Destek Sitesi platformunda Uzman olmak ister misiniz?

Uzman olmak için Şimdi başvurun.

Hızır Aleyhisselâm’ın Faziletlerine Ait Bir Bab

Oluşturulma tarihi: 5.02.2025 19:31    Güncellendi: 5.02.2025 19:31
6313-) Bize Amr b. Muhammed En-Nâkıd ile İshâk b. İbrahim El-Hanzali Ubeydullah b. Saîd ve Muhammed b. Ebî Ömer El-Mekkî hep bîrden İbn Uyeyne-den rivâyet ettiler. Lâfız İbn Ebî Ömer-indir. (Dediler ki): Bize Süfyân b. Uyeyne rivâyet etti. ki): Bize Amr b. Dînar Saîd b. Cübeyr-den rivâyet etti. (Şöyle dedi): İbn Abbâs-a: Nevi El-Bikâlî Benî İsrail-in Peygamberi Mûsa (aleyhisselâm)’in Hızır (aleyhisselâm)’ın arkadaşı Mûsa olmadığını söylüyor dedim. Bunun üzerine şunu söyledi: Allah-ın düşmanı yalan söylemiş. Ben Übey b. Kâ-b-ı dinledim. Diyordu ki: Ben Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem)-i şöyle buyururkea işittim; (aleyhisselâm) Benî israil-in orasında hutbe okumak için ayağa kalktı da kendisine insanların hangisi en âlimdir diye soruldu. Mûsa: En âlîm benim dedi. Bunun üzerine Allah onu muaheze eyledi. Çünkü ilmi Allah-a tefviz etmedi. Allah ona: İki denizin kavuştuğu yerde benim kullarımdan bir kul var o senden daha âlimdir diye vahy indirdi. Mûsa: Rabbîm! Benim için onunla buluşmanın yolu nedir?» diye sordu. Kendisine: Bir zenbilin içine bir balık koyarak sırtına al. Bu balığı nerede kaybedersen o zat oradadır denildi. Mûsa yola revan oldu. Onunla birlikte hizmetçisi de yola çıktı. Bu zat Yûşa- b. Nûn idi. Mûsa (aleyhisselâm) bir zenbilde bir balık taşıyordu. Hizmetçisi ile birlikte yürüyerek gittiler. Nihayet bir kayaya vardılar. (Orada) gerek Mûsa (aleyhisselâm) gerekse hizmetçisi uyukladılar. Derken zenbildeki balık harekete gelerek zenbilden çıktı. Ve denize düştü. Allah ondan suyun akıntısını kesti. Hattâ (su) kemer gibi oldu. Balık için bir kanal meydana gelmişti. Mûsa ile hizmetçisi için şaşacak bir şey olmuştu. Günlerinin kalan kısmı ile o geceyi de yürüdüler. Mûsa-nın arkadaşı ona haber vermeyi unutmuştu. Mûsa (aleyhisselâm) sabahlayınca hizmetçisine: Sabah kahvaltımızı getîr. Gerçekten bu yolculuğumuzda müşkilâtla karşılaştık dedi. Ama emrolunduğu yeri geçinceye kadar yorulmadı. Hizmetçi: Gördün mü kayaya geldiğimizde gerçekten ben balığı unuttum. Ama onu hatırlamayı bana ancak şeytan unutturdu. Ve denizde şaşılacak bir şekilde yolunu tuttu dedi. Mûsa: İşte bizim istediğimiz buydu dedi. Hemen izlerini takib ederek geriye döndüler. Kendi İzlerini takib ediyorlardı. Nihayet kayaya geldiler. Orada örtünmüş bir adam gördü. Üzerinde bir elbise vardı. Mûsa ona selâm verdi. Hızır ona: Senin bu yerinde selâm ne gezer. Ben Mûsa-yım! Benî İsrail-in Mûsa-sı mı? Evet! Sen Allah-ın İlminden bir ilmi bilmektesin ki Allah onu sana öğretmiştir. Onu ben bilmem. Ben de Allah-ın ilminden bir ilim üzerindeyim ki onu bana öğretmiştir. Sen bilmezsin dedi. Mûsa (aleyhisselâm) ona: Sana öğretilenden hakkı bana öğretmek sortiyle sana tâbi olabilir miyim? diye sordu. (Hızır): Sen benimle beraber sabra takat getiremezsin iyice bilmediğin bir şeye nasıl sabredebilirsin ki? dedi. (Mûsa) Beni İnşaallah sabırlı bulacaksın. Sana hiç bir hususda karşı gelmem dedi. Hızır ona: O halde bana tâbi olursan bana hiç bir şey sorma. Tâ ki kendim sana ondan bir şey anıp söyleyinceye kadar! dedi. Mûsa: Pekâlâ! cevâbını verdi. Müteakiben Hızır-la Mûsa deniz sahilinden yürüyerek yola revan oldular. Derken yanlarına bir gemi uğradı. Bunlar kendilerini gemiye almaları hususunda gemicilerle konuştular. Gemiciler Hızır-ı derhal tanıdılar. Ve ikisini de ücretsiz olarak gemiye bindirdiler. Derken Hızır geminin tahtalarından birine vurarak onu çıkardı. Bunun üzerine Mûsa ona: Bir cemâat bizi parasız gemilerine bindirdiler. Sen onların gemİ-sîne kastederek yolcularını boğmak için onu yaraladın. Gerçekten çok büyük bir iş yaptın dedi. Hızır: Ben sana benimle beraber sabra güç yetiremezsin demedim mi? dedi. Mûsa: Unuttuğumdan dolayı beni muaheze etme. Bu işde benim başıma güçlük de çıkarma dedi. Bundan sonra gemiden çıktılar. Sahilde yürürlerken bir de baktılar ki bir çocuk sair çocuklarla oynuyor. Hızır hemen onun kofasından tutarak eliyle onu kopardı ve çocuğu öldürdü. Bunun üzerine Mûsa: Masum bir nefsi kısas hakkın olmaksızın öldürdün mü? Gerçekten yadırganacak bir şey yaptın! dedi. Hızır: Ben sana benimle beraber sabra güç yetiremezsin demedim mi dedi. Mûsa: Ama bu birinciden daha şiddetli idi dedi ve ilâve etti: Bundan sonra sana bir şey sorarsam bir daha benimle arkadaşlık etme. Benim tarafımdan özür derecesine vardın! dedi. Yine yürüdüler. Nihayet bir köye vararak köylülerden yiyecek istediler. Onlar kendilerini misafir kabul etmekten çekindiler. Bu sefer o köyde yıkılmak üzere olan bir duvar buldular. Hızır onu doğrulttu. Hızır eliyle şöyle işaret ediyor. Eğrilmiş diyordu. Onu doğrulttu. Mûsa ona: Bir kavim ki kendilerine geldik de bizi ne misafir aldılar ne doyurdular. Dilesen bunun için ücret alabilirdin dedi. Hızır: Artık bu senle benim aramızın ayrılmasıdır. Sabredemediğin şeyin te-vilini sana haber vereceğim dedi.» (sallallahü aleyhi ve sellem) buyurmuşlar ki: «Allah Mûsa-ya rahmet eylesin. Dilerdim ki sabrefmeliydi de Hızır-la beraber görüp geçirdiklerini bize anlatmalıydı...» diyor ki: Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdular: «Birincisi Mûsa-nın bir unutması idi. Bir serçe gelerek geminin kenarına kondu. Sonra denize bir gaga vurdu. Bunun üzerine Hızır ona: Benim ilmimle senin ilmin Allah-ın ilminden ancak şu serçenin denizden azalttığı su kadar azaltmıştır dedi.» b. Cübeyr Şöyle dedi: İbn Abbâs şu âyeti okuyordu: «Önlerinde bir hükümdar vardı ki işe yarar geminin hepsini gasben alacaktı.» âyeti de okuyordu: gelince: O kâfirdi.»

Kaynak: Sahîh-i Müslim Faziletler
Konu: Hızır Aleyhisselâm’ın Faziletlerine Ait Bir Bab