Destek Sitesi platformunda Uzman olmak ister misiniz?

Uzman olmak için Şimdi başvurun.

El-kasas Sûresi

Oluşturulma tarihi: 5.02.2025 19:20    Güncellendi: 5.02.2025 19:20
4819-) ez-Zuhrî şöyle demiştir: Bana Saîd ibnu’l-Müseyyeb haber verdi ki Bâbası el-Müseyyeb ibn Hazn (radıyallahü anh) şöyle demiştir: Ebû Tâlib-e ölüm (alâmetleri) geldiği zaman ona Rasûlüllah(sallallahü aleyhi ve sellem) geldi. Ve amcasının yanında Ebû Cehl ibn Hişâm ile Abdullah ibn Ebî Umeyye ibni-l- Mugîre-yi buldu. Rasûlüllah Ebû Tâlib-e: "Ey amca! La ilahe illellâh kelimesini söyle de bununla Allah katında senin lehine şefaat için hüccet getireyim" dedi. üzerine Ebû Cehl ile Abdullah ibnu Ebî Umeyye: Ebâ Tâlib!) Abdulmuttalib milletinden yüz mü çeviriyorsun? Diye men- ettiler. da amcasına Tevhîd Kelimesi-ni arza devam ediyordu. O ikisi de devamlı olarak o söyledikleri makaaleyi yani sözü tekrar ediyorlardı. Nihayet Ebû Tâlib bunlara karşı söylediği son söz olarak: O(yani ben) Abdulmuttalib milleti üzeredir dedi ve "La ilahe ille İlâh" demekten çekindi. dedi ki: Rasûlüllah: "Yemîn ederim ki ben hakkında mağfiret dilemekten nehy olunmadıkça muhakkak Allah-tan senin için mağfiret isteyeceğim" dedi. üzerine Allah: "Müşriklerin o çılgın ateşin yaranı oldukları muhakkak meydana çıktıktan sonra artık onların lehine velev hısım olsunlar nePeygamberin ne de mü-min olanların mağfiret istemeleri doğru değildir"(et-Tevbe: 113) âyetini indirdi. Yine Allah Ebû Tâlib hakkında indirdi de Rasûlü-ne hitaben şöyle buyurdu:"Hakikat sen her sevdiğini hidâyete erdiremezsin. Fakat Allah -tır ki kimi dilerse ona hidâyet verir ve O hidâyete erecekleri daha iyi bilendir" (Âyet:56) İbn Abbâs şöyle dedi: "Hakîkaten Kaarûn Musa-nın kavminden idi. Fakat onlara karşı serkeşlik etti Biz ona öyle hazîneler verdik ki anahtarlarını taşımak bile) güçlü kuvvetli büyük bir cemâate ağır geliyordu. O vakit kavmi ona: -Şımarma çünkü Allah şımarıkları sevmez demişti"(Âyet 76). (Kuvvet sâhibleri)- "Erkeklerden oluşan kuvvet sahibi bir cemâat onun anahtarlarını kaldırmaz" ma-nâsınadır. da "Anahtarlar o cemâate elbette ağır basar" demektir. -nın anası yüreği çocuğundan başka herşeyden bomboş olarak sabahladı. Eğer (Allah-ın va-dine) inananlardan olması için kalbine rabıta vermeseydik az daha onu açıklayacaktı"(Âyet:10). 76) "el-Merihîn" yani "Şımarıkları sevmez" demektir. "Anası Musa-nın kızkardeşine dedi ki: -Onun izini ta-kîb et" (Âyet: 11) yani "Onun haberini öğrenip bildirmem için izinin arkasından git dedi". Bazen bu"el-Kasas" fiili bir sözü kıssa etmek nakletmek anlatmak ma-nâsına olur: "Biz sana bu Kur -ân’ı (bu sûreyi) vahyetmek suretiyle en güzel beyânı kıssa olarak sana anlatacağız. Halbuki sen daha evvel bundan elbet haberdâr olmayanlardandın-- (Yûsuf: 3) âyetinde olduğu gibi. -nın kızkardeşi de berikiler farkında olmayarak onu uzaktan gözetledi"(Âyet: 11); buradaki "An cunübin" "An bu-din" yani "Uzaktan" ma-nâsınadır. "An cenabetin" ve "An ictinâbin" ta-bîrleri de yine bir şey olup aynı ma-nâyadır. Mûsâ ikisinin de düşmanı olan birini yakalamak isteyince..."(Âyet:19); buradaki "Yebtışu" ve "Yebtuşu" fiilleri sülâsî ikinci ve birinci bâblardan olup sıkı ve sert şekilde arslan yakalayışı gibi yakalama ma-nâsınadır. öte başından koşarak bir adam geldi. Mûsâ: Memleketin önde gelenleri seni öldürmek için (toplandılar) hakkında müzâkere ediyorlar. Hemen buradan çık git. Şübhesiz ki ben sana hayır isteyicilerdenim dedi." (Âyet:20) buradaki "Ye-temirûne" "İstişare ediyorlar" demektir. 28) "el-Adâu" "et-Teaddî" hepsi bir olup "Hakkı tecâvüz etmek" ma-nâsınadır. "Absara" yani "Gördü"; minel-nâri"(Âyet: 29) "Ateşten bir parça" ma-nâsınadır. kendisinde alev bulunmayan ateşli odundan kalın bir parçadır. 7) ise kendisinde alev bulunan ateştir. birçok cinstir: "el-Cânnu" (Âyer.31) "el-Efâî" "el-Esâvid"...gibi. "Yardım edici olarak"; İbn Abbâs: "Beni tasdîk edip doğrulayacak bir yardımcı olarak" şeklinde fiili merfû- okuyup söyledi. Abbâs-tan başkası da şöyle dedi: "Seneşuddu adudeke biahîke = Senin pazunu kardeşinle şiddetlendirip kuvvetlendireceğiz"(Âyet:35) buradaki "Se-nesudduke" "Sana yardım edeceğiz" demektir. Bir şeyi kuvvetlendirdiğin zaman muhakkak sen onu takviye edecek bir pazu yapmış olursun. onları (dünyâda insanları) ateşe da-vet edegelen rehberler yaptık. Kıyâmet gününde ise asla yardıma kavuşturulmayacaklardır. Bununla beraber bu dünyâda biz onların arkalarına la-net de taktık. Kıyâmet gününde onlar çok kötülenmiş olanlardır"(Âyet: 41-42); buradaki"Mine-l-makbûhîn" "Helak edilmişlerdendirler" ma-nâsınadır. olsun ki biz onlar için nasihat kabul etsinler diye sözü birbiri ardınca ekleyip (indirip) durmuşuzdur" (Âyet:51); buradaki "Ve le-kad vassalnâ’l-kavle = Yemin olsun biz sözü ekleyip durduk" "Yemîn olsun biz sözü beyân ettik ve tamamladık" ma-nâsınadır. Biz onları tarafımızdan bir rızık olarak her şeyin mahsûllerinin gelip toplanacağı korkusuz bir haremde yerleştirmedik mi?" (Âyet:57); buradaki "Yucbâ" "Yuclebu" yani "Celb edilip toplanır" ma-nâsınadır. bol geçimi ile şımarmış nice memleketleri helak ettik" (Âyet:58); buradaki “Batırat” "Eşiret(Çok sevindi taşkınlık etti azdı)" ma-nâsınadır. Rabb-in memleketlerin ana merkezlerine karşılarında âyetlerimizi okuyacak bir rasûl gönderinceye kadar o memleketleri helak edici değildir ve biz ahâlîsi zâlim olan memleketlerden başkasını helak edici değiliz"(Âyet: 59). Buradaki "Ummihâ" "Memleketlerin ana merkezi: Mekke ve etrafında bulunanlar"dır. neler saklıyorsa neleri de açıklıyorsa Rabb-in hepsini bilir"(Âyet:69); buradaki "Tekinnu" "Tuhfî (=: Gizliyor)" ma-nâsınadır. "Eknentu-ş-şey-e" "Onu gizledim" "Kenentuhû" ise "Onu gizledim ve onu açığa çıkardım" demek olup zıd ma-nâlı fiillerdendir. tereenne-llâhe..."gibidir: "Vay demek ki Allah kullarından kimi dilerse onun rızkını yayıyor daraltıyor..." yâni "Ona rızkını bollatıyor ve daraltıyor...". "Vay demek ki hakikat şudur: Kâfirler asla felah bulmayacaklar" (Âyet: 82). O Kur-ân-ı Senin Üzerine Farz Kılan Allah Seni Dönülecek Yere Döndürecektir" (Âyet: 85)Bâbı

Kaynak: Sahîh-i Buhârî Kitâbu’t - Tefsîr
Konu: El-kasas Sûresi