1465-)
Bize Muhammed b. Râfi- rivâyet etti. ki): Bize Abdürrezzâk rivâyet etti. ki): Bize Ma-mer Hemmâm b. Münebbih-den o da Ebû Hüreyre-den o da Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem)’den naklen rivâyet etti Ebû Hüreyre: birbiri ardınca size gelirler.» buyurdu; diyerek Ebû-z -Zinâd hadîsi tarzında rivâyetde bulunmuş. hadîsi Buhârî «Mevâkîtü-s - Salât» ile «Tevhîd» bahislerinde; Nesâî dahi «Namaz» bahsinde muhtelif râvilerden tahrîc etmişlerdir. nahiv ulemâsının lügati adını verdikleri cümleler kabîlindendir. Esâs itibârı ile bir filin yalnız bir faili vardır. Hâlbuki bu gibi cümlelerde iki tane fail göze çarpmaktadır. Onun için mezkûr cümlelerin halli hususunda nahiv ulemâsı ihtilâf etmişlerdir. İmâm Sîbeveyh-in mezhebine göre filinin fâüi sonundaki zamîr yani vav-dır. «Melâike» kelimesi ise zamirden bedel yahut beyândır. Sanki: «Kim onlar?» diye sorulmuş da «Melekler.» diye cevap verilmişdir. göre fi-lin sonundaki tesniye ve cernî zamirleri4in âid oldukları isimleri zikretmek caizdir. bu cümlenin râvî tarafından kısaltıldığını asıl cümlenin şeklinde olduğunu söylerler. Buhârî onu «Bed-ül - Halk» bahsinde bu şekilde tahrîc etmişdir. Nesâî-nin rivâyetinde dahi hadîs diye başlar. Ebû Hüreyre-den nakledilen bâzı rivâyetlerde «İjl buyurulmuşdur. nekire zikredilmesi birbiri ardınca gelen meleklerin başka başka guruplar olduğunu bildirmek içindir. Çünkü kaideye göre ma--rife ma-rife olarak iade edilirse ikinci birincinin aynıdır. Fakat nekire nekire olarak iade edilirse ikinci birincinin gayrıdır. Yani ikinci defa zikredilen isim birinciden başkadır. Burada da nekire olan melâike kelimesi ikinci defa yine nekire olarak zikredilmişdir. Binaenaleyh ikinci defa zikredilen melekler birincilerden başka bir gurupdur. ulemâya göre hadîs-i şerifde zikredilen meleklerden murâd «Hafeza» melekleridir. Allah-ın onlara sorduğu şey kulların amellerini yazıp yazmadıklarıdır. bildiği hâlde: ne hâlde bıraktınız?» diye sorması teabbüd içindir. Yoksa Teâlâ Hazretleri her şey-i bilir îyâz ekseri ulemâya göre burada zikri geçen meleklerin «Hafeza» melekleri olduğunu söylemiştir. Bazıları muhtemelen «Ha-feza»dan başka melekler olduğunu bildirmişlerdir. Bu takdirde Allah-ın onlara: ne hâlde bıraktınız?» diye sorması vaktiyle Hazret-i Âdem-in yaratılacağını duyunca: yeryüzünde fesâd çıkaracak kimseler mi yaratacaksın?» diyenleri tekdir içindir. Yani kendilerine vaktiyle: ki ben sizin bilmediklerinizi biliyorum.» buyurarak işaret ettiği ilm-i ezelîsi ile bildiği vukuatı gösterecek ve adetâ kendilerine: mü vaktiyle fitne çıkarır diye korktuğunuz kullarım nasıl İbâdet ederlermiş!» buyuracaktır. «İşte meleklerin bu iki namazda toplanmalarının hikmeti budur. Hazretlerinin meleklere sorması kulların lehine şehâdet etmelerini dilediği için de olabilir. Onun için melekler: vardığımızda kendileri namaz kılıyordu. Yanlarından ayrıldığımız vakit de onlan namaz kılarken bıraktık.) derler. Bu Teâlâ Hazretlerinin gizli bir lütfü ve güzel bir ihsanıdır. Zira meleklere insanların yalnız ibâdetlerini gösterir; şehvet hâllerini ve benzerlerini onlara bildirmez.» demişdir. sözünden de anlaşılıyor ki bu melekler -Hafeza» değildirler. Çünkü «Hafeza» melekleri kulların iyi veya kötü bütün hâllerini bilir ve yazarlar. Fakat «Hafeza» melekleri başka amelleri yazan melekler de başka ise ona bir şey denilemez. Zahire bakılırsa «Hafeza» başka kâtip melekler başkadır. Onların başka başka melekler olduklarını gösteren hadîsler de vardır. sabah ve ikindi namazlarında toplanmaları Allah-ın mü--min kullarına bir lütfudur. Çünkü bu iki zaman kulların ibâdet vakitleridir. Onun için melekler hem geldikleri vakit hem de giderken mü-min-leri namaz kılarken görür huzûrı ilâhîde de buna şehâdet ederler. birbiri ardınca inmeleri şöyle olur: Ük taife ikindi namazında iner ve mü-minlerin arasında kalırlar. İkinci taife sabah namazında iner ve her iki gurup sabah namazında bir araya gelirler. Sonra geceyi mü-minlerin arasında geçiren gurup semâya çıkar; ötekiler ikindiye kadar yeryüzünde kalırlar. İkindi olunca başka bir melek taifesi iner ve yerdeki meleklerle ikindi namazında buluşurlar. Her iki taife bir müddet beraberce yer yüzünde kalırlar; sonra biri sabah namazında semâya çıkar. Bu suretle iniş ikindiye çıkış da sabah namazına mahsus olmak üzere bir-birini tâkîb devam eder. Bâbımız hadîsinde meleklerin sabah ve ikindi namazlarında bir araya toplanmalarını bir vehim saymışlardır. Çünkü hadîsin bir çok tarîklerinde meleklerin yalnız sabah namazında toplandıkları zikredilmiş ikindiden bahsolunmamışdır. Fakat o hadîslerde ikindi zikredilmedi diye Bâbımız hadîsinde zikredilmesini vehim addetmek doğru değildir. Zin hadîslerin bâzılarında yalnız sabah namazının zikredilmesi meleklerin İkindide bir araya toplanmamalarını gerektirmez. Hadîslerin arasını bulmak imkânı varken Hazret-i Ebû Hüreyre gibi mevsuk bir râvîyi vehme nisbet etmenin mânâsı yokdur. Âdil râvînin ziyâdesi makbuldür. Bâzı hadîslerde yalnız sabah namazının zikredilmesi cehri namaz olduğu içindir.
Kaynak: Sahîh-i Müslim Mescidler Ve Namaz Kılınan...
Konu: Sabah Ve İkindi Namazlarının Fazileti Ve Bunları Cemaatla Kılmaya Devam Bâbı