4938-)
Ebû Hureyre (radıyallahü anh) şöyle demiştir: Rasûlüllah-a bir adam geldi de: Yâ Rasûlallah bana açlık ve meşakkat isabet etti (yani açlıktan dermansız kaldım) dedi. aleyhi ve sellem) onu(doyurmak için) kadınlarına haber gönderdi fakat onların yanlarında hiçbirşey bulamadı. Bunun üzerine Rasûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem): "Bu gece şu adamı konuk edip yemek yedirecek bir adam yok mu ki Allah ona rahmet eylesin?" dedi. Derhâl Ensâr-dan bir zât ayağa kalktı: Ben yâ Rasûlallah! diye cevâb verdi. o adamı alıp ailesine götürdü. Kadınına hitaben: İşte Rasûlüllah-ın konuğu; ondan hiçbirşeyi tutup alıkoyma (konuğa ikram et) diye tenbîh etti. Vallahi yanımda çocukların azığından başka birşey yok dedi. O hâlde çocuklar akşam yemeği yemek istedikleri vakit onları uyut gel kandili söndür biz bu gece karınlarımızı dürelim (yani Rasûlüllah-ın konuğu için biz bu geceyi aç geçirelim) dedi. kocasının dediği işleri yaptı. Sonra o konuk sabahleyin Rasûlüllah-ın huzuruna vardı. Rasûlüllah: olsun ki Azîz ve Celîl olan Allah bu gece Fulân erkek ve Fulâne kadının işlerinden hayret etti -yahut güldü yani acîb hoşnûd oldu-" dedi. ve Celîl Allah da (onlar ve bütün Ensâr hakkında) şunu indirdi : - “Onlar kendilerinde fakirlik ve ihtiyâç olsa bile onları öz canlarından daha üstün tutarlar. Kim nefsinin hırsından ve cimriliğinden korunursa işte onlar murâdlarına erenlerin tâ kendileridir".