Destek Sitesi platformunda Uzman olmak ister misiniz?

Uzman olmak için Şimdi başvurun.

Hızır Aleyhisselâm’ın Faziletlerine Ait Bir Bab

Oluşturulma tarihi: 5.02.2025 19:31    Güncellendi: 5.02.2025 19:31
6315-) Bize Ubey b. Ka-b rivâyet etti. ki): Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem)’ı şöyle buyururken işittim: şu ki ; Bir defa Mûsa (aleyhisselâm) kavminin içinde onlara Allah-ın günlerini hatırlatıyordu. Allah-ın günleri nimetleriyle belâlarıdır. Bir ara şöyle dedi: Yeryüzünde benden daha hayırlı yahut daha âlim bir kimse bilmiyorum. Bunun üzerine Allah kendisine şunu vahyetti: Ben hayrı yahut hayrın kimde olduğunu ondan daha âlâ bilirim. Gerçekten yeryüzünde bir zat var ki o senden daha âlimdir. Mûsa: Yâ Rabbi! Onu bana göster dedi. Kendisine: Azık olarak yanına tuzlu bir balık al. O zat senin balığı kaybedeceğin yerdedir denildi. Müteakiben Mûsa ile hizmetçisini bırakarak yürümeye devam etti. Derken balık suda harekete geçti. Su üzerine kapanmaz oldu. Dehliz gibi olmuştu. Bunun üzerine hizmetçisi: Nebiyyullah-a yetişip ona haber versem mi ki dedi. Arkacığından kendisine unutturuldu. Kayayı geçtikleri vakit Mûsa hizmetçisine: Sabah kahvaltımızı getir. Gerçekten bu yolculuğumuzda müşkîlâtla karşılaştık. Ama kayayı geçinceye kadar onlara güçlük isabet etmemişti. Hizmetçisi hemen hatırladı: Gördün mü kayaya geldiğimiz vakit ben balığı unuttum. Ama onu hatırlamamı bana ancak şeytan unutturdu. Hem denizde şaşılacak şekilde yolunu tuttu gitti dedi. Mûsa: Aradığınızı buydu dedi. Ve izlerini takibederek gerisin geriye döndüler. Hizmetçisi ona balığın yerini gösterdi. Mûsa: Bana da burası tarif olundu dedi ve aramaya gitti. Bir de ne görsün Hızır! Bir elbiseyle örtünmüş. Arkası üstü başının üzerine (yahut başının ortası üzerine) yatıyor. Esselâmualeyküm! dedi. Bunun üzerine Hızır yüzünden elbiseyi açtı: Vealeykümüsselâm! Sen kimsin? Ben Mûsa-yım! Hangi Mûsa? Benî İsrail-in Mûsa-sı! Seni büyük bir iş getirmiş olmalı. Sana öğretilen hakdan bana öğretmen için geldim. Ama sen benimle beraber sabretmeye güç yetiremezsin. İyice bilmediğin bir şeye nasıl sabredebilirsin ki? Bir şey ki ben onu yapmaya memur olurum. Sen onu görürsen sabredemezsin. Inşaallah beni sabırlı bulacaksın! Sana hiç bir şeyde karşı gelmem. O halde bana tâbi olursan; bana hiç bir şey sorma. Tâ ki kendiliğimden sana ondan bir şey anlatıncaya kadar. yola revan oldular: Nihayet gemiye bindikleri vakit Hızır gemiyi yaraladı. Ûnu kasden yaptı. Mûsa (aleyhisselâm) kendisine: Bu gemiyi üzerindekîleri boğmak İçin mi yaraladın gerçekten şaşacak bir iş yaptın dedi. Ben sana benimle beraber sabretmeye güç yetıremezsin demedim mi? Unuttuğumdan dolayı beni muaheze buyurma. Bu işde benim başıma güçlük de çıkarma! yürüdüler. Nihayet oynayan bir takım çocuklara rastladılar. Hızır hemen bunlardan birinin yanına vararak hiç düşünmeden onu Öldürdü. O anda Mûsa (aleyhisselâm) yadırganacak bir şekilde ürktü. Masum bir nefsi kısas hakkın olmaksızın öldürdün mü? Gerçekten yadırganacak bir şey yaptın dedi.» Resûlüllah bu yerde şöyle buyurdular: rahmeti bize ve Mûsa-ya olsun! Eğer acele etmeseydi şaşılacak şeyler görecekti. Lâkin ona arkadaşından utanmak geldi. Bundan sonra sana bir şey sorarsam bir daha benimle arkadaşlık etme. Benim tarafımdan özür derecesine vardın dedi. Eğer sabretmiş olsaydı şaşılacak şeyler görecekti.» diyor ki: Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) Peygamberlerden birini andığı vakit kendinden başlar: rahmeti bize ve kardeşim filâna olsun! Allah-ın rahmeti bize olsun.» derdi. yürüdüler. Nihayet alçak bir takım köy halkına vardılar. Ve bütün meclislerde dolaşarak köy halkından yiyecek istediler. Fakat onlar kendilerini misafir etmekten çekindiler. Derken Hızır o köyde yıkılmak üzere olan bir duvar buldu. Ve onu doğrulttu. Mûsa: İsteseydin buna karşılık ücret alırdın dedi. Hızır: Bu benimle senin ayrılığımızdir dedi ve elbisesinden tuttu. Sana sabredemediğin şeylerin te-vilini haber vereceğim dedi: Gemi denizde çalışan bir fakım fakirlerin idi... âyetini sonuna kadar okudu. Onu zabdede-cek hükümdar geldiği vakit delinmiş bulacak ve bırakıp gidecek. de onu tahta ile tamir edecekler. Oğlan ise yaratıldığı an kâfir olarak yaratılmıştı. Anası babası ona karşı şefkatli idiler. Oğlan yetişmiş olsa onları azgınlık ve küfre sevkedecekti. Bu sebeple biz onun yerine annesiyle babasına Rablerinin ondan daha yararlı ve daha merhametli bir evlât vermesini diledik. Duvara gelince: Bu duvar şehirde iki yetim çocuğa ait idi. Altında...» âyeti sonuna kadar okudu.

Kaynak: Sahîh-i Müslim Faziletler
Konu: Hızır Aleyhisselâm’ın Faziletlerine Ait Bir Bab