1595-)
Bize Ahmed b. Saîd b. Sahr Ed-Dârimî rivâyet etti. ki): Bize Ubeydullah b. Abdilmecîd rivâyet etti. ki): Bize Selm b. Zerîr El-Urâridî rivâyet etti. ki: Ben Ebû Raca- El-Utâ-ridî-yi Imrân b. Husayn-dan naklen rivâyet ederken dinledim. Imrân Şöyle dedi: yolculuğunda Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) ile beraber idim. Bütün gece yürüdük. Sabah yaklaşınca biraz mola verdik. Derken tâ güneş doğuncaya kadar uyuya kalmışız. İçimizden ilk uyanan Ebû Bekir oldu. Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) uyuduğu vakit kendiliğinden uyanmadıkça biz kendisini uyandırmazdık. Sonra Ömer uyandı ve Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem)’in yanında durarak yüksek sesle tekbîr almaya başladı. Nihayet Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) uyandı. Başını kaldırarak güneşin doğmuş olduğunu görünce: revân olun!» buyurdu. Ve bizi hareket ettirdi. Güneş beyazlaşınca konakladı ve bize sabah namazını kıldırdı. Bu sırada cemâatdan bir adam ayrılarak bizimle beraber namaz kılmadı. Namazdan çıkınca Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) ona: Fülan! Bizimle beraber namaz kılmakdan seni ne men etti?» diye sordu. O zât: Yâ Nebîyyallah! Cünub olmuşum dedi. Bunun üzerine Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) ona (teyemmümü) emretti o da toprakla teyemmüm ederek namazını kıldı. Sonra Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) beni yanındaki birkaç kişilik kâfileyle beraber acele su aramaya gönderdi. Adamakıllı susamişdık. Yolda giderken birdenbire (devesi üzerinde) ayaklarını iki su tulumu arasına salarak oturmuş bir kadına rastladık. Ve ona: su nerede? diye sorduk. Kadın: Heyhat!.. Heykât!.. Size su yok!. dedi. Senin ailen ile suyun arasında ne kadar mesafe var? dedik. Bir gün bir gecelik yol!..» cevâbını verdi. Biz: Yürü takalım Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem)’in huzuruna!. dedik. Kadın: Resûlüllah kim oluyor? dedi. Biz kadını kendi hâline bırakmıya-rak götürdük ve Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem)-in huzuruna çıkardık. Efendimiz ona sordu. Kadın bize haber verdiği gibi ona da haber verdi. Kendisinin yetim sahibi olduğunu; birkaç yetim çocuğu bulunduğunu da söyledi. Derken Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) onun devesinin çöktürülmesini emir buyurdu. Hemen deveyi çökerttiler. Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) tulumların üst kısımlarındaki ağızlarına su püskürdü; sonra kadının devesini kaldırdı. Biz kanıncaya kadar su içtik. Topumuz kırk susamış adamdık. Yanımızdaki bütün tulum ve su kaplarını doldurduk; (cünup olan) arkadaşımızı da yıkadık. Ancak hiç bir deveye su vermedik. Halbuki onlar (yani kadının su tulumları) patlayacak derecede su ile doluydular. Sonra Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) ashabına: ne varsa getirin!» buyurdular. Artık kadına kimi (ekmek) parça (sı) kimi kuru hurma (olmak üzere bir hayli yiyecek) topladık. Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) kadına verlimek üzere bunları bir bohçaya sardı. Ve ona: git de bunları çotuğuna çocuğuna yedir! Bilmiş ol ki biz senin suyundan hiçbir şey eksiltmedik.» dedi. Kadın ailesi nezdine varınca şunları söylemiş: Vallahi ben insanların en sihirbazına rastladım. Yahut da o zât hakîkaten dediği gibi Peygamberedir. Şöyle ve şöyle işler yaptı...» bu kadın sebebi ile Allah onun obasına hidâyet vermiş. Hem kadın hem de kabilesi Müslüman olmuşlardır.
Kaynak: Sahîh-i Müslim Mescidler Ve Namaz Kılınan...
Konu: Geçmiş Namazların Kazası Ve Alelacele Kazanın Müstehab Oluşu Bâbı