2106-)
Bana Muhammed b. Râfi- ile Abd b. Humeyd rivâyet ettiler. Abd: (Bize haber verdi...) tâbirini kullandı İbn Râfi- ise: (Bize Abdürrazzâk rivâyet etti.) dedi. (Abdürrazzak Dedi ki): Bize Ma- mer Zührî-den o da İbnü-l-Müseyyeb-den o da Ebû Hüreyre-den naklen haber verdi. Ebû Hüreyre şöyle dedi: «Habeşliler Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem)-in yanında harbeleri ile oynarlarken Öme-rü-bnü-l-Hattâb giriverdi. Hemen onları taşlamak için (yerdeki) taşlara uzandı. Bunun üzerine Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem): onları yâ Ömer!» buyurdular. hadîsleri Buhârî «Kitâbü’l-îd» ve «Kitâbü-l-Cihâd» da tahric etmişdir. Asıl lûgatda «genç kadın» demekdir. Sonradan bu kelimenin mânâsı genişletilerek: genç ihtiyar bütün kadın kölelere «câriye» denilmişdir. Bazıları bu hadisde cariyeden lügat mânâsı kastedildiğini yani Hazret-i Âişe-nin yanında Ensâr kızlarından iki kız bulunduğunu söylemişlerse de hadisin o cümlesine bahsedilen cariyelerden murâd: Ensâr kızları değil; Ensâr-a ait iki hakiki câriyedir. Nitekim Taberâni-nin rivâyetinde bunların birinin Hazret-i Hassan b. Sabit-e âid olduğu; İbn Ebî-d-Dünyâ- nin rivâyetinde: « Hamâme ile arkadaşı şarkı okuyorlardı.» denilmişdir. Bu Hamâme-nin kim olduğunu birçok musannifler beyân etmemişse de Zehebi (673-748) «Et-Tecrîd» nâm eserinde: «Hamame Bilâl (radıyallahü anh)-ın annesidir. Onu Ebû Bekir satın almış ve azâdetmişdir.» demektedir. Âişe-nin Bâbımız rivâyetlerinin birinde kendisi için «Ben henüz bir câriye idim...» ifâdesindeki «câriye» kelimesi ise lügat mânâsında kullanılmışdır. Âişe (radıyallahü anhâ) bu sözü ile: «Ben o zaman henüz genç bir taze idim.» demek istemişdir. Oyuna düşkün oyunu seven; demekdir. Âişe-nin sözlerinden anlaşılıyor ki: Kendisi oyuna düşkün olacak derecede genç ve âdeta çocukmuş. def çalarak Buâs harbine ait şarkılar okudukları hadisin muhtelif rivâyetlerinden anlaşılmaktadır. bâzılarına göre Ensâr-ı Kiram’ın Buas harbinde biribirlerine söyledikleri şiirler kimi iftihar kimi de hicv-e âit şeylerdi. Evs kabilesine mahsûs bir kâl-adır. Benî Kurayza diyarında bulunan bu kâl-ada o kabilenin hayranları barındırılırmış. Meşhur Buâs harbi bu kâl-anm ekinliğinde olmuşdur. bu kelimeyi «Buğas» şeklinde okumuşlardır. Fakat doğrusu: «Buâs» dır. beyanına göre: Buâs günü arapların meşhur günlerinden biridir. devrinde o gün Evs ile Hazrec kabileleri harbe tutuşmuş bu harb islâmiyetin zuhuruna kadar tam yüzyirmi sene devam etmişdir. Nihayet harp Evs kabilesinin zaferi ile sona ermişdir. Âişe-nin: «Ama bu cariyeler şarkıcı değildiler.» sözünün mânâsı: «Şarkıcılık onların kan-atı ve âdeti değildi.» demekdir. Iyâz diyor ki: «Mezkûr iki cariyenin terennüm ettikleri şeyler harbe galebe zafer ve secâatla öğünmeye âit şiirlerdi. Bu gibi şiirler o cariyeleri kötülüğe teşvik etmediği gibi; onları okumak ulemânın ihtilâf ettiği şarkıdan mâdûr değildir. Bundan murâd: Şiiri okurken sesi yüksetmekden ibâretdir. Onun için Âişe (radıyallahü anha) «Bu cariyeler şarkıcı değillerdi...» demişdir. Yani şarkıcıların âdeti veçhile şarkı söyliyenlerden hevâ ve hevesi teşvik kötülüklere sevk güzel kadınları tavsif şehvetleri tahrik gibi husûsâtı terennüm edenlerden değildiler...- şiir okumaya da «gına» derler. Yani bu kelime şarkı söylemekle şiir okumak arasında müşterekdir. Ancak burada ondan mubah olan şiirleri okumak kastedilmişdir. Filhakika ashâb-ı kirâm mücerred şiir terennümünden ibaret olan gınâ-yı caiz görmüş; onu Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) Efendimizin huzurunda da yapmışlardır. «Buradaki gınadan oyun ve eğlence sahiplerince mâruf olan şarkı kastedilmemişdir. Ömer (radıyallahü anh) Bedevilerin teganrüsine ruhsat vermişdir. Bundan murad: Develeri sürerken mırıldandıkları şeyler gibi bir ses çıkarmakdır.» diyor. veya «mezmûr»: Islık gibi ses çıkaran düdükdür. Buna «mizmâr» da derler. günleri» nden murâd: Kurban bayramı günleridir. bunların Bayram gününden maada üç gün olduğunu söylüyor. Şu hâlde Mina günleri ile: Teşrik günleri kastedilmiş demekdir. Deraka-nın cem-îdir. Deraka: Deriden yapma kalkan demekdir. Erfidet Habeşlilerin lâkabıdır. Erfide veya erfede: Dedelerinin ismidir diyenler de vardır. Bazıları Benî Erfide- nin Habeşlilerden bir kabile olduğunu bu kabilenin raksetmekle şöhret bulduğunu söylerler. Gerek Hazret-i Ebû Bekir-in kızı Âişe (radıyallahü anha)-yı azarlıyarak «Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem)-in evinde şeytan düdüğü mü üflüyorsunuz?» demesi; gerekse Habeşliler-in oyunlarını gören Hazret-i Ömer-in onları taşlamağa kalkışması bu işden Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem)-in haberi olmadığı zannettiklerindendir.
Kaynak: Sahîh-i Müslim Bayram Namazları
Konu: Bayram Günlerinde Îçinde Masiyet Bulunmayan Oyunlara Ruhsat Verilmesi Bâbı