4876-)
Yûsuf ibnu Mâhek şöyle demiştir: Mervân ibnu-l-Hakem Hicaz üzerinde vâlî idi. Onu Muâviye Medine-ye vâlî yapmıştı. (Muâviye-den aldığı bir mektûb üzerine) bir gün hutbe yaptı hutbede Muâviye-nin oğlu Yezîd-e Bâbasından sonra bey-at olunması için Yezîd-i zikretmeye(yani onu propaganda etmeye) başladı. Bunun üzerine Ebû Bekr-in oğlu Abdurrahmân Mervân-a karşılık verip birtakım sözler söyledi. Vâlî de adamlarına: Onu yakalayın diye emretti. da Âişe-nin evine girdi. Me-murlar (Âişe-ye hurmeten) onu dışarı çıkarmaya ve yakalamaya muktedir olmadılar. Bu sırada Mervân: Şübhesiz bu Abdurrahmân Allah-ın kendisi hakkında "Ana ve babasına: -Öff size benden evvel nice nice nesiller gelip geçtiği hâlde beni(diriltip mezardan) çıkarılacağımla mı tehdîd ediyorsunuz!..." âyetini indirdiği kimsedir dedi. üzerine Âişe perde arkasından Mervân-a: Allah bizim hakkımızda (yani Ebû Bekr hanedanı hakkında) benim berâetimi bildiren âyetlerden başka Kur-ân-da hiçbir âyet indirmedi sözleriyle karşıladı. Allah-ın Şu Kavli: o azâbı vadilerine doğru gelen bir bulut hâlinde gördükleri zaman; -Bu bize yağmur verici bir buluttur- dediler.(Hûd dedi ki:) -Hayır bu çarçabuk gelmesini istediğiniz şeydir; bir rüzgâr ki onda elem verici bir azâb vardır” (Âyet: 24). Abbâs:"Ârid" "Bulut-tur demiştir.