4829-)
Mûsâ ibn Ukbe şöyle dedi: Bana Salim babası Abdullah ibn Omer (radıyallahü anh) -den şöyle tahdîs etti: Biz Rasûlüllah-ın âzâdlısı olan Zeyd ibn Hârise-yi Kur-ân-daki şu âyet ininceye kadar ancak Zeyd ibnu Muhammed diye çağırır dururduk: "Onları babalarına nisbetle çağırın. Bu Allah indinde daha doğrudur. Eğer babalarını bilmiyorsanız o hâlde dînde kardeşleriniz dostlarınızdır. Hatâ ettiklerinizde ise üstünüze bir vebal yoktur. Fakat kalblerinizin kasdettiğinde vebal vardır. Allah çok mağfiret edici çok merhamet eyleyicidir" içinde Allah-a verdikleri sözde sadâkat gösteren nice erler var. İşte onlardan kimi adadığını ödedi kimi de bunu bekliyor. Onlar hiçbir suretle ahidlerini değiştirmediler" (Âyet: 23). "Ahdehu" (yani "Sözünü") demektir. "Eğer (Medine-nin) etrafından üzerlerine girilmiş olup da sonra kendilerinden fitne istenseydi muhakkak ki bunu hemen yaparlardı bundan pek az bir zamandan) fazla geri kalmazlardı" (Âyet: 14); buradaki "ektârihâ" "Cevânibihâ"; "Fitne işlenseydi elbette bunu getirirlerdi" "Elbette bunu verirlerdi" manasınadır