1434-)
Bana Harmeletü-bnü Yahya rivâyet etti. ki): Bize Abdullah b. Vehb rivâyet etti . ki): Bize Hay ve haber verdi. ki: Bana Yezîd b. Abdillâh b. Üsâmete-bni Had Muhammed b. İbrahim-den o da Ebû Seleme-den o da Ebû Hüreyre-den o da Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem)’den naklen rivâyet etti ki şöyle buyurmuşlaı: dedi ki: Yâ Rab! Kendi kendimi yedim. Bana izin ver de bir nefes bari alayım! Bunun üzerine Allah ona iki nefes için izin verdi. Bir nefes kışın bir nefes de yazın (alır.) İşte mâruz kaldığınız soğuk yâhud zemherir cehennemin nefesîndendir. Mâruz kaldığınız sıcak yahut harûr da cehennemin nefesîndendir.» hadîsi Buhârî «Mevâkitü-s - Salât» bahsinde; Nesâî «Kitâbü-s - Salât» da tahrîc etmişlerdir. Rabbine şikâyeti biri hakikat diğeri mecaz olmak üzere iki vecîhle tasavvur edilebilir. İyâz hakikat olduğuna kaaildir. Kurtubî dahi: «Bu sözü hakîkata hamletmek imkânsız değildir. Çünkü muhbir-i sâdık olan Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem)’in haddi zâtında caiz bir şeyi haber vermesi te-vîle muhtaç değildir. Binaenaleyh bu sözü hakîkata hamletmek evlâdır.» demişdir. buna benzer sözler söyledikden sonra: «Doğru olan hareket bu sözü hakîkata hamletmekdir.» diyor. husûsda Aynî de şunları söylemişdir: «Allah-ın kudreti büyükdür. Zîrâ Süleyman (aleyhisselâm)-in hüdhüd-üne ilim ve idrâk halk eden Allah cehenneme de konuşma âleti halk edebilir. Nitekim hüdhüd-e ilim halk ettiğini kitâb-ı kerîminde haber vermiş. Cehennemin de «Daha varmı» diyeceğini hikâye etmişdir.» «Bu hadîs cehennemin düşünüp anladığına delildir. Filhakika cennetle cehennemden daha çok işiten hiç bir şey olmadığına dâir hadîs vârid olduğu gibi cehennemin Peygamberimiz Muhammed (sallallahü aleyhi ve sellem) ile konuşacağına keza mü-minle de konuşarak «Geç ey mü-min! Gerçekten nurun alevimi söndürdü.» diyeceği rivâyet olunmuşdur. Bu bâbda daha başka sözler de söylenmişdir. veçhe göre cehennemin şikâyeti lisân-ı hâl iledir. Kâdî Beyzâvî bu şikâyeti mecaza hamletmiş: «Cehennemin şekvası galeyanından mecaz olduğu gibi kendi kendini yemesi de cüz-lerinin sıkışıp birbiri üzerine yığılmasından; nefes alması dahi görünen kısmın dışarı çıkmasından mecâzdır demişdir. sıcakla soğuğ-un bir arada bulunması imkânsızdır. Çünkü soğukla sıcak biribirine zıddır; denilemez. Çünkü bâzı hadîslerde vârid olduğuna göre cehennemin bâzı taraflarında ateş bâzı taraflarında da zemherîr vardır. Zemherîr şiddetli soğuk demekdir. Sıcakla soğuğun bir yerde bulunması imkânsız değildir zîrâ Teâlâ Hazretleri iki zıddı bir araya getirmeye muktedirdir. Bir de cehennem âhiret umûrundandır. Âhiret umurunu dünyâdakilere kıyâs etmek doğru değildir. Mamafih Arabistan-ın sıcağı; kutupların soğuğu düşünülürse soğukla sıcağın dünyada da bir yerde bulunduğu anlaşılır. Gece ve gündüz devam eden şiddetli sıcakdır. Yalnız gündüz devam edip geceleyin kesilen sıcağa semûm derler. «Harr» sâdece sıcak demekdir. Hadîs-i şerif de: «Ma-rûz kaldığınız harr yahut harûr da cehennemin nefesindendir» denilmişdir. Burada yâ Ravi şekk etmişdir. Yahut Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) bu şekilde söylemişdir. Bu takdirde «Ev» kelimesi şekk değil taksim ifâde etmiş olur. haberlerden anlaşıldığına göre dünyâ ateşi de cehennem ateşinden yaratılmışdır. Yalnız İbn Abbâs (radıyallahü anh) Hazretlerinin beyânına göre üzerine yetmiş defa su serpilmişdir. Zîrâ böyle yapılmasa mahlûkâtm ondan istifâde etmesine imkân kalmazdı. Teâlâ Hazretlerinin ateşi yaratması dünyâ umuru onunla tamam olduğu içindir. Ateş bize âhireti de hatırlatır. Bizi Allah-ın azabından korkutur.
Kaynak: Sahîh-i Müslim Mescidler Ve Namaz Kılınan...
Konu: Şiddetli Sıcakta Cemaata Gidecek Olan Bir Kimseye Yolda Sıcak Dokunacaksa Öğleyi Serinliğe Bırakmanın Müstehab Oluşu Bâbı