2119-)
Bize Hârûn b. Said El-Eylî rivâyet etti. ki): Bize İbn Vehb rivâyet etti. ki): Bana Üsâme rivâyet etti; ona da Hafs b. Ubeydillâh b. Enes b. Mâlik rivâyet etmiş. Hafs da Enesü-bnu Mâlik-i şöyle derken işitmiş: cum-a günü Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) minberde iken ona bir bedevi geldi...» Ve râvî hadîsi (böylece) rivâyet etti. da ziyâde eyledi: «Bulutun dürülü çarşafın yayıldığı gibi dağılıp gittiğini gördüm.» hadîsi Buhârî «Cum-a» ve «istiska» bahislerinde; Ebû Dâvûd ve Nesâî «İstiska» bahsinde muhtelif râvilerden tahrîc etmişlerdir. Borç ödeme evi demekdir. Bundan murâd: Hazret-i Ömer-in evidir. Vefatından sonra borçlarını ödemek için satıldığından ona bu isim verilmişdir. husûsda Kâdi Iyâz şunları söylemişdir: «Bu eve Dârü-l-Kazâ denilmesinin sebebi: Ömeru-bnu-l-Hattâb (radıyallahü Anh)’ın üzerine aldığı borçlara mukaabil satıldığı içindir. Ömer borçları mukaabilinde bu evin satılmasını oğlu Abdullah-a vasiyet etmiş kendi malı borçlarını karşılamazsa evvelâ Beni Adiyy sonra Kureyş kabilelerinden yardım istemesini söylemişdi. Hazret-i Ömer-in oğlu bu evle El-Gâbe denilen yerdeki milkini satarak borcunu ödemişdi.» İyâz’ın beyânına göre evvelce bu eve «Ömer-in borcunu ödeme evi» derlermiş. Sonra kısaltma yapılarak: «Borç ödeme evi» denilmeye başlanmış. Mezkûr ev daha sonraları «Mervân-ın evi» ismiyle anümışdır. Hazret-i Ömer-in yirmisekizbin dirhem borcu olduğunu söylemişlerse de Nevevî bunun garip hattâ yanlış olduğunu bildirmiş ve: «Sahîh meşhur kavle göre Hazret-i Ömer-in borcu seksen-altıbin dirhem yahut ona yakın bir meblâğdı. Bunu Buhârî «Sahîh» inde böyle rivâyet ettiği gibi sair hadis siyer ve târih ulemâsı da böyle rivâyet etmişlerdir.» demişdir. helâk olmasından murâd: Ev hayvanlarının bilhassa develerin yağmursuzluk sebebi ile yiyecek bulamamaları ve böylelikle helâka mâruz kalmalarıdır. kesilmesi ile dahi o yollarda yürüyecek deve kalmadığı ifâde edilmek istenilmişdir. Develerin yola çıkarılmaması: Yâ helâk olacaklarından yahut yiyecek bulunmadığı için zayıf düşeceklerinden korkulduğu içindir. esnasında gelen zâtın kim olduğu malûm değildir. Bazıları İmâm Ahmed b. Hanbel-in rivâyet ettiği Kâ-b b. Murra rivâyetinden bu zâtın bizzat Kâ-b olduğu manasını çıkarmağa çalışmış; bir takımları da Ebû Süfyan b. Harb olduğunu ileri sürmüşlerse de Ayni bunların ikisinin de doğru olmadığını söylemektedir. Çünkü İbn Mâce-nin rivâyet ettiği Kâb b. Murra hadîsinde gelen zâtın bizzat Kâ-b olduğuna en ufak bir işaret bile yokdur. Gelenin Ebû Süfyân olmasına da imkân yokdur. Zira Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) Efendimize: Resûlallah!» diye hitâb etmişdir. Bu onun Müslüman olduğunu gösterir. Hâlbuki Ebû Süfyâno zaman henüz Müslüman olmamışdı. kelimesi: Yağmur istemekde yani «Bize Yağmur ver!» mânâsında gısnâ şeklinde meşhurdur. İyaz ulemâdan bâzılarının onu bu hadisde «yardım istemek» mânâsında kullanılmışdır dediklerini rivâyet etmişdir. Bu takdirde kelimenin mânâsı: «İmdadımıza yetiş; başımızı çöz.» demek olur. kıpkırmızı kesilmesi: Susuzluktan dolayı yapraklarının kurumasından kinayedir. Medine civarında bir dağın ismidir «Sel ile aramızda ev ve bina yoktu.» cümlesinden murâd: Havada bulut olup olmadığını görmemize manî bir şey yoktu. Biz dağı da gökyüzünü de görüyorduk demekdir. «Ravi-nin bundan muradı: Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem)’in mucizesini haber vermek ve önceden havada bulut yahut bulut parçası gibi zahiren yağmura sebebolacak bir şey bulunmadığı gibi bahnl bir sebep de yokken sırf Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem)’in dileği üzerine yedi gün birbiri arkasında yağmur göndermesi Allahü teâlâ nezdinde onun pek büyük tazim ve ikrama nail olduğunu göstermektir.» diyor. rivâyetlerde Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem)’in ellerini yüzü hizasına kadar kaldırdığı; ellerini uzatarak dua ettiği ve gökyüzüne baktığı bildirilmişdir. Kılıçdan korunmaya yarayan âlet yani kalkan demekdir. Buradaki benzerliğin vechi mikdâr İtibârı ile değil; bulutun kalkan gibi yuvarlak ve kesif oluşudur. (sallallahü aleyhi ve sellem)-e ikinci cum-a gelen zâtın «Mallar helâk oldu; yollar kesildi!» demekden muradı: Bu def-â yağmurun çokluğundan muvasalâtın kesilmesidir. Ekemenin cem-idir. Ekeme: Dağdan küçük; tepeden de büyük olan bayırdır. göre Ekeme-. Küçük tepecik mânâsına gelir. Zarîb-in cem-idir. Bu dahi: «Küçük tepecikler» mânâsına gelir. Kıtlık cevbe: Geniş yer ve aralık mânâsına gelir. Burada ondan murâd: Bulutun Medine üzerinden aralanarak etrafına da-ğılmasıdır. Medîne vadilerinden biridir. Burada Medinelilerin ekinleri vardır.