Destek Sitesi platformunda Uzman olmak ister misiniz?

Uzman olmak için Şimdi başvurun.

Muhariblerle Mürtedlerin Hükmü Bâbı

Oluşturulma tarihi: 5.02.2025 19:31    Güncellendi: 5.02.2025 19:31
4453-) Bana El-Fadl b. Sehl El-A-rac da rivâyet etti. ki): Bize Yahya b. Gaylân rivâyet etti. ki): Bize Yezîd b. Zürey Süleyman Et-Teymî-den o da Enes-den naklen rivâyet etti. Şöyle dedi: (sallallahü aleyhi ve sellem) onların gözlerini oydu; çünkü onlar çobanların gözlerini oymuşlardı. hadîsi Buhârî: «Vudû-» bahsinin muhtelif yerlerinde «Muharibin Cihâd Tefsir Megâzi» ve «Diyât» bahislerinde; Ebü Dâvûd «Taharet» bahsinde; Nesâî «Muharebemde muhtelif râviler-den tahrîc etmişlerdir. muhtelif rivâyetlerinden anlaşılıyor ki Ureyne ve Ukl kabilelerinden yedi sekiz kişi Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem)-e gelerek müslüman olmuşlar. Fakat Medîne-nin havası kendilerine yaramamış. Hastalanıp zayıflamışlar; renkleri sararmış; ve Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem)-e müracaatla: Resûlallah biz hayvancılıkla geçinen insanlardık; şehirli değiliz; bizi doyur sula! demişler; hattâ develerin yanına gitmek için izin istemişler: O da kendilerini ovaya develerin yanına göndererek tedavi için onların süt ve bevillerinden içmelerini tavsiye buyurmuş. Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem)’in develeri 15 sağmaldan ibaret olup zekât develeri ile karışık olarak Küba civarında Zü’l-Hader denilen yerde güdülüyormuş. Bunlar develerin yanına giderek onların süt ve bevillerinden içmişler. Az zamanda iyileşip betleri benizleri gelince irtidâd ederek develerden birini boğazlamışlar. Çobanlardan birinin elini ayağını kesmişler; diline ve gözlerine diken batırarak ölünceye kadar kızgın güneşin altında bırakmışlar; ve develeri alıp gitmişler. Sağ kalan çoban hâdiseyi haber vermiş: «Arkadaşımı öldürdüler; develeri de götürdüler.» demiş. Bunun üzerine: (sallallahü aleyhi ve sellem) derhal yirmi kişilik bir süvari müfrezesini bunları ta-kîbe göndermiş. Kürz b. Câbir El-Gihrî-yi bu müfrezeye kumandan ta-yîn etmiş. Yardımcı olmak üzere yanlarına bir de İzci vermiş. Giden müfreze şakileri yakalayıp getirmiş. Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem)-de onlara kendi amelleri cinsinden ceza vermiş... Bu hâdise nübüvvetin altıncı yılında vuku- bulmuştur. diyor ki: «Bu hadîs muhâriblere ceza verme hususunda esastır; ve Teâlâ Hazretlerinin: ve Resûlüne karşı harb eden ve yeryüzünde fesad çıkarmağa çalışan kimselerin cezası ancak ve ancak öldürülmek veya asılmak yahut elleri İle ayaklarının çapraz kesilmesi yahut o yerden sürgün edilmeleridir " Sure-i Mâide âyet 33 âyet-i kerîmesine muvâfıktır. Ulemâ bu âyetten murâd ne olduğu hususunda ihtilâf etmişlerdir. İmâm Mâlik: Bu âyet muhayyerlik ifâde eder. Binâenaleyh hükümdar âyette sayılan cezalar arasında muhayyerdir; meğer ki muhârib müslümanı öldürmüş olsun! O tak-dîrde kendisinin de öldürülmesi farz olur demiş; Ebû Hanîfe ile Ebû Mus-ab-ı Mâlikî öldürse de hükümdarın muhayyer olduğunu söylemiş; Şafiî ile diğer ulemâ taksime kail olmuşlardır. Onlara göre: Muhâribler bir kimseyi öldürürler de malını almazlarsa öldürülürler. Öldürür malını da alırlarsa öldürülüp asılırlar. Malım alıp kendisini öldürmezlerse el ve ayaklan çapraz kesilir. Yolcuları korkutur da bir şey almaz ve kimseyi öldürmezlerse yakalanarak ta-zîr olunurlar. Bizim mezhebimize göre sürgünden murâd budur. Zîra bu fiillerin zararı muhteliftir; binâenaleyh-cezaları da muhtelif olur; âyet muhayyerlik bildirmez demişlerdir. hükümleri ovada sabit olur. Şehirlerde sabit olup ol-miyacağında hilaf vardır. Ebû Hanîfe-ye göre sabit olmaz. İmâm Mâlik ile Şafiî sabit olacağım söylemişlerdir...» Nevevî-nin sözü burada sona erer. Iyâz’ın beyanına göre ulemâ Ureyne hadîsinin mânâsı hususunda ihtilâf etmişlerdir. Seleften bazılarına göre bu ceza Hudûd ve Muharebe âyeti inmezden Önce verilmiştir. Âyet inince bu cezayı neshetmiştir. Bazılarına göre bu hüküm neshedilmemiş; muharebe âyeti onlar hakkında inmiştir. Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) bu cezayı kısas olmak üzere vermiştir. Çünkü mürtedler onun çobanına aynı muameleyi yapmışlardı. müsle (yani bazı uzuvlarını keserek düzeltme)-nin haram değil tenzîhen mekruh olduğunu söylemişlerdir. verilmeme meselesine gelince: Bu hususta Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem)’in bir emri yoktur. Kâdî Iyâz «öldürülmesi farz olan bir kimse su isterse kasden manî olunup da kendisine iki âzâb birden tatbik edilemiyeceği hususunda müslümanlar ittifak etmişlerdir.» diyor. Fakat Nevevî buna i-tiraz etmiş; ve şunları söylemiştir: «Bu sahîh hadîsde beyân olunmuştur ki mürtedler çobanı Öldürmüş; İslâm-dan dönmüşlerdir. Şu halde ne su istemede ne de başka hususta kendilerine hürmet kalmaz. Ulemâmız: Yanında taharet için muhtaç olduğu suyu bulunan bir kimsenin o suyu Ölümden veya şiddetli susuzluktan korkan bir mürtedde verip de teyemmüm etmesi caiz değildir. Fakat suyu isteyen bir zimmî veya hayvan olursa vermek lâzım gelir; bu takdirde o su ile abdest caiz olmaz demişlerdir.»

Kaynak: Sahîh-i Müslim Kasâme Muhakibler Kısas...
Konu: Muhariblerle Mürtedlerin Hükmü Bâbı