3598-)
Bize İbn Ebî Ömer rivâyet etti. ki): Bize Süfyân rivâyet etti. ki): Ben Ziyad b. Sa-d-ı şunu söylerken işittim: Ben Sâbit-i A-rac-ı Ebû Hüreyre-den naklen rivâyet ederken dinledim. Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem): en kötüsü gelene verilmeyen gelmeyecek kimsenin çağrıldığı davet yemeğidir. Her kim davete icabet etmezse Allah ve Resûlüne İsyon etmiştir.» buyurmuşlar. Hüreyre hadisini Buhârî ile İbn Mâce «Nikâh» bahsinde; Ebû Dâvûd «Et-ime»de; Nesâî de «Ve-lîme»de muhtelif râvilerden tahric etmişlerdir;. şerîf İmâm Müslim hem mevkuf hem de merfû- olarak rivâyet etmiştir. Yerinde de görüldüğü vecihle bu gibi hadîslere merfû- hükmü verilir. Sahih olan mezheb budur. Zira mevsuk râvinin ziyadesi makbuldür. ki Câbir (radıyallahü anh) hadisinde da-vete icabet eden oruçsuz yemek hususunda muhayyer bırakılmakta; Hazret-i Ebû Hüreyre hadîsinde ise yemesi emir buyuruîmaktadır. Bu sebeble ulemâ ihtilâf etmişlerdir. Câbir (radıyallahü anh) rivâyetine i-timad edenlere göre yemek vâcib değildir. Da-vete iştirak eden kimse yeyip yememekte muhayyerdir. Onlara göre Ebû Hüreyre (radıyallahü anh) hadîsindeki emir nedb içindir. Ebû Hüreyre rivâyetine rtimad edenler da-vette bir şey yemenin vâcib olduğuna kaaildirler. Bunlar da Hazret-i Câbir hadîsini te-vil ederek da-vete iştirak edenin oruçlu olduğu surete hamley-lerler: vâcib sayanlara göre en az bir lokma yemek îcâbeder. Zira bir lokmaya yemek denilebilir. Onun içindir ki yemek yememeye yemin eden bir kimse bir lokma yemekle yemininden dönmüş olur. Bir de da--vetli hiç bir şey yemezse da-vet sahibinin hatırına yemekteki bir şüpheden dolayı yemediği şüphesi gelebilir. Bir lokma alınca bu şüphe zail olur. gelince: Orucu bozması bilittifâk lâzım değildir. Niyet edilen oruç farz ise onu bozmak caiz değildir. Nafile İse bozmak caizdir. Maamâfih da-vet sahibi gücenmeyecekse yine de orucu tamamlamak efdaldır. Hüreyre (radıyallahü anh) rivâyetindeki «Salâudan murâd duadır. Çünkü bu kelimenin lügat mânâsı duadır. Yani oruçlu bulunan da-vetli yemek yemeyip hâne sahibine bereket ve mağfiret duâsm-da bulunacaktır. Bazıları buradaki «Salât»ı namaz mânâsına almışlardır. Onlara göre oruçlu olan da-vetli namaz kılacak; bu suretle hem kendisi hem de oradakiler fazilet ve berekete nail olacaklardır. kötüsü» cümlesinden murâd: Da-vet yemeğinin en kötüsü yalnız zenginler çağırılarak fakirlerin katılmadığı yemektir. Eskiden Arapların âdeti bu idi. Onun için Hazret-i İbn Mes-ûd: «Biz yalnız zenginleri da-vet ederek fakirleri bırakan kimsenin da-vetine icabetten nehyolunduk.» demiştir. Abdullah b. Ömer (radıyallahü anh) da-vet yaparak bütün zengin ve fakirleri çağırmış: eşraf ile birlikte fakirler de gelince İbn Ömer onlara: şuraya oturun da bu zevatın elbiselerini batırmayın; size de onların yediğinden yedireceğiz.» demiş; ve besmele çekerek cemâate: «Buyurun yeyin!» dedikten sonra kendisinin oruçlu olduğunu söylemiştir. nazaran Hazret-i. Ebû Hüreyre da-vet sahiplerine: «Siz da-vet hususunda âsilersiniz; gelmeyeni çağırır; size gelecek olanı bırakırsınız!» Dermiş. Hüreyre (radıyallahü anh) hadîsinden murâd: Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem)’den sonra yapılacak da-vetlere zenginlerin çağırılacağını yalnız onlara rağbet ve i-tibâr gösterileceğini haber vermektir.
Kaynak: Sahîh-i Müslim Ebvâbu Sucûdi-l-kur-ân
Konu: Bir Davete Çağıran Kimseye İcabette Bulunmayı Emir Bâbı