1400-)
Bana Selemetü-bnü Şebîb rivâyet etti. ki): Bize Hasen b. A-yen rivâyet etti. ki): Bize Züheyr rivâyet etti. ki): Bize Simâk b. Harb Câbir b. Semura-dan naklen rivâyet etti. ki: «Bilal gün devrildiği vakit ezân-ı okur fakat Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) bizim yanımıza çıkmadıkça ikâamet getirmezdi. O çıktımı kendisini gördüğü vakit namaza ikaamet getirirdi.» Ebû Hüreyre hadîsini Buhârî «Gusül» ve «Namaz» bahislerinde; Ebû -Dâvûd «Taharet» ve «Namaz» bahislerinde; Nesâî ile İbn Mâce dahi «Taharet» bahsinde muhtelif râvîlerden tahrîc etmişlerdir. Mâce-nin rivâyenide: «Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) namaza kalktı ve tekbîr aldı. Sonra cemaata işaret etti. Cemâat beklediler. Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) evine giderek yıkandı; başından su damlıyordu. Bu şekilde cemaata namaz kıldırdı. Namazdan çıkınca: sizin yanınıza cünûb olarak çıkmışım. Hakîkaten namaza duruncaya kadar bunu unutmuşum » buyurdular. Kutnî-nin Hazret-i Enes-den rivâyet ettiği bir hadîsde: «Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) namaza dâhil olarak tekbir aldı; biz de onunla beraber tekbîr aldık. Sonra cemaata (olduğunuz gibi durun!) diye işaret etti.» denilmektedir. Bu babda İmâm Ahmed b. Hanbel Hazret-i Alî-den; Ebû Dâ-vûd Ebû Bekre (radıyallahü anh)-dan hadîsler rivâyet etmişlerdir. Ebû Bekre rivâyetinde: «Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) Efendimiz sabah namazına dâhil oldu ve (yerinizde durun) diye cemaata işaret etti.» denilmişdir. Bu rivâyetlerin birinde: «Sonra Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) başından su damlayarak geldi ve cemaata namazı kıldırdı.» Mürsel olan diğer rivâyetde: «Resûl-i Ekrem (sallallahü aleyhi ve sellem) tekbîr aldı; sonra cemaata oturun diye işaret etti.» denilmektedir. Şîrîn Ata- ve Rebî’ b. Enes-in mürsel olarak rivâyet ettikleri bir hadîsde de: «Sonra Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) cemaata oturun diye işaret etti.» deniliyor. Rivâyetlerin bâzısından Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem)-in namaza niyetlendiği ondan sonra cünûb olduğunu hatırlayarak namazdan çıktığı; diğerlerinden ise tekbîr almak için ayağa kalktığı sırada cünûb olduğunu hatırladığı ve namaza niyetlenmeden evine giderek yıkandığı anlaşılıyor. Bu rivâyetler birbirine münâfî olduğu için Aynî tercih cihetine gitmiş ve şâir rivâyetlerin Buhârî ve Müslim-dekilere mu-âraza edemiyeceklerini söyleyerek namaza niyetlenmeden cünûb olduğunu hatırladığını bildiren rivâyeti tercih etmişdir. rivâyetlerin arasını bulmaya çalışmışlardır. Bunlardan bir takımları hadîsdeki «Tekbîr aldı» sözünü tekbîr almak istedi; şeklinde te-vîl etmiş bu suretle Sahih-i Müslim ile Buhârî-deki rivâyetlerle de amel etmiş olmuşlardır. Diğerleri vak-anın iki defa ayrı ayrı zamanlarda cereyan ettiğine kaail olmuşlardır. Kurtubî bu ihtimâl üzerinde durmuş Nevevî bunun en akla yakın olduğunu söylemişdir. İbn Hibbân (- 354) dahi «Sahîh»inde Ebû Hüreyre ile Ebû Bekre (radıyallahü anhûma)-dan biribirine muhalif olarak rivâyet edilen her iki hadîsi tahrîc ettikden sonra şunları söylemişdir: ayrı ayrı iki yerde vuku bulan iki fiildir. Birinde Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) mescide çıkarak iftitâh tekbîrini almış; sonra cünub olduğunu hatırlamış ve derhâl oradan giderek yıkanmış; sonra tekrar mescide gelmiş ve cemaata namazı yeniden kıldırmışdır. Diğerinde namaza niyetlenmek için ayağa kalktığı sırada cünûb olduğunu hatırlamış ve niyetlenmeden evine giderek yıkanmış; sonra dönerek cemaata namazı kıldırmışdır...» Hibbân su suretle iki hadîs arasında hiç bir tezâd kalmadığını söyledik den sonra Hazret-i Ebû Bekra-nın: «Cemaata namaz kıldırdı.» sözünü «Yeniden iftitâh tekbîri alarak cemaata namaz kıldırdı.» mânâsına te-vîl etmiş; bu sözü «Namaza bıraktığı yerden devam etti.» mânâsına almanın imkânsız olduğunu beyân etmîşdir. Mâlik Ebû Bekre rivâyetinin namazın esâsına muhalif olduğunu görünce: «Bu fiil Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem)’e mahsustur.» demiştir. Bazıları ashâb-ı kirâmın tekbîr alarak namaza niyyetlendikden sonra Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem)-i beklemelerini İmâm Mâlik-in amel-i kalîl saydığını binaenaleyh caiz gördüğünü rivâyet etmişlerdir. rivâyetlerde zikri geçen ikaamet lâfızlarından dâima namaz için getirilen ikaamet kasdedilmişdir. Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) yıkanıp döndükten sonra namaz için tekrar ikaamet getirilip getirilmediği hususunda sahîh bir rivâyet yokdur. Getirilmiş olsa her hâlde nakledilirdi. Iyâz diyor ki: «Bu hadîsin muhtelif rivâyetleri şöyle birleştirilir: Hazret-i Bilâl (radıyallahü anh) Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem)’in ne zaman namaza çıkacağını gözetir ve onun çıktığını kimse görmeden yahut pek az kimseler ile birlikde görür çıkar çıkmaz ikaamet getirirdi. Cemâat ise Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem)-i görmeden ayağa kalkmazlardı. Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) cemâat saflarını iyice düzeltmedikçe mihraba geçmezdi. Gerçi Ebû Hüreyre Hazretlerinin rivâyetinde: «Cemâat Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) çıkmadan önce saflarını tutarlardı» denilmişse de ihtimâl bu hâl yâ cevazı bildirmek için yâhutda bir özür sebebi ile bir veya iki defa vâki olmuş-dur. Ve caiz ki Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem)’in: görmedikçe kalkmayın!» buyurması bundan sonra olmugdur. Ulemânın beyânına göre Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem)’i görmeden ayağa kalkmanın cemaata menedilmesi uzun müddet ayakta kalmasınlar diyedir. Bir de Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem)-e bir şey ânz olup da uzun zaman gecikmesi mümkündür.»
Kaynak: Sahîh-i Müslim Mescidler Ve Namaz Kılınan...
Konu: Cemaattibn Namaza Ne Zaman Kalkacakları Nı Beyan Bâbı