4842-)
Âişe (r.anha) şöyle demiştir: Peygamber-in kadınlarından Sevde bintu Zem-a Hicâb Âyeti indikten sonra bir ihtiyâcı için evinden dışarı çıkmıştı. Sevde iri yapılı bir kadındı. Bu seb-eble kendisini tanıyanlara (örtülü olsa da) gizli olmazdı. Bu defa Omer ibnu-l-Hattâb onu dışarıda gördü de: Yâ Sevde iyi bil ki vallahi sen bize karşı gizli olamıyorsun. Bak düşün! Sen nasıl evinin dışına çıkıyorsun? Dedi. (rivayetine devamla) dedi ki: Bunun üzerine Şevde evine dönüp geldi. O sırada Rasûlüllah benim odamda idi akşam yemeği yemekteydi elinde de etli bir kemik vardı. Bu hâlde iken Sevde içeri girdi ve: Yâ Rasûlallah! Ben bâzı ihtiyâcım için evimden çıkmıştım. Omer bana şöyle şöyle söyleyip çıkışıma i-tirâz etti diye şikâyet etti. devamla dedi ki: Bunun üzerine Allah Peygamber-ine vahy gönderdi. Sonra kendisinden vahy hâli kaldırıldı. O kemik elinde olduğu hâlde ve onu yere koymaksızın Sevde-ye: "Siz kadınlara kendi ihtiyâçlarınız için (örtünmüş olarak) evlerinizden dışarı çıkmanıza izin verilmiştir" buyurdu Allah-ın Şu Kavli: birşeyi açıklar veya onu gizleseniz şübhe yok ki Allah herşeyi hakkıyle bilicidir. Onlar için ne babaları ne oğulları ne erkek kardeşleri ne erkek kardeşlerinin oğulları ne kızkardeşlerinin oğulları ne kendi kadınları ne de sağ ellerinin mâlik oldukları hakkında hiçbir vebal yoktur. Allah-tan korkun. Çünkü Allah herşeyin üzerinde bir şâhiddir" (Âyet: 54-55)