4596-)
Enes ibn Mâlik (radıyallahü anh) şöyle diyordu: Ebû Talha Medîne-de hurmalık mal yönünden Ensâr-ın en zengini idi. Kendisine mallarının en sevimlisi de "Bîruhâ" (denilen bustânı) idi. Bîruhâ Mescidin karşısında idi. Rasûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) da Bîruhâ-ya girer ve-onun içindeki güzel sudan içerdi. "Siz sevdiğiniz şeylerden (Allah yolunda) harcamadıkça hâlis iyiliğe ermiş olmazsınız" âyeti indirilince Ebû Talha kalktı da: Yâ Rasûlallah! Şübhesiz Allah "Siz sevdiğiniz şeylerden harcamadıkça hâlis iyiliğe ermiş olmazsınız" buyuruyor. Mallarımın bana en sevimli olanı Bîruhâ-dır. Bîruhâ Allah için sadakadır. Ben bu sadakanın hayrını ve Allah katında bunun âhiret zahîresi olmasını umarım. Yâ Rasûlallah bu bustânımı Allah-ın Sana gösterdiği uygun bir yere sarfet dedi. "Bu ne kadar büyük ve hoştur! Bîruhâ sahibine kazanç getiren bir maldır Bîruhâ kazanç getiren bir maldır. Ben senin dediğini işittim. Ben bu bustânı hısımların arasında bölüştürmeni ve onlara vermeni uygun görüyorum" buyurdu. Talha: Ben de böyle yaparım yâ Rasûlallah dedi. Ebû Talha o bustânı kendi hısımları ve amcaoğulları arasında taksîm etti. ibn Yûsuf ile Ravh ibn Ubâde "Zâlike mâlun râyıhun ( = Bu gidici bir maldır)" şeklinde ("ye" harfiyle) söylediler. Yahya ibn Yahya tahdîs edip: Ben İmâm Mâlik-in huzurunda "Mâlun râbihun" şeklinde ("be" harfiyle) okudum dedi