İmâm Geciktiği Ve Başkasını İmâm Yapmakta Bir Mefsedet Korkusu Bulunmadığı Vakit Cemaatin Kendilerine Namaz Kıldıracak Bir Kimseyi Îmamlığa Geçirmesi Bâbı
978-)
Bize Muhammed b. Abdillah b. Bezi- rivâyet etti. ki): Bize Abdül alâ haber verdi. ki): Bize Ubeydullah Ebû Hâzim-den o da Sehl b. Sâ-d es-Sâidî-den naklen rivâyet etti. Sehl: «Nebiyullah (sallallahü aleyhi ve sellem) Benî Amr b. Avf kabilesinin aralarını bulmağa gitti.» diyerek yukarkilerin hadisi tarzında rivâyette bulunmuş. Şunu da ziyade etmiş: «Müteakiben Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) gelerek safları yara yara tâ ön safta durdu.» hadiste: «Ebû Bekir gerisin geriye gitti.» cümlesi de vardır. hadîsi Buhârî «Ezan» bahsinin yedi yerinde ve «Namaz» bahsinde: Ebû Dâvûd ile Nesâî dahi «Namaz» bahsinde tahrîc etmişlerdir. Amr b. Avf Medine-i Münevvere civarındaki «Küba» da yaşarlardı. Bunlar ensârın iki büyük kabilesinden biri olan Evs’in kalabalık bir batındırlar. Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem)’in Bent Amr-a gitmesi aralarında çıkan bir çarpışma dolayısı iledir. Kübalılar birbirlerine taşlar atmak suretiyle mukatele etmişlerdi. Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) bunu haber alınca: gidelim şunlann arasını bulalım.» buyurmuşlar. Bir rivâyete göre Kübalıların birbirleriyle çarpıştığı haberi geldiği vakit Hazret-i Bilâl öğle ezanını okumuş bulunuyordu. Bâbımız hadîsinde vakti girdiği bildirilen namazdan murâd: ikindidir. Ebû Dâvûd-un rivâyetinde hadîsin lâfzı şöyledir: b. Avf kabilesi arasında cenk vuku bulmuştu. Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) bunu duydu ve aralarını bulmak için öğleden sonra onların yanına gitti. Bilâl (radıyallahü anh)-a da: İkindi namazının vakti girerde ben gelemezsem Ebû Bekir-e emret; Cemaata namazı o kıldırsın! diye talimat verdi. namazı gelince Hazret-i Bilâl ezanı okuyup ikâmet getirdi. Sonra Ebû Bekir-e emretti; o da İmâmete geçti.» Dâvud bu. hadîsi sahih bir senetle rivâyet etmiştir. Bundan anlaşılıyor ki Hazret-i Ebû Bekir-e gelen müezzin Bilâl (radıyallahü anh) imiş. geçen: «Ebû Bekir evet cevabını vermiş ve namazı kıldırmış» sözünden murâd namazın tamamı değil namaza niyetlenmiş olmasıdır." Nitekim bâzı rivâyetlerde bu cihet tasrîh edilmiştir. Ses çıkaran vuruştur. Buna tasfîh de derler. Bazdan tasfîk ile tasfîh arasında fark görmüş: «Tasfîh bir elinin arkasıyle öteki elin içine vurmaktır. Bu korkutmak ve tenbîh için yapılır. Tasfîk ise tŞ içlerini birbirine çarpmaktır. Bundan murâd: eğlence ve oyundur.» mislerdir. Bazıları -kadınlar hakkında tasfîh sağ elinin iki parmağı Üf sol avucunun içine vurmak olduğunu söylemiş; bir takımları da tasfîh ile tasfîk-in ayni mânâya geldiklerine kail olmuşlardır. tasrîhin kadınlara mahsûs olduğunu fakat hadîsin bazı rivâyetlerinde erkekler hakkında kullanıldığına göre onların ellerini uyluklarına çarptıkları mânâsına hamletmek gerektiğini söylemiştir. Ebû Bekir-in namazda bakınmaması bakınmanın memnu olduğunu bildiğindendir. Filhakika İbn Hüzeyme-nin rivâyet ettiği bir hadîsde: Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem)’e bir kimsenin namazda bakınmasını sordu da: O bir hırsızlıktır. Şeytân onu kişinin namazından çalar buyurdular.» denilmektedir. buradaki rivâyetinde Ebû Bekir-in Allah-a hamd ettiği bildiriliyor. Zahire bakılırsa lisanı ile hamd etmiştir. Fakat hadîsin bazı rivâyetlerinde: Bekir Allah-a şükür için başını semâya kaldırdı ve gerisi geriye çekildi.» denilmiştir. Bu rivâyete bakarak İbnül-Cevzî Ebû Bekir-in hamd ve şükürü dille değil işaretle yaptığını iddia etmiştir. Maamâfih şükür için başını semâya kaldırdığı rivâyetinde sözle şükür ettiğine mâni olacak bir kayıt yoktur. Ebî Kuhâfe: Hazret-i Ebû Bekir-dir. Ebû Kuhâfe babasının künyesidir. İsmi Osman b. Âmir-dir. Hazret-i Ebû Bekir-in kendisine ben yahut Ebû Bekir demeyip İbn Ebî Kuhâfe diye takdim etmesi Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem)’in yanında kendi mertebesini küçük gördüğü içindir. tesbîhden murâd: Sübhânallah demektir. Nitekim bir rivâyette: «Sübhânallah desin» buyurulmuştur.
Kaynak: Sahîh-i Müslim Namaz
Konu: İmâm Geciktiği Ve Başkasını İmâm Yapmakta Bir Mefsedet Korkusu Bulunmadığı Vakit Cemaatin Kendilerine Namaz Kıldıracak Bir Kimseyi Îmamlığa Geçirmesi Bâbı