hiç bir yerinde hilâl görülmemiştir. Bu tarihte Ay meselâ: Fas-ta Güneşten 11 dakika Mekke-de 12 dakika Ankara-da 1 dakika sonra batmıştır. Halbuki hilâl Güneşin gurubundan sonra batıda ufukta ve meselâ: Ekvator hattı üzerindeki bölgelerde en az 25 dakika ekvatordan uzaklaştıkça ise daha fazla süre kalmadıkça yani Güneşten en az bu kadar süre sonra batmadıkça yer yüzünden görülmesi imkânsızdır. Zira bu süre içinde Ay henüz güneş ışınlarının etkisi altında bulunmakta ve yer yüzünden görülebilmesi söz konusu olan bölümü de görülemeyecek kadar ince bir hilâl durumunda olmaktadır. Görülebilecek duruma gelmesi için Ay-ın içtima noktasından ayrılarak Güneşle Dünyanın merkezini birleştiren doğruya 7 dereceden büyük bir açı meydana getirmesi şarttır. hesaplara göre Zilhicce-nin «İÇTİMA ANI» 31 Ekim günü Greenwich saati ile 20.06 (Mekke saati ile 23.06) dır. Ve 31 Ekim akşamı dünyanın hiç bir yerinde hilâl görülmemiştir. Bu tarihte Ay meselâ Mekke-de Güneşten 3 dakika Fas-ta 1 dakika önce batmış şüphesiz görülmesi mümkün olmamıştır. Hilâl ilk defa 1 Kasım günü Greemvich saati ile 07.39 da (Mekke saati ile 10.39 da) Japon adalariyle Yeni Gine adalarını birleştiren hattın üzerinde olan deniz bölgesinde aynı günün akşamı ise bütün İslâm Ülkelerinde görülebilecek duruma gelmiştir. astronomik hesaplardan ve gözlemlerden çıkarılacak sonuç şudur ki hilâlin görülmesi ölçüsünün benimsenmesi halinde Kurban Bayramı 11 Kasım 1978 Cumartesi günüdür. RU-YET şartı aranmıyor ve hilâlin «İÇTİMA ANI»nın girmiş olması ile yetiniliyorsa bu takdirde 10 Kasım 1978 Cuma günü Kurban Bayramı günü olarak kabul edilebilecektir. açıklamalardan da anlaşıldığı üzere Ramazan ve bayram günlerinin ilânında İslâm Dünyasında görülen ayrılığın asıl sebebi bu ülkelerin bazılarında hesapla amel edilmesi diğer bazılarında ise hilâlin bizzat gözle görülmesi suretiyle hareket edilmesi değildir. Aslında bu ülkelerin çoğunda uygulanan yol hesap yoludur. Aynı yol uygulandığı halde ayrı metotların kullanılmış olması sebebiyle ayrı sonuçlara ulaşıldığı sanılmaktadır. kadar yapılan açıklamalardan sonra ortaya şu sorular çıkmaktadır: Ramazan ve Bayramların ilânında dinî ölçülere uygun olarak önceden yapılmış astronomik hesaplara dayanılmak suretiyle hareket edilebilecek midir? Yoksa bu hesaplar yapılmış olsa bile hilâlin gözetlenmesi ve buna göre hareket edilmesi zarureti üzerinde durulacak mıdır? sorunun cevabı üzerinde ikinci hicrî asırdan bu yana âlimler arasında tartışmaların süregeldiği malumlarıdır. Bu tartışmaların ışığında yüksek heyetiniz de bu konuda kesin tercih ve tavrını ortaya koymak durumundadır. Hesaba itibar edilecekse Ay «İÇTİMA ANI»ndan sonra 7 dereceden daha büyük bir açı yaparak Güneşten uzaklaşmadığı ve bu yüzden de yeryüzünden görülmediği halde «ASTRONOMİK GİRİŞ» yani «İÇTİMA ANI» ile sabit olmuştur diye bazı kardeş ülkelerde yapıldığı gibi Ramazan ve Bayram ilân edilebilecek midir? İkinci soruya «EVET» diyebileceksek mesele yoktur. «HAYIR» diyeceksek hilâlin dünyanın herhangi bir yerinde görülmesi halinde İslâm ülkelerinden herhangi birinde görülmüş olması şartı aranmaksızın Ramazan ve Bayram ilânı yoluna gidilebilecek midir? Üçüncü soruya «HAYIR» diyeceksek hilâlin İslâm Ülkelerinin herhangi birinde görülmesi şartı üzerinde mi durulacaktır? malumları olduğu üzere İslâmî hükümlere göre namaz vakitlerinin belirlenmesinde Güneşin hareketlerinin (daha doğrusu Dünyanın kendi ekseni etrafındaki günlük hareketi ile Güneş etrafındaki yıllık hareketinin) oruç hac zekât fıtır sadakası kurban bayram gibi ibadetlerin zamanlarının tesbitinde ise Ay-ın aylık ve yıllık hareketlerinin esas alınması gerekmektedir. Söz konusu ibadetlerin zamanlarının isabetle tayin edilebilmesi ise kamerî aybaşlarının özellikle Ramazan Şevval ve Zilhicce aylarının ilk günlerinin doğru olarak tesbitine bağlıdır. Fıkhı eserlerin incelenmesinden de anlaşılacağı üzere İslâm müctehit ve fakihlerinin büyük çoğunluğu Rasûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) Efendimizin değişik: lâfızlarla -hemen hemen- belli başlı bütün hadis kitaplarında Rivâyet edilmiş olan «Ramazan hilâlini görünce oruca başlayın Şevval hilâlini görünce bayram yapın. Hava kapalı olur da hilâl görülemezse (Şaban ve Ramazan aylarını) 30 güne tamamlayın» Ramazan ve bayramların belirlenmesi konusunda İslam ülkelerinin birlikteliğini sağlamak üzere Diyanet İşleri Başkanlığının öncülüğünde 1978 Rü-yet-i Hilâl Konferansı düzenlenmiş ve şu bildiri yayımlanmıştır: asıl konusu olan «RÜ-YETİ HİLAL» meselesindeki ayrılıklarla ilgili olarak İslâm Dünyasının birliğini sağlayacak kesin sonuçlara ulaşmak en büyük arzumuzdur. burada üzerinde duracağımız «RÜ-YETİ HÎLAL» konusudur. Ramazan-a girerken bütün İslâm Dünyası-nda bu konu tartışılır müslümanlar kendi ülkelerinden ayrı hareket eden diğer ülkelerin tutumu karşısında şüpheye düşerler huzursuz olurlar. hadis-i şerifi ile istidlal etmişler kamerî aybaşlarının tesbitinin bu aylara ait ilk hilâllerin görülmesi bu mümkün olmadığı takdirde ayın 30 güne tamamlanması ile olacağını bu konuda hesapla ve müneccimlerin sözleriyle amel etmenin dinen caiz olmayacağını savunmuşlardır. karşılık sayıca az olmakla birlikte kamerî aybaşlarının (Ramazan Şevval ve Zilhicce hilâllerinin) hesapla da tayininin mümkün caiz ve hatta zarurî olduğunu ifade eden muhakkak fakihler de her asırda bulunmuştur. aybaşlarının tayininde mutlaka RÜ-YETin esas olduğunu hesapla amel etmenin caiz olmadığını savunan fakihlerih belli başlı delilleri şunlardır.

Kaynak: İmam Malik Muvatta Oruç Kitabı
Konu: Oruca Başlarken Ve Bitirirken Hilâle Göre Hareket Edilmesi [1]