4857-)
Mesrûk şöyle dedi: Bizler Abdullah ibnu Mes-ûd-un yanına girdik. O: Ey insanlar! İçinizden her kim bir ilim bilirse onu söylesin bilmeyen de "Allah en bilendir" desin. Çünkü insanın bilmediği şey için " (Bilmiyorum) Allah en bilendir" demesi de ilimdendir. Azîz ve Celîl olan Allah kendi Peygamber-ine hitaben:"Ben buna karşı sizden hiçbir ücret istemiyorum ve ben size kendiliğimden birşey teklif edenlerden de değilim de!" buyurdu. Şimdi ben size ed-Duhân:10. âyetini anlatacağım: aleyhi ve sellem) Kureyş-i İslâm-a girmeye çağırdı. Onlar İslâm-a girmeğe ağır davranıp geciktiler. Bunun üzerinePeygamber: "Yâ Allah Yûsuf-un zamanındaki yıllar gibi yedi şiddet yılı ile bana yardım et" diye Kureyş aleyhine duâ etti. Akabinde onları öyle bir kıtlık yakaladı ki herşeyi kökünden giderip yok etti. O derecede ki onlar ölmüş hayvanları ve derileri yediler. Hattâ bir insan açlıktan dolayı kendisiyle gök arasında bir duman görmeğe başladı. Azîz ve Celîl olan Allah şöyle buyurdu:“O hâlde semânın apâşikâr bir duman getireceği günü gözetle. O insanları saracaktır. Bu pek yaman bir azâb... " (ed-Duhân:10-ll). ki: Bunun üzerine Kureyşliler şöyle duâ ettiler: "Ey Rabb-imiz bizden bu azâbı açıp kaldır. Çünkü biz îmân edeceğiz (dediler). Onlar için düşünüp ibret almak nerede? Kendilerine açıklayan bir peygamber geldiği hâlde yine ondan yüz çevirdiler. O-na kimi bir öğretilmiş kimi bir mecnûn dediler. Biz bu duman azabını biraz açıp kaldıracağız. Fakat siz hiç şübhe yok ki tekrar dönecek olanlarsınız” (ed-Duhân:12-15). Mes-ûd dedi ki: Kıyâmet günündeki azâb onlardan kaldırılır mı? Yine dedi ki: Kureyş-ten o azâb kaldırıldıktan sonra onlar yine küfürlerine döndüler. Allah da onları Bedir günü tekrar yakaladı. Yüce Allah: “Çok büyük bir şiddet ve satvetle çarpacağımız gün muhakkak ki biz onlardan intikaam alıcılarız"(ed-Duhân:16)