Destek Sitesi platformunda Uzman olmak ister misiniz?

Uzman olmak için Şimdi başvurun.

Geçmiş Namazların Kazası Ve Alelacele Kazanın Müstehab Oluşu Bâbı

Oluşturulma tarihi: 5.02.2025 19:31    Güncellendi: 5.02.2025 19:31
1593-) Bana Muhammed b. Hatim ile Ya-kûb b. İbrahim- Ed-Devrakî; ikisi birden Yahya-dan rivâyet ettiler. İbn Hatim dedi ki: Bize Yahya b. Saîd rivâyet etti. ki): Bize yezîd b. Keysân rivâyet etti. ki): Bize Ebû Hâzim Ebû Hüreyre-den rivâyet etti. Ebû Hüreyre şöyle dedi: «Nebiyyullâh (sallallahü aleyhi ve sellem) ile beraber mola verdik. Fakat güneş doğuncaya kadar uyanamadık. Uyandığımızda Peygamber hayvanının başını tutarak yürüsün! Çünkü burası öyle bir yer ki yanımıza burada şeytan geldi.» buyurdular. Hüreyre diyor ki: Bİz hemen dediğini yaptık sonra su isteyerek abdest aldı. Sonra iki rek-ât namaz kıldı.» Ya-kûb: «İki secde namaz kıldı; sonra namaz için îkaamet getirildi. Ve sabah namazını kıldırdı.» demiş. şerif uyku hâdisesinin Hayber gazasından dönerken vukûbulduğunu beyân etmektedir. Bazıları döndükleri gazanın Hayber değil Huneyn olduğunu iddia etmişlerse de gerek Ebû Amr İbn Abdil-Berr ile Bâcî-nin gerekse Kâdi İyâz ve diğer hadîs ulemâsının beyânlarına- göre doğrusu Hayber-dir. Huneyn rivâyeti garîp ve zayıfdır. Kâdi İyâz Siyer ulemâsının kavli de bu olduğunu kaydettikden sonra: «Doğrusu da budur.» demişdir. hadîsde zikri geçen uykunun bir veya iki defa vukûbulduğu hususunda ihtilâf etmişlerdir. Hadîslerin zahirine bakılırsa ayrı ayrı iki defa vâki olmuşdur. Uyuklamak; demekdir. Bâzılarına göre uykudur. Mola verdi; demekdir. Yolcuların sabaha karşı uyku ve istirahat için bir yere inmelerine araplar «ta-ris» derler. Cumhûr-un kavli budur. Ebû Zeyd-e göre ise gece olsun gündüz olsun istirahat için bir yerde mola vermeye ta-rîs denilir. hadîsi Buhârî »Mevâkîtu-s - Salât» bahsinde tahrîc etmişdir. Onun rivâyetinde istirahatı ashâb-ı kirâm-ın istedikleri Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem)’in: namaza kalkarmyacağınızdan korkarım!» buyurduğu; Hazret-i Bilâl’in: «Ben sizi uyandırırım.» dediği zikredilmektedir. Demek ki Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) evvelâ ihtiyatla hareket etmek istemiş fakat ashabının istirahata son derece muhtaç olduklarını görünce Hazret-i Bilâl’in sözüne îtimâd ederek; orada istirahata razı olmuşdur. Bu hadîsi Ebû Dâvûd «Namaz» bahsinde; Neşâî «Namaz» ve «Tefsir» bahislerinde tahrîc etmişlerdir. Korktu demekdir. Burada ondan murâd Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem)’in endişesini beyândır. Bâzılarına göre düşmanın takibinden endîşe etmişdir. Diğer Bazıları: «namaz vaktinin geçmesi ile günâha girmiş olmakdan endîşe etmişdir. Çünkü musibet ânında ne şekilde hareket edeceklerine dâir henüz bir hüküm nâzil olmamışdı.» demişlerdir. Bir takımları buradaki telâşın namaza şitâb etmekden ibaret olduğunu söylemişlerdir. buradaki rivâyetinde Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem)’in: «Yâ-Bilâl!» dediği bildiriliyor. Kâdi İyâz’ın rivâyetine göre ulemâdan Bazıları kelimeyi yani «Bilâl nerede?» şeklinde rivâyet etmişlerdir. Buhârî-nin rivâyetinde Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) Hazret-iBilâl’a: «Söylediğin söz nerede kaldı. Yâ Bilâl?» demişdir. Bundan murâd: «Hani sizi uyandırırım diye söz vermişdin. Sözünü niye yerine getirmedin?» demekdir. Buhârî-nin rivâyetinde Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem)’in bu suâline Bilâl (radıyallahü anh) «Bu derece uykum geldiğini hiç görmüş değilim.» diye cevap vermişdir. Kitabımızın rivâyetinde Hazret-i Bilâl-in: «Annem babam sana feda olsun Ya Resûlallah! Senin nefsini tutan Allah benim nefsimi de tuttu.» dediği bildiriliyor. Hazret-i Bilâl bu sözle Özür dilemek istemişdir. Buhârî-nin rivâyetinde ise Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem): . ki Allah dilediği vakit sizin ruhlarınızı kabzeder; dilediği vakit de ruhlarınızı size iade eyler.» buyurmuşdur. Ulemâ bu rivâyet-lerdeki rûh ve nefis-den ne murâd edildiğini tâyin Bâbında ihtilâf etmişlerdir. göre ikisi bir mânâya delâlet eder. Bunlardan murâd ha-yatdır. Bazıları da: «Cisme tevdî edilen lâtif bir cisimdir. Bu cisim cesette bulundukça Allahü teâlâ o cesette hayatı halk edegelmişdir; insan hayâtla dirilir. Ve cesetle rûh-dan mürekkepdir. Nefis ise bir şey-in kendisi ve vücûdu demekdir.» mutâleasında bulunmuşlardır. «Nefiş-den murâd; kandır.» diyenler de vardır. Yalnız hadîsi bu mânâya hamletmeye imkân yokdur. takımları: «Ruh hakikati bilinmeyen bir meçhuldür.» derler. Bu husûsda ulemâdan üçyüz kavil nakledildiği söylenir. göre ruhu hayât mânâsına almak da doğru değildir. Ona göre «Ruh hakikati bilinmiyen bir meçhuldür.» demek en doğru bir ha-reketdir. Burada şöyle bir suâl hatıra gelebilir: Rûh çıkınca insan ölür; burada ise rûh-un alınması tâbiri uyuyanlar hakkında söylenilmişdir? Burada rûh-un kabzedilmesinden murâd: bedenin dışından alâkasını kesmesidir. Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem)’in bu sözü Teâlâ Hazretlerinin ânında rûh-ları kabzeden; uyku hâlinde ölmemiş olanları da kabzeden hep Allah-dir.» âyet-i kerîmesi gibidir. Ölüm: Rûh-un hem zahiren; hem de bâtmen beden-le alâkasını kesmesidir. da hatıra gelebilir: Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem): gözlerim uyur ama kalbim uyumaz.» buyurduğu hâlde acaba o sabah namazında neden uyuyup kalmışdır? Nevevî bu suâle iki vecîhle cevap verildiğini söylüyor. Meşhur olan veçhe göre o hadîs ile buradaki hâdise arasında münâfât yokdur. Zîra kalp ancak elem gibi kendisine teallûk eden hissî şey-leri anlar. Göze teallûk eden fecr-in doğması gibi şey-leri anlamaz; onlar ancak gözle anlaşılır. Hâlbuki bu vak-ada kalp uyanık bile olsa göz uyumuşdur. veçhe göre cevap şudur: Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem)’in iki hâli vardır. Bu hâllerin birinde kalp uyur diğerinde uyumaz. O geceki uyku vak-ası kalbin uyuduğu zamana tesadüf etmişdir. bu ikinci vecih zayıfdır; Mu-temed olan birinci vecihdir.

Kaynak: Sahîh-i Müslim Mescidler Ve Namaz Kılınan...
Konu: Geçmiş Namazların Kazası Ve Alelacele Kazanın Müstehab Oluşu Bâbı