Destek Sitesi platformunda Uzman olmak ister misiniz?

Uzman olmak için Şimdi başvurun.

İbrahim Halil Sallallahü Aleyhi Ve Sellem’in Faziletlerine Dair Bir Bab

Oluşturulma tarihi: 5.02.2025 19:31    Güncellendi: 5.02.2025 19:31
6294-) Bana Ebû-t-Tahir rivâyet etti. ki): Bize Abdullah b. Vehb haber verdi. ki): Bana Cerîr b. Hâzun Eyyûb-u Sahtiyanî’den o da Muhammed b. Sîrîn-den o da Ebû Hüreyre-den naklen haber verdi ki Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuşlar: ibrahim (aleyhisselâm) üç yalandan başka hiç yalan söylememiştir. (Bunların) ikisi Allah-ın zâtına aiddir. Biri ben gerçekten pastayım; diğeri belki bu işi büyükleri olan şu put yapmıştır demesidir. Bir tanesi de Sâre hakkındadır. İbrahim yanında Sere olduğu halde bir cebbarın memleketine gelmişti. Sâre insanların en güzeli idi. İbrahim ona: Bu cebbar senin benim karım olduğunu bilirse senin için bana galebe çalar. Binâenaleyh sana sorarsa kendinin kız kardeşim olduğunu haber ver. Çünkü sen İslâm-da benim kıt kardeşimsin. Zira yeryüzünde senle benden başka muslöman bilmiyorum dedi. Vaktaki Cebbâr-ın memleketine girdiler. Onun bir adamı Sâre-yi gördü. Ve Cebbar-a vararak: Gerçekten senin memleketine öyle bir kadın geldi ki bu kadının senden başkasına âid olması yakışık olmaz dedi. Cebbar hemen Sâre-ye adam göndererek onu getirtti. İbrahim (aleyhisselâm) namaza kalktı. Sâre Cebbâr-ın yanına girince Cebbar elini ona uzatmaktan kendini alamadı. Fakat eli şiddetli bir şekilde yakalandı. Bunun üzerine Cebbar ona: Allah-a dua et de elimi salsın! Sana bir zarar vermîyeçeğim dedi. O da bunu yaptı. Fakat Cebbar saldırışım tekrarladı. Ve eli ilk defakinden daha şiddetli şekilde yakalandı. Cebbar Sâre-ye deminkinin mislini söyledi. O da yaptı. Fakat Cebbar aynı hareketi tekrarladı. Ve eli İlk İkiden daha şiddetli şekilde yakalandı. Artık Cebbar: Allah-a duâ et benim elimi salıversin. Allah şahidim olsun sana bir zarar vermiyeceğim dedi. O da bunu yaptı ve Cebbâr-ın eli salındı. (Bu sefer) Cebbar Sâre-yi getiren adamı çağırarak: Sen bana ancak bir şeytan getirmişsin bana insan getirmemişsin! Bunu hemen memleketimden çıkar. Haceri de ona veri» dedi. diyor ki: Sâre yürüyerek döndü geldi. İbrahim (Aleyhîsselâm) onun geldiğini görünce ona: Ne haber? diye sordu. Sâre: Hayırdır Allah facirin elini men etti. Bana da bir hizmetçi İhsan etti dedi. Hüreyre: «Ey gökyüzü suyunun oğullan! İşte anneniz bu katlindir » demiş. hadîsi Buhârî «Nikâh» «Büyü-» ve «Enbiya» bahislerinde tahric etmiştir. diyor ki: «Allah-dan gelen bir hükmü tebliğ hususunda yalan söylemekten bütün peygamberler ma-sumdurlar. Bu husustaki yalanın azı çoğu müsavidir. Ama tebliğ kabilinden olmayıp sıfatlardan sayılan dünya umuruna aid ufak bir yalanın vukuu mümkün müdür değil midir. Bu hususta selefle halefden İki meşhur kavil rivâyet olunmuştur.» Iyâz da şunları söylemiştir: «Sahîh olan şudur ki: Tebliğe ait husûsatta peygamberlerin yalan söylemesi tasavvur olunamaz. Küçük günahları onlara caiz görelim görmeyelim ve keza söylenen yalan az olsun çok olsun hüküm budur. Çünkü nübüvvet makamı yalana tenezzül etmez. Yalanı caiz görmek Peygamberlerin sözlerine itimadı kaldırır.» İbrâhim-in Allah-ın zatına ait söylediği iki yalanla Sâre hakkında söylediği bir yalandan murad hakikatte yalan değil ancak muhatabın anlayışına nisbetle yalandır. Çünkü îbrâhim (aleyhisselâm) tevriye yapmış ve Sâre hakkında İslâm-da kız kardeşim demiştir. Zahiren tevriye olan bu sözün bâtını bir hakikattir. Çünkü bütün müslümanlar birbirinin din kardeşidirler. Bu sözün tevriye değil de yalan olduğunu kabul etsek zâlimin zulmünü def için yalan söylemek yine caizdir. fukaha ittifak etmişlerdir ki zâlimin biri gelerek bir kimseden evinde gizlediği şahsı öldürmek için istese yahut elinde emanet buluna bir malı gasbetmeye çalışsa hâne sahibinin gizleyip inkâr etmesi vâcib olur. îşte bu caiz hattâ vâcib bir yalandır. Zulmü def için meşru olmuştur. Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) bu gibi zahiren yalan görünen şeylerin haram olan yalan da dahil olmadığına tenbihde bulunmuştur. îbrâhim-in Allahü teâlâ-nın zatına ait yalanlan yıldızlara bakıp: Ben hasta olacağım demesi ve böylelikle küffarla birlikte onların bayramlarına iştirakden kurtulması bir de; bu işi koca put yapmıştır demesidir. Halbuki küçük putları kendisi kırmıştı. Sâre hakkındaki sözü dahi hakikatte Allah-ın zâtına aittir. Çünkü zâlimi zinadan men etmek için söylenmiştir. Ancak bunda kâfir zâlim için bir haz ve menfaat bulunduğundan ötekilerden ayrılmıştır. Zâlim demektir. Bununla kimin kastedildiği ihtilaflıdır. Bazılarına göre Mısır hükümdarı Amr b. Îmrül-Kays-dır. Bir takımları Ürdün hükümdarı Sâdût olduğunu daha başkaları Süfyân b. Arvan nâmındaki Harran hükümdarı idiğini söylemişlerdir. Siyer ulemâsının beyânına göre İbrahim (aleyhisselâm) bir müddet Şam-da kalmış sonra orada kıtlık zuhur ederek Hazret-i Sâre ile birlikte Mısır’a gitmiştir. Orada firavn sülâlelerinin ilk hükümdarına tesadüf etmiş. Bu adam uzun zaman yaşamış. Bir zâlim imiş. Hadîsin bir rivâyetine göre zâlim ve cebbar Firavn evvelâ Hazret-i ibrahim-e haber göndererek huzuruna celbetmiş. Ve ona bu kadının kim olduğunu sormuş. Hazret-i îbrâhim kız kardeşi olduğunu söylemiş. Sonra Sâre-ye bunu haber vererek sorulursa onun da aynı şeyi söylemesini tenbih etmiştir. Cebbâr-ın âdeti evli kadınlara tecavüzmüş. Hazret-i Sâre-yi huzuruna getirdiklerinde hemen tecavüze yeltenmişse de eli şiddetle tutulmuş hattâ bir rivâyette göğsüne kadar olan kısmı kurumuştur. Bunu görünce Hazret-i Sâre-den aman dilemiş kurtulması için Allah-a dua etmesini istemiş bir daha tecavüze yeltenmiyeceğine söz vermis Hazret-i Sâre de dua etmiş neticede Firavn-ın eli eski haline dönmüşse de zâlim Firavn verdiği sözü hemen unutarak tekrar tecavüze kalkışmıştır. Bu üç defa tekerrür etmiş. Nihayet sözünde durmuş ve Hazret-i Sâre-nin bir şeytan olduğu kanaatına vararak onu getireni çağırtmış ve Sâre-nin derhal Mısır toprağından çıkarılmasını kendisine Hâcer namındaki hizmetçinin de hediye edilmesini emretmiştir. Çünkü İslâmiyetten önce insanlar cin ve şeytan meselesini son derece büyültür görülen her hârikanın onlar tarafından yapıldığına inanırlardı. Hazret-i Sâreye Hâcer-i bağışlamasının sebebi onun cin olduğuna inanması ve zarar getirmesinden bu suretle kurtulmak istemesi olsa gerektir. hakkında Hazret-i Sâre-nin duası şu olmuştur: «Allahim! Bilirsin ki Sana ve Resûlüne iman etmiş bir kimseyim. Namusumu da korumuşumdur. Binâenaleyh fou kâfiri bana musallat kılma.» Ebû Hüreyre-nin: «Ey gökyüzü suyunun oğulları» tâbirinden murad bütün Arablardır. Nesepleri saf ve hâlis oldukları için onları safi semâ suyuna benzetmiş olması muhtemeldir. Bazıları Arabların ekseriyetle hayvancılıkta ve gökyüzünden inen yağmurun suladığı mera ve nebatlarla geçindikleri için bu tâbiri kullandığını söylemişlerdir. Kâdî Iyâz-a göre: Bu sözle Ebû Hüreyre yalnız ensarı kasdetmiştir. Çünkü onların uzak dedelerinden birinin İsmi yağmur suyu manâsına gelen «Mâû-s-Sema»-dır.

Kaynak: Sahîh-i Müslim Faziletler
Konu: İbrahim Halil Sallallahü Aleyhi Ve Sellem’in Faziletlerine Dair Bir Bab