4576-)
Zeyd ibn Erkam (radıyallahü anh) şöyle demiştir: Bizler namaz içinde kelâm söylerdik. Bizim birimiz yanındaki kardeşine ihtiyâcı husûsunda söz söylerdi. Nihayet şu: "Namazları ve orta namazı muhafaza ediniz. Allah-ın dîvânına tam huşu- ve itaatle durun" âyeti indi de bunun üzerine bize namazda sükût etmemiz emredildi Ve Celîl Allah-ın Şu Kavli Bâbı: korkarsanız o hâlde (namazı) yürüyerek yahut süvârî olarak kılın (bırakmayın). Tehlikeden emîn olduğunuz vakit ise yine Allah-ı size bilmediğiniz şeyleri nasıl öğretti ise öyle anın"(Âyet: 239). ibn Cubeyr şöyle dedi "Onun ilmi" demektir. "Bastaten" ziyâde ve fazlaya denilir. "Efriğ" "Boşalt" yani "İndir"; "Velâ yeûduhû" "Ona ağır gelmez"; "Âdenî "Bana ağır gelip belimi büktü" "el-Âdu ve-l-Aydu" "Kuvvet"; "es-Sinetu" "Uyku başlangıcı mızganma uyuklama"; "Lem-yetesenneh" "Değişmedi bozulmadı"; "Fe-buhıte" "Hücceti gitti" "Hâviye" "İçinde hiçbir can yoldaşı yani hiçbir kimse yok"; "Urûşuhâ" "Binaları" "es-Sinetu" "Uyku başlangıcı uyuklama"; "Nûnşiruhâ" "Onu çıkarırız". "ı’sârun"; "içinde ateş bulunan kalın bir sütün gibi yerden göğe doğru şiddetle esip herşeyi koparan rüzgâr kasırga". Abbâs da: "Salden" "Üzerinde hiçbirşey bulunmayan"demektir dedi. de: "Vâbilun" "Şiddetli yağmur"; "et-Tallu" "Hafif yağmur çiğ nem"dir dedi. İkrime-nin zekrettiği bu şeyler mü-min amelinin meselidir.