1225-)
Bana Hakem b. Mûsâ rivâyet etti. ki): Bize Isa b. Yûnus rivâyet etti. ki): Bize İsmail b. Ebî Hâlid Züleyr b. Adiy-den o da Mus-ab b. Sa-d b. Ebî Vakkâs-dan naklen rivâyet etti. Mus-ab Şöyle dedi: Babamın yamyaşında namaz kıldım. Rükû-a vardığımda (iki elimin) parmaklarını Hribirlerine geçirerek ellerimi dizlerimin arasına koydum. Bunun üzerine babam ellerime vurdu. Namazdan sonra: «Evvelce biz bunu yapardık; ama sonradan ellerimizi dizlerimize kaldırmağa me-mûr olduk.» dedi. hadîsi Buhârî Ebû Dâvûd Tirmizî Nesâî ve İbn Mâce «Namaz» bahsinde muhtelif râvîlerden tahrîc etmişlerdir. Hadîs-i Şerîf bütün rivâyetleri ile tatbikin yani rükû-da iki elin avuçlarını birbirine kapayarak dizlerin arasına sıkıştırmanın nesih edildiğine delildir. Gerçi rivâyetlerde Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem)’in bu bâbda sarih bir emri yokdur. Fakat sahâbî-nin «Me-mûr olduk Nehiy edildik» gibi sözleri emir ve nehiyin kendilerine Allah ve Resûlü tarafından geldiğine hamledilmişdir. Bu gibi sıygalarla rivâyet edilen hadîslerin hükmü ulemâ arasında ihtilaflı ise de râcih olan kavle göre merfû- hükmündedirler. Sevrî İbn Sîrin Hasan-ı Basrî Ebû Hanîfe İmâm Mâlik İmâm Şafiî ve İmâm Ahmed ile bu mezheplerin ulemâsı bu hadîsle istidlal ederek namaz kılan bir kimsenin rükû- hâlinde ellerini biribirine kapayıp dizleri arasına sıkıştırmayıp diz kapaklarının üzerine adetâ onları tutar gibi koyması ve parmaklarının arasını açması gerektiğini söylemişlerdir. Onlar bu husûsda Bâbımız hadîslerinden ma-dâ Tahâvî-nin Ebû Dâvûd-un Tirmizî ve başkalarının rivâyet ettikleri hadîslerle de istidlal ederler. Hattâ İbn-l-M ünzir-in Abdullah b. Ömer (radıyallahü anhûma)-dan kavî bir isnâdla rivâyet ettiği bir hadîs-e göre Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) rükû-da tatbiki yalnız bir defa yapmışdır. Mes-ûd (radıyallahü anh) ile İbrahim Nehaî Alkame Esved ve Ebî Ubeyde rükû-da ellerin tatbik yapılacağına kail olmuşlardır. Bazıları yukarıda da işaret ettiğimiz vecihle de Hazret-i İbn Mes-ûd-un tatbik hadîsinin nesih edildiğini duymadığına kail olmuşlarsa da bu kavil söz götürür. Çünkü İbn Mes-ûd (radıyallahü anh) öteden beri Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) Efendimizin hizmetinde bulunmuş ayakkabılarını giydirmiş çıkarmış vefatına kadar ondan ayrılmamışdir. Binaenaleyh Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem)’in sonraları rükû-da ellerini dizlerinin üzerine koyduğunu onun duymaması ihtimalden uzakdır. Abdür-rezzâk-ın Âlkame ile Esved-den rivâyet ettiği bir hadîsde: Abdullah b. Mes-ûd ile namaz kıldık rükû-da ellerini birbiri üzerine kapayarak dizleri arasına aldı. Sonra Ömer-e tesadüf ederek onunla da namaz kıldık ve ellerimizi birbiri üzerine kapayarak dizlerimizin arasına sıkıştırdık. Ömer (radıyallahü anh) namazdan çıkınca: Bu vaktiyle bizim yaptığımız bir işdi sonra terk olundu; dedi; namazı yeniden kılmamızı emretmedi.» denilmekledir. Bu rivâyete göre yâ tatbikin nehiy buyurulması kerâhat-ı tenzihiyye içindir yahut namaz kılan muhayyerdir. Nitekim İbn Ebî Şeybe-nin «Mûsannef» inde bu hususa dâir Hazret-i Alî (radıyallahü anh)-dan rivâyet vardır. Ma-mâfih bâzı rivâyetlerde Hazret-i Âişeye tatbikin niçin bırakıldığı sorulduğu; cevaben: «Bunu yahudîler yaptığı için Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) ondan nehiy olundu.» dediği bildirilmişdir. Yine bu gibi rivâyetlerden anlaşılıyor ki Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) bir mes-ele hakkında kendisine vahy gelmediği zaman o mes-eleyi Ehl-i Kitab’ın dinlerine göre halletmeyi tercih buyururmuş. Sonraları Ehl-i Kitâb-a muhalefet etmesi emir buyurulmuş. Bundan anlaşılıyor ki tatbiki terk etmek tahyîrden yine de evlâdır.
Kaynak: Sahîh-i Müslim Mescidler Ve Namaz Kılınan...
Konu: Rüküda Elleri Dizler Üzerine Koymanın Mendubiyeti Ve Avuçları Birbiri Üzerine Kapamanın Nesh Edilmesi Bâbı