4625-)
(Buradaki iki senedde) Abdullah ibnMes-ûd (radıyallahü anh) şöyle demiştir: Peygamber(sallallahü aleyhi ve sellem) bana hitaben: "Bana karşı Kur-ân oku!" diye emretti. Ben de O-na: Kur-ân Senin üzerine indirildiği hâlde ben onu Sana karşı mı okuyacağım? dedim. "Şübhesiz ben Kur-ân-ı kendimden başkasından işitmeyi severim" buyurdu. de kendisine en-Nisâ Sûresi-ni okumağa başladım. "Her ümmetten birer şâhid onlar üzerine de seni bir şâhid olarak getirdiğimiz zaman nice olur!" âyetine ulaştığımda Peygamber bana: "Okumayı tut (yânı durdur)" buyurdu. sırada gördüm ki Peygamber-in iki gözü yaş döküyordu Allah-ın Şu Kavli: Eğer hasta olur ya bir sefer üzerinde bulunursanız yahut sizden biriniz ayak yolundan gelirse .."(Âyet: 43) "Yeryüzü" demektir. Câbir şöyle demiştir: Câhiliyet-te kendileri önünde muhakeme olmak istedikleri tâğûtlar Cuheyne kabilesinde bir tâğût Eşlem kabilesinde bir tâğût ve Arab kabilelerinden herbirinde birer tâğût idi. Bunlar birtakım kâhinlerdir ki üzerine şeytânlar müstakbel hakkında kâinattan haberlerle inerler. Omer ibnul-Hattâb da: "es-Sıhr"; "et-Tâğûtu" "eş-Şeytân"dır demiştir. de: "el-Cibt" Habeşe dilinde "Şeytân" "et-Tâğût" ise "Kâhin" demektir demiştir