6730-)
Zehdem ibn Mudrib şöyle demiştir: Huzâa-dan bir fırka olan şu Cerm boyu ile Tayy kabilesinden olan el-Eş-arîler arasında bir sevgi ve kardeşlik vardı. Biz (Usmân tarafından Küfe Vâlîsi ta-yîn olunduğu zaman) Ebû Mûsâ el-Eş-arî-nin yanında bulunduk. O sırada ona içinde tavuk eti bulunan bir yemek ikram olundu. Yanında Teymullah oğulları-ndan kırmızı renkli bir adam vardı. Bu zât Mevlâ-lardan bir kimse gibi idi. Vâlî onu yemeğe da-vet etti. O zât: Ben tavuğu pis birşey yerken gördüm de ondan tiksindim ve artık onun etinden yememeğe yemîn ettim dedi. Mûsâ ona şöyle dedi: Kalk yaptığın yemîn hakkında ben sana bir hadîs tahdîs edeyim: (Rasûlüllah Tebûk seferi hazırlığında bulunurken) ben Eş-arîler-den bir cemâat içinde Rasûlüllah(sallallahü aleyhi ve sellem)-a geldim de bize binecek ve eşyamızı yükleyecek develer vermesini istiyorduk.Rasûlüllah:"Vallahi ben sizleri develere yükleyemem benim yanımda sizleri üzerine yükleyecek deve yoktur" dedi. Bir süre geçince Rasûlüllah-a bir mikdâr ganimet devesi getirildi. Bunun üzerine Rasûlüllah bizden sorup: "Eş-arîler cemâati nerede?" dedi. Akabinde bize hörgüçleri beyaz beş tane deve verilmesini emretti. Biz yanından bu develerle gittiğimizde kendi aramızda: Biz ne yaptık! Rasûlüllah bizleri develere yükleyemeyeceğine yanında yükleyecek develer bulunmadığına yemîn etmişti. Sonra O bizlere deve verip yükledi Biz Rasûlüllah-a yeminini unutturduk. Vallahi biz ebediyyen felah bulmayız! dedik. Bu düşünce üzerine hemen kendisine döndük ve O-na: Biz Sana bizlere deve verip yüklemen için gelmiştik de Sen bizleri yüklemeyeceğine ve yanında yükleyecek deve bulunmadığına yemîn etmiştin (şimdi bize develer verdin)? dedik. Rasûlüllah:"Sizlere develer verip yükleyen ben değilim lâkin sizleri develere Allah yüklemiştir. Vallahi ben birşeye yemin eder de akabinde yemîn ettiğim şeyden başkasını daha hayırlı görürsem muhakkak o hayırlı olan işi yaparım da yeminimden keffâretle çözülür kurtulurum" buyurdu.