7415-)
Bana Harmele b. Yahya Et-Tücîbî de rivâyet etti. ki): Bize İbn Vehb ha-cer verdi. ki): Bana Yûnus İbn Şihab-dan naklen haber verdi. ki): Bana Hamza b. Abdillah b. Ömer haber verdi ki: Abdullah b. Ömer Şöyle dedi: Ben Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem): bir kavmi azab etmeyi dilerse azab o kavmin içindekilere isâbet eder. Sonra amelleri üzerine diriltilirler.» buyururken işittim. b. Ömer rivâyetini Buhârî «Kitâbu-l-Fiten» de tahric etmiştir. teâlâ-ya hüsn-ü zanda bulunmanın mânâsı; Ölürken onun rahmet ve affını ummaktır. Ulemâ kulun hâli hayatında korku ile ümit arasında bulunması gerektiğini söylemişlerdir. Bazıları Allah korkusunun rahmet ümidinden daha fazla olması lâzım geldiğini söylemişlerdir. Ölüm emareleri belirince artık ümid tarafı galebe çalmalı yahut kulun hâli sırf ümidden ibaret olmalıdır. Çünkü Allah korkusundan maksat günahlardan kaçmnınk amel ve taatları cok yapmaya gavret göstermektir. Ölüm halinde ise bunlar imkânsızdır. Binâenaleyh Allah-a hüsn-ü zanda bulunmak onun affı merhametine sığınmak müstehab görünmüştür. Zîra bunda kulun Allah-a muhtaçlığı mânâsı vardır. Nitekim Bâbımızın non hadîsi de bunu te-yid eder. Bu hadîs kul ne halde öldüyse o halde dirileceğine delâlet etmektedir. hadîsdeki «men» kelimesi umum bildiren sigalardandır. Şu halde Allah-ın azabı dünyada iyilere de isabet edecek demektir. Lâkin kıyâmet gününde herkes ameline göre diriltileceğinden iyiler dünyada gördükleri o azabın karşılığında mükâfata nail olacaklardır.
Kaynak: Sahîh-i Müslim Cennet Ve Onun Nimetleri...