1613-)
Usâme ibn Zeyd (radıyallahü anh)-den Usâme: Yâ Rasûlallah! Yarın Mekke-de nereye ineceksin kendi evine mi? diye sormuştur. aleyhi ve sellem): "Akîl burada evlerden yâhud yurdlardan birşey bıraktı mı?" buyurdu. anhâvî bunu tefsir ederek dedi ki:) Akîl ve kardeşi Tâlib Ebû Tâlib-e mîrâsçı oldular. Halbuki Ca-fer ile Alî (radıyallahü anh) Ebû Tâlib-e mirasçı olmadılar. Çünkü Ca-fer ile Alî müslümân idiler. Akîl ile Tâlib ise kâfir idiler . ibnu-l-Hattâb (radıyallahü anh): Mü-min kâfire vâris olmaz der idi . Şihâb da şöyle dedi: Selef âlimleri Yüce Allah-ın şu âyetindeki velayeti mîrâs velayeti ile tefsîr ederlerdi: "Îmân edip hicret edenler Allah yolunda mallarıyle canlarıyle cihâdda bulunanlar (muhacirleri) barındırıp yardım edenler işte onlar biribirlerinin (mîrâsta) velîleridirler. Îmân getirip de hicret etmeyenlere ise hicret edecekleri zamana kadar sizin onlara hiçbirşey ile velayetiniz yoktur.(Bununla beraber) eğer onlar dîn hususunda sizden yardım isterlerse yardım etmek üstünüze borçtur. Şu kadar ki sizinle aralarında muahede bulunan bir kavm aleyhinde değil. Allah yapacaklarınızı hakkıyle görücüdür" (el-Enfâl: 72).
Kaynak: Sahîh-i Buhârî Kitâbuz-zekât
Konu: Mekke Evlerinin Miras Edilmeleri Satılıp Alınmalarının Hükmü Ve Bütün İnsanların Hassaten El-mescidül-haremde Müsavi Oldukları Bâbı