4617-)
Ibn Şihâb şöyle demiştir: Bana Urve ibnu-z-Zubeyr haber verdi ki kendisi Âişe-den Yüce Allah-ın "Eğer yetîm kızlar hakkında adaleti yerine getiremeyeceğinizden korkarsanız... " kavlinin tefsîrini sormuş. Âişe (r.anha) de şöyle demiştir: Ey kız kardeşimin oğlu bu âyetteki yetîm kız velîsinin velayet ve vesayeti altında bulunup malında erkeğe ortak yapar. Kızın malı ve güzelliği velîsi olan erkeğin hoşuna gider. Bu sebeble velîsi onunla evlenmek ister. Fakat kızın mehrinde adalet etmek ve başkasının vereceği kadar mehr vermek istemez. İşte(bu âyette) o çeşit velîlerin velayeti altındaki yetîm kızları -haklarında adalet ve onların mehirlerini en yüksek mikdârına yükseltmedikçe- nikâh etmeleri nehyolunup bunlardan başka kendilerine halâl olan kadınlardan nikâh etmeleri emrolunmuştur. devamla dedi ki: Bu âyet indikten sonra insanlar Rasülullah-a sorup fetva istediler. Bunun üzerine Allah şu âyeti indirdi: "Senden kadınlar hakkında fetva isterler. De ki: Onlara dâir fetvayı size Allah veriyor; Kendileri için yazılmış olanı (mîrâsı) onlara vermediğiniz ve nikâhlarını da beğenip istemediğiniz yetîm kızlar ve(henüz ergin olmayan) küçük çocuklar hakkında bir de yetimlere karşı adaleti ayakta tutmanız (onlara iyi bakmanız) hususunda işte Kitâb-da okunup duran âyetler (2. 3. 6. 9. 10. ve 11. âyetleri kasdediyor). Hayırdan daha ne yaparsanız şübhesiz Allah onu da hakkıyle bilicidir" (Âyet:127). dedi ki: Yüce Allah-ın bu diğer âyetteki "Ve tergabûne en-tenkıhû-hunne" kavli de herhangi birinizin himayesinde bulunan yetîm kıza mal ve güzelliği az olduğu zaman onunla evlenmeye rağbet göstermemesidir. dedi ki: Bu mal ve güzelliği az olan yetîm kızlara rağbet etmediklerinden dolayı malına ve güzelliğine rağbet ettikleri yetîm kızları -adalete riâyet etmedikçe- nikâh etmekten yetîm velîleri nehyolundular (Velîlerden) kim zengin ise (yetimin malını yemekten) kaçınsın. Kim de fakır ise o hâlde örfe göre yesin. Artık onlara mallarını teslim ettiğiniz vakit karşılarında şâhid bulundurun. Tam bir hesâb sorucu olmak bakımından ise Allah yeter" (Âyet: 6). "Mubâdereten" (yânı: Hacet yokken bulûğlarından önce çabuk davranarak) demektir. "A-dednâ" (yânı "Aded"in ifâl babından) "Hazırladık" demektir. "A-tâd-- “Hazırlık" ( masdarın)dan olan "Efalnâ" (yânı A-tednâ) da aynı ma-nâyadır.