5022-)
Ebû Avâne Ebû Bişr-den; o da Saîd ibn Cubeyr-den tahdîs etti ki İbn Abbâs radıyallahü anhüma şöyle demiştir: Omer beni Bedir ihtiyârlarıyle beraber kendi meclisine girdirirdi. Buna bâzısı içerlemiş gibi: Bunu niçin bizimle beraber alıyorsun? Bizim onun kadar oğullarımız var? demişler. de: O bildiğiniz sebebden (yani o sizin de bildiğiniz ilim sahibi kimselerden olduğu için meclisime alıyorum) demiş. birinde Omer İbn Abbâs-ı yine çağırdı da Bedir ihtiyârlarıyle beraber meclisine girdirdi. Sonra anladım ki o gün Omer beni onlara göstermek için çağırmış. Yüce Allah-ın“Izâ câe nasrullâhi ve’l-fethu-- kavli hakkında ne dersiniz? diye sordu. Bize nusrat ve fetih verildiği zaman Allah-a hamd etmemiz ve mağfiret dilememiz emrolundu dediler. da sükût etti birşey söylemedi. Omer bana: Sen de mi böyle söylüyorsun ey Abbâs oğlu? dedi. Ben: Hayır dedim. Ya ne diyorsun? dedi. Ben: O Rasülullah-ın ecelidir. Allah bunu kendisine bildirdi de: "Allah -ın nusratı ve fetih geldiği zaman " işte bu Sen-in ecelinin alâmetidir. "Artık Rabbi’ne hamd ile tesbîh et ve O-ndan mağfiret iste. Şübhesiz ki O tevbeleri çok kabul edendir" buyurdu dedim. de: Benim bilmekte olduğum da ancak senin söylemekte olduğun şeydir dedi