Destek Sitesi platformunda Uzman olmak ister misiniz?

Uzman olmak için Şimdi başvurun.

Bab

Oluşturulma tarihi: 5.02.2025 19:31    Güncellendi: 5.02.2025 19:31
1192-) Bize Ebû Bekir b. Şeybe rivâyet etti. ki): Bize Hüşeym rivâyet etti. ki): Bize Seyyar haber verdi. ki): Bize Yezidi El-Fakir rivâyet etti: Yezîd: Bize Câbir b. Abdillâh haber verdi ki Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuş... diyerek yu-Jcarki hadîs-in mislini rivâyet etmiş. hadîsi Buhârî «Teyemmüm» ve «Namaz» bahislerinde; Nesâî «Taharet» bahsinde lahrîc etmişdir. Amr b. Şuayb-ın rivâyetinde bu beyanâtın Tebûk gazasında verildiği bildirilmektedir. Bu gaza Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem)’in son gazâsıdır. diyor ki: «Hadîs-i şerif-de sayılan beş şey Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem)’den Önce hiç bir Peygamberde toplu olarak bulunmamışdır. Yalnız Nuh (aleyhisselâm) bütün insanlara gönderilmişdir. Geri kalan dört şeyden hiç biri ondan önce geçen Peygamberlerden birine verilmemişdir...» (aleyhisselâm)’in bütün insanlara gönderilmesi meselesine şöyle cevap verilmişdir: «Hazret-i Nuh Peygamber olarak bütün insanlara gönderilmemişdir. Onun bütün insanlara gönderilmesi tûfân sebebi ile insanlar helâk olarak mahdut mikdarda insan kalması dolayısı iledir. Bizim Peygamberimiz (sallallahü aleyhi ve sellem) ise peygamber olarak gönderilirken risâleti bütün insücinne tâ-mîm ve teşmil edilmişdir.» beyânına göre eskiden bir kavme Peygamber gönderilirken başkalarına da ayrı ayrı peygamberler gönderilir bu suretle bir zamanda birçok Peygamberler gelirmiş. Bizim Peygamberimiz ise tek başına gönderilmiş onun zamanında kendinden başka hiçbir Peygamber gönderilmemişdir. (sallallahü aleyhi ve sellem)’in hususiyetlerinden biri de düşmanla aralarında bir aylık yol nisbetinde mesafe varken düşmanın ondan ve ordusundan korkmasıdır. Aradaki mesafenin bir aylık yol ile tahdîd edilmesi bundan daha uzakta olanlar korkmazlardı mânâsına gelmez. O gün için Medine ile islâm düşmanları arasında bir aylık yoldan daha uzakda olanlar bulunmadığı için bir aylık mesafe son had olarak zikredil-mişdir. Yoksa ne kadar uzakta olursa olsun Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) ile islâm ordusunun karşısına çıkacak düşmanın kalbine korku siner. Gerçi meşhur bir kumandanın karşısında harb etmekden korkan insanlar bulunabilir. Fakat o mücerret bir korkudur. Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem)’in düşmanı ise onun mutlak surette muzaffer olacağından korkar. mescîd kılınmasından murâd: secde yerleri yahut malûm mescidlerdir. Kâdi İyâz geçmiş Peygamberlere ancak kilise ve havra gibi husûsî yerlerde; bâzı ulemâ da temiz olduğunu yüzde yüz bildikleri yerlerde namaza durmak mubah kılındığını bu ümmete ise şerîatm beyân ettiği bâzı yerler müstesna olmak üzere bütün yer yüzünde namaz kılmaya izin verildiğini- söylemişlerdir. Gerçi isâ (aleyhisselâm) yeryüzünde çok sefer eder ve namaz vakti geldiğinde bulunduğu yerde namazını kılardı fakat ona heryerden teyemmüm caiz değildi. Her yerde namaz kılmak ve teyemmüm etmek yalnız Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem)-e mahsusdur. Muzaffer olan İslâm ordusunun kâfirlerden aldığı mallardır. Buna mağnem de denilir. Hattâbî-nin beyânına göre ganimet hususunda eski ümmetler iki kısma ayrılmışlardı. Bir kısmına ganîmet almaya hiç izin verilmemişdi. Diğerlerine bu husûsda izin verilmiş fakat aldıkları ganimetleri yemek helâl kılınmamıştı. Bir ateş gelir onların aldıkları ganimetleri yakardı. Bazıları: «Ganîmet meselesinden murâd onu istediği gibi tasarruf hususunda Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem)’e imtiyaz verilmesidir.» demişlerse de birinci tevcih (yani eski milletlere ganîmet-den istifâde helal kılınmamışdır. demek) daha doğrudur. bir kimsenin iyilik yapmasını istemek başkasına zarar ver-mekden vazgeçmesini niyaz eylemekdir. Bazıları şefaatin duâ mânâsına geldiğini söylerler ve: «Şefaat hükümdar huzurunda şefî-in başkası için bir hacet talebi hususundaki konuşmasıdır.» derler. Dakikil îd (625-702): «En yakın ihtimâle göre bu ha-disdeki şefaatin lamı ahd içindir. Bundan murâd mahşerin dehşetinden insanlara rahatlık verip nefes aldıracak olan şefâat-ı uzmâ-dır ki vukuu hususunda hiçbir hilaf yokdur.» diyor. Bazıları; «Buradaki şefâat-dan murâd Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem)’in reddedilmeyen husûsî şe-fâatı-dır.» demiş bir takınılan bunun kalplerinde zerre kadar îmân bulunanları cehennemden çıkarmak için yapılacak şefaat başkaları cennet-de derece verilmesi hususundaki şefaat daha başkaları cennete hesap sorulmadan girme hususundaki şefaat olduğunu söylemişlerdir. Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem)-in şefaat nevilerini îmân bahsinde gör-müşdük.

Kaynak: Sahîh-i Müslim Mescidler Ve Namaz Kılınan...
Konu: Bab