4772-)
Saîd ibn Cubeyr şöyle dedi: Ben İbn Abbâs-a: Nevf el-Bukâlî Hızır-ın sahibi olan Mûsâ İsrâîl oğulları-nın sahibi olan Mûsâ değildir iddiasında bulunuyor dedim. üzerine İbn Abbâs şöyle dedi: Allah-ın düşmanı yalan söylemiştir. Bana Ubeyy ibn Ka-b tahdîs etti ki o Rasûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem)-tan şöyle buyururken işitmiştir: Peygamber İsrâîl oğulları içinde hitâb edici olarak ayağa kalkmıştı. Kendisine: İnsanların en âlimi kimdir? Diye soruldu. Mûsâ: Benim diye cevâb verdi. husustaki ilmi (Allah en iyi bilendir diyerek) Allah-a havale etmediğinden dolayı Allah ona itâb etti. Ve Allah ona:-İki denizin birleştiği yerde benim bir kulum var ki o senden daha âlimdir- diye vahyetti. Mûsâ: Yâ Rabb ben ona nasıl yol bulayım? Dedi. Ona: Beraberinde bir balık alırsın o balığı bir zenbîl içine koyarsın. Balığı nerede kaybedersen işte o kul oradadır! Buyurdu. sonra Mûsâ bir balık aldı akabinde onu bir zenbîl içine koydu sonra Mûsâ gitti beraberinde kendisine hizmet eden genci Yûşâ ibn Nün da gitti. Nihayet (iki denizin birleştiği yerdeki) kayanın yanına geldiklerinde ikisi de başlarını yere koyup uyudular. Balık zenbilin içinde debelendi ve zenbîlden sıçrayıp dışarı çıktı akabinde denize düştü. Allah ondan suyun akışını tuttu da deniz içinde kendine su künkü gibi(bir boşluk bırakarak) yol açtı. Nihayet deniz suyu onun üzerinde tak gibi oldu. Mûsâ uyanınca -arkadaşı Yûşâ Musa-ya balığı (n hârika işini) haber vermeyi unuttu.- O günlerinin kalanı ile bütün gece gittiler nihayet ertesi sabah olunca Mûsâ hizmetçisine: Kuşluk yemeğimizi getir bu seferimizden yorgunluk duyduk dedi." ki: "Halbuki Mûsâ emrolunduğu o yerin Ötesine geçmedikçe yorgunluk duymamıştı. Hizmetçisi: Gördün mü kayanın dibinde barındığımız zaman balığın gittiğini haber vermeyi unutmuşum. Onu söylememi bana şeytândan başkası unutturmadı. Balık deniz içinde şaşılacak bir surette yolunu alıp yitti dedi. balığın suya girmesinde balık için bir yol meydana geldiğini söyledi. Deniz içinde böyle bir yolun meydana gelmesi Mûsâ ile gencine hayret edilecek birşey olmuştu. Mûsâ: Zâten bizim arayacağımız şey bu idi dedi. Ve izlerinde geri döndüler." ki: "Geldikleri yoldaki ayak izlerine basa basa döndüler. Nihayet o taşın yanına vardıklarında üzerine bir elbise örtülmüş bir zât gördüler. Mûsâ ona selâm verdi. Hızır da Musa-ya: Bu senin bulunduğun yerde "Selâm" nereden? Dedi. Oda: Ben Musa-yım dedi. Hızır: İsrâîl oğulları-nın Musa-sı mı? diye sordu. Evet ben sana sana öğretilmiş olan rüşd ve hidâyetten bana da birşey öğretmen için geldim dedi. Doğrusu sen benim beraberimde asla sabredemezsin yâ Mûsâ! Ben Allah-ın ilminden bana öğrettiği bir ilim üzerindeyim ki onu sen bilemezsin sen de Allah-ın ilminden sana öğrettiği öyle bir ilim üzerindesin ki onu da ben bilemem dedi. Beni inşâallah sabırlı bulacaksın sana hiçbir işte âsî olmayacağım dedi. Eğer bu surette bana tâbi- olacaksan ben sana anıp söyleyinceye kadar sen bana hiçbirşey sorma dedi. zerine Hızır ile Mûsâ (gemileri olmadığı için) deniz kıyısında yürüyerek gittiler. Yanlarına bir gemi uğradı. Kendilerini gemiye yüklesinler diye gemicilerle söyleştiler. Gemiciler Hızır-ı tanıdılar ve bu sebeble onları ücretsiz olarak gemiye aldılar. Hızır ile Mûsâ gemiye bindiklerinde Mûsâ Hızır-ın gemi levhalarından (yânı tahtalarından) birini keser ile sökmüş olduğunu gördü. Mûsâ hemen Hızır-a: Bu gemiciler topluluğu bizi gemilerine ücretsiz almışlarken sen onların gemilerine kasdedip içindekileri batırmak için mi gemiyi deliyorsun? And olsun sen büyük bir iş yaptın dedi. Ben sana beraberimde asla sabredemezsin demedim mi? dedi. Unuttuğum şeyden dolayı beni muâhaze edip cezalandırma ve bana şu arkadaşlık işinde güçlük gösterme dedi." Ubeyy ibn Ka-b dedi ki: Rasûllah (sallallahü aleyhi ve sellem):"Bu Musa tarafından olan unutmanın birincisi oldu" buyurdu. ki:"O sırada bir serçe kuşu geldi de geminin kenarına kondu ve denizden bir gaga su aldı. Hızır Musa-ya: Benim ilmimle senin ilmin Allah -ın ilminden ancak şu serçenin bu denizden eksilttiği şey gibidir dedi. gemiden çıktılar müteakiben onlar deniz kenarında yürüdükleri sırada Hızır oğlanlarla beraber oynamakta olan bir oğlan çocuğu gördü. Akabinde Hızır o çocuğun başını eliyle tuttu ve onu eliyle koparıp çocuğu öldürdü. Mûsâ Hızır-a: Tertemiz bir canı diğer bir can karşılığı olmaksızın öldürdün. And olsun sen çok kötü bir iş yaptın dedi. Ben sana beraberimde asla sabredemezsin demedim mi? dedi ve: Bu birinciden daha da şiddetlidir diye söyledi. Eğer bundan sonra sana birşey sorarsam artık benimle arkadaşlık etme. O takdirde tarafımdan muhakkak bir özre ulaşmışsındır (benden ayrılmakta ma-ziretli sayümışsındır) dedi. gittiler. Nihayet bir memleket halkına vardılar ki ora ahâlîsinden yemek istedikleri hâlde kendilerini misafir etmekten çekinmişlerdi. Derken orada yıkılmağa yüz tutmuş bir duvar buldular.-Yıkılmağa yüz tutmuş ma-nâsına onun meyletmiş olduğunu söyledi. - Hızır kalkıp o duvarı eliyle doğrultuverdi. Mûsâ ona: Bunlar öyle bir kavim ki biz onlara geldik onlar bizi doyurmadılar ve bizi misafir etmediler; isteseydin elbet buna karşı bir ücret alabilirdin dedi İşte bu benimle senin orandaki ayrılıktır dedi ve: İşte üzerinde sabredemediğin şeylerin içyüzü budur(Âyet: 82)" kavline kadar söyledi. aleyhi ve sellem):"Çok arzu ettik ki Mûsâ sabretmiş olsaydı da aralarında geçen olayların haberlerini Allah da bize anlatsaydı" buyurdu. ibn Cubeyr geçen senedle: İbn Abbâs: "Önlerinde her sağlam gemiyi zorla almakta olan bir hükümdar vardır" (Âyet: 79) şeklinde okurdu ve yine İbn Abbâs: "Çocuğa gelince o bir kâfir idi anası ile babası ise îmân etmiş kimselerdi"(Âyet: 80) şeklinde okurdu demiştir Allah-ın Şu Kavli: üzerine onlar bu iki deniz arasının birleşik yerine ulaştıklarında balıklarını unuttular. Balık deniz içinde bir deliğe doğru yolunu tutup gitmişti"(Âyet: 61). "Gidecek yol" "Yesrubu" da "Girer gider" ma-nâsınadır."Ve sâribun bin-nehâr = Gündüz yoluna giden"(er-Rad: 10) kavli de bu "Sereb" lâfzındandır.